Soyluluk ve özgürlük birbirinden ayrılmaz iki kavramdı ve göçebe özgürdü. Çölde bir insan, mekana hükmettiğinin bilincindeydi, bu yüzden zamanın baskısından kurtuluyordu. Çöl insanı, çadır bozarak geçmiş zamanı silebiliyordu, zamanı ve yeri henüz belirmediği için yarın bir hüsran olarak görünmüyordu. Fakat şehirli insan bir mahpustu, onun bir yerde sürekli kalması her şeyi zamanın gayesi haline getiriyordu.
Bir insanın kendi düşüncelerinin farkında olmasından daha zor bir şey yoktur. Sayesinde gördüğümüz göz dışında her şey doğrudan görülebilir.
Her düşünce doğrudan incelenebilir, incelemeyi onun vasıtasıyla yaptığımız düşünce hariç.