İnsan hayatında umutsuzluk içinde yüzdüğü anlar vardır. İşte tam da öyle anlar için "ışık" tadında bir kitap. Karanlığı aydınlatan, bizleri hayat ve evren konusunda fazlasıyla bilinçlendiren, zihnimizi eğitmemizi sağlayan bir "ışık". Evrenle bağını güçlendirmesi için herkesin mutlaka okumasını tavsiye ediyorum.
Tezer Özlü hayran olduğum kadınlardan biri, hayata karşı sergilediği duruşu, sözcüklerindeki acıyı, ve en önemlisi yaşamı boyunca bırakmadığı hayatı anlama, arama, ve korkusuzca tatma inancı...
Okuduğum her kitabında olduğu gibi bu kitabında da, ondan öğrendiğim, düşüncelerine katıldığım, sözcüklerde kendimi bulduğum onca fikir vardı, çünkü biliyorum ki okuduğum her satır Tezer Özlü’nün dünyasına açılan bir kapı..
Küçük mutlulukları, hayatın merkezine yerleştirmeyi öğreten, derin felsefi yapısı olan bir kitaptır.Her okuyanın kendine has anlamlar edinmesi Küçük Prens kitabını özel kılan şeylerden sadece bir tanesi, fakat ne gariptir ki edilen her anlam bir şekilde aynı kapıya çıkmaktadır.Yani yazar,
Saint-Ex ‘büyüklerin içindeki çocuğa’ veya ‘çocuk kalmayı unutanlara’ ithaf etmiştir. Onun için Küçük Prens’i çocuklara değil, aslında büyüklere okutmak gerekir.
Montaigne bu eserinde, insanların konuşmaya hatta düşünmeye bile cesaret edemediği kavramları dile getirmeyi ustalıkla başarmış. Tekrar tekrar ve tekrar okumayı hakedecek
bir kitap.
sabahattin ali’nin mest olarak okuduğum bir kitabı daha..
sözcüklerden geçerken zihnimde canlanan her öykünün içinde yer almak muazzam bir his,
masalları ise çocukluğun özlemleri..