İnsanoğlu zamanı daima gökyüzüne bakarak ölçmüştür; dolayısıyla haftanın yedi gününe Güneş, Ay ve en yakın beş gezegenden isim verilmesi tesadüf olmasa gerek. Pazar (Sunday, yani Güneş günü) ve Pazartesi (Monday, yani Ay günü) zaten kolaylıkla anlaşılmaktadır; diğer gezegenler de adını Roma tanrılarından almıştır. Latinceniz benimki kadar kötüyse, Fransızca’sından çıkarmanız daha kolay olacak: Mardi, Mars günü;Mercredi, Merkür günü; Jeudi, Jüpiter günü ve Vendredi, Venüs günü anlamına gelmektedir. Herkesin en sevdiği dinlenme günü olan Cumartesi (Saturday) ise anlamına yakışır bir şekil de, Satürn günü demenin tembelce bir yoludur. Anglosakson karşılıkları ise biraz daha çözümleme gerektirmektedir:Tuesılay (Salı) kelimesinin kökeni Tyrsday dir ve Mars’a benzeyen Nors savaş tanrısı Tyr’dan gelir. Merkür’le ilişkili Nors tanrısı O din, bize Odinsday adını bağışlamıştır ve bu gün artık Wednesday (Çarşamba) olarak anılmaktadır. Ünlü Jüpiter’e, diğer adıyla Jove’a tıpatıp benzeyen Nors tanrısı Thor, Thursday’ye (Perşembe) adını verirken, Venüs’e benzeyen Nors bereket tanrıçası Freya’nın adı da Friday’ye (Cuma) bahşedilmiştir.
Gördünüz mü? Vikingler olmasaydı, her şey çok daha anlaşılır bir hal alacaktı.
“(…) Annelerimin dediği gibi…”
“Anneler mi? Çoğul yani?” dedi Emir.
“Evet, ben dokuz anneden doğdum.”
“Nasıl…”
“Hiç sorma! Anneler Günü benim için ızdıraba dönüşüyor. Dokuz ayrı telefon konuşması. Dokuz ayrı çiçek siparişi. Çocukken, dokuz ayrı kahvaltı hazırlayıp yataklarına…ah kanka, açtırma ağzımı şimdi! Her neyse, şu fotoğrafı çekelim.”
“Yeminimi ettim,” dedi Sam. “İnşallah yeminime bağlı kalıp, Kur’an ve Hz. Muhammed’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğretileri doğrultusunda Emir Fadlan’la evleneceğim.”
Bifrost Köprüsü’nün bu ağır Müslüman yemininin ağırlığı altında yıkılmasından endişelendim. Ama Heimdall’ın fableti gözlerinin arasına çarpmış gibi görünen Emir dışında her şey aynıydı.
Emir de kekeleyerek, “Sallallahü Aleyhi ve Sellem,” dedi.
“…Bunun farkına varmamış olabilirsin lakin içki boynuzunun bir ucu denizin en derinindeydi. O kadar çok içtin ki okyanusun seviyesini değiştirip gelgitler yarattın. Senin yüzündendir ki artık, deniz suları sonsuza dek alçalıp yükselecek alçalıp yükselecek, Thor. İçecekten dördüncü bir yudum almadığında rahatladım. Bütün okyanusu kurutabilirdin. “
Kafasının derinliklerindeki bir ses, ona haykırıyordu. Pes etmemesi gerektiğini, onu, bundan daha önemli bir yazgının beklediğini söylüyordu. Gerçi Thor bunun ne olduğunu bilmese bile, en azından bu köyde olmadığını biliyordu.