İnsanlığın mutluluğunu sağlamak için Tanrı’nın bir gün bize sonsuz sevinçler vereceği umuduyla bedenin güzelliğini hor görmek, güçlerini azaltmak, hızını durdurmak, iştahlarımızı oruçla köreltmek, kısacası tabiatın nimetlerini tepmek, yüksek bir din çabasıdır; ama araçsız, boş bir erdem kuruntusuyla ya da belki hiç gelmeyecek yoksulluklara önceden alışmak kaygısıyla insanın bedenine eziyet etmesi, nefsini köreltmesi, aşırı bir deliliğe düşmek, kendine yok yere zulüm, tabiata karşı nankörlük etmek, Tanrı’nın verdiklerini ona borçlanmak istemez gibi çiğnemektir.
“Tanrım! Buna bayılıyorum!”
“Oyuna mı?” diye sordu Todd.
“Evet, bir de aktörlüğe!” dedi Neil. “Bu dünyadaki en güzel şeylerden biri olsa gerek. Çoğu insan, yarı heyecanlı hayatlar yaşıyor, o da şanslılarsa. Ama ben rolleri kapabilirsem düzinelerce muhteşem hayatı yaşayabilirim.”
Gelin, benim dostlarım,
Çok geç değildir henüz yeni bir dünya aramak için…
çünkü benim amacım
Ölünceye kadar yelken açmaktır ötesine gün batımının… ve
Eski günlerdeki gücümüz olmasa da artık
O yeri göğü titreten, biz yine de biziz;
Hâlâ mangal gibi yüreğimiz var,
Zaman ve kader yıpratsa da bizi, irademiz kuvvetli
Çabalamak, araştırmak, bulmak ve pes etmemek için.