Hay Meselesi
"Quyruqlu it kimi yaltaqlıq etdi, Beləcə yaşadı qorxaq köpoğlu. Yetmiş növ millətə arvadlıq etdi, Tək bizə göz tikdi Daşnak köpoğlu."
Sayfa 85 - Tayma·Kitabı okuyor
Şiir
İmâm-ı Beyhakî (Rahimehullah) Ehl-i Sünnet îtikādı (ve inançları) üzerine yazdığı <el-İ'tikad" isimli eserinde: Nebîler(in ruhları bedenlerinden) kabzolunduktan sonra ruhları onlara geri döndürülür ve artık onlar Rableri nezdinde şehitler (hakkında vârid olan âyet-i kerimelerde buyrulduğu) gibi gerçek mânâda diridirler." demiştir. (el-Beyhaki, İ'tikād, sh:305; es-Süyûti, el-Hầvi li'l-fetâvầ, 2/180)
Sayfa 25
Alıntı
Reklam
John Peter Eckermann
"Bu arada," diye devam etti Goethe, "Tiedge'nin Urania'sı yüzünden başına az iş gelmedi; çünkü bir ara Urania'dan başka şarkı söylenmiyor, başka şiir okunmuyordu. Nereye gidersen git, her yerde karşına Urania çıkıyordu; her sohbetin konusu Urania ve ölümsüzlüktü. Gelecekteki yaşama inanma mutluluğundan yoksun olmak istemem, Lorenzino de' Medici gibi başka yaşamdan ümidini kesenlerin, bu yaşamlarında da zaten ölmüş olduklarını düşünürüm; sıradan yorumlara ve düşünceyi rahatsız eden spekülasyonlara konu olmak için böylesi kavranamaz şeyler insana çok yabancı. Ayrıca sonraki yaşama inananlar, içten içe mutludurlar, ama bundan gurur duymak için bir nedenleri de yoktur doğrusu. Tiedge'nin Urania'sı nedeniyle, soylular kadar dindarların da aristokrat olduklarını söylemiştim. Tiedge gibi, ölümsüzlüğe inandıkları için gururlu aptal kadınlara rastladım, bazılarının bu konu hakkında beni kibirle sorguya çekmesine de katlanmak zorunda kaldım. Tabii ben de şöyle konuşarak onların canını sıktım: Bu yaşamdan sonra bir başka yaşam bizi mutlu edecekse, bu hoşuma gider doğrusu; ama ben, şimdi burada bulunan ve buna inananlarla o tarafta karşılaşmayı kesinlikle istemem. Yoksa bu benim için gerçek bir felaket olur! Dindarlar etrafımı sarıp şöyle diyebilirler: Biz haklı çıkmadık mı? Biz size zaten söylememiş miydik? İşte bakın, dediğimiz gerçekleşmedi mi? Yani öbür tarafta da can sıkıntısının sonu gelmezdi." "Ölümsüzlük düşüncesi ile meşgul olmak," diye devam etti Goethe, "soylu sınıfın, özellikle de işi gücü olmayan kadınların işi. Bu tarafta doğru düzgün biri olmayı düşünen ve bu uğurda her gün çaba gösteren, mücadele eden ve üreten çalışkan bir insan ise sonraki hayat konusuyla ilgilenmez, bu dünyada çalışıp faydalı olur. Ayrıca ölümsüzlük düşüncesi daha çok talihin yüzüne gülmediği
Alıntı
"Âhireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve i'tikàd ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek."
Kabir/ İkinci Yol·Kitabı okuyor
Risale-i Nur
Hem şükür içinde sâfî bir îmân var, hàlis bir tevhid bulunur. Çünkü bir elmayı yiyen ve “ Elhamdülillâh ” diyen adam, o şükür ile ilân eder ki; “ O elma doğrudan doğruya dest‑i Kudretin yâdigârı ve doğrudan doğruya hazine‑i Rahmetin hediyesidir ” demesi ile ve i'tikàd etmesi ile, herşeyi − cüz'î olsun, küllî olsun − O’nun dest‑i kudretine teslîm ediyor. Ve her şeyde Rahmetin cilvesini bilir. Hakîki bir îmânı ve hàlis bir tevhidi, şükür ile beyân ediyor.
1924'te Mustafa Kemal bu radikal sekülarist devrimlerini Türk milletine ve İslâm dünyasına şu biçimde açıklamaktaydı: "İntisabı ile mutmain ve mesûd bulun-duğumuz diyânet-i islâmiyyeyi asırlardan beri mütemâyil olduğu vechile bir vâsıta-i siyaset mevki'inden tenzih ve i'lâ etmek elzem olduğu hakikatini müşâhede ediyoruz.... İ'tikád ve vicdâniyâtımızı... her türlü menfaat ve ihtirâsâta sahne-i tecelliyyat olan siyasiyatten.... bir an evvel kat'iyyen tahlis etmek, milletin dünyevî ve uhrevî sa'a-detinin emrettiği bir zarûrettir."
Reklam
Reklam