8/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:09
Kitabı okumaya devam ederken hata payımızın ne ölçüde dilimize yansıdığını görmek, bizi varlığımızın nedenlerine itiyor. Bu düşünce; insanın hem çok derin kalma hem de derinliğinden çok uzak kalma sebebinin sorumluluğunu taşıdığını göstermekte. Öz konuşmak ve Allah için konuşmak, insanın en büyük ihtiyacıdır. Bu ihtiyacı fark etmek; hayırlara vesile olacak yarınların habercisi gibidir. İnsan unutmamalıdır ki Allah'ın bizim ibadetlerimize veya O'nu sürekli anmamıza ihtiyacı yoktur; ancak insan, içindeki büyük boşlukları Allah'ı anarak ve ibadet ederek kapatabilir. "Biz insanı en güzel şekilde yarattık." (Tîn Suresi, 4. ayet) ifadesi, aklın ve kalbin anahtarı olmalı; bu anahtar, ruhumuzu ve dilimizi paklamaya, istikrar sağlamaya yeterli olacaktır. Kitabu Afati'l-Lisan Dilin Afetleri
Duygu ve Düşünce
Kitabu Afati'l-Lisan Dilin Afetleriİmam Gazali · Ravza Yayınevi · 202117bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 199. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:38
Žižek'in Encore için seçtiği felsefi/politik metin- lerden oluşan "Tin Kemiktir" ve popüler kültür metinlerini içeren "Bilinmeyen Bilinenler" serisi işte bu farklı boyuta, kabul görmemiş inançlarımızın hatta toplumsal değerlerimizin temelini oluşturan ama yine de görmezlikten geldiğimiz, farkında olmadı- ğımız alanlara odaklanıyor. Hegel'in "Tin Kemiktir" formülündeki kafatası kemiği Žižek'e göre öznedeki temsillenemez bir imkânsızlığı, bir boşluğu işaret eder. Onun Donald Rumsfeld analizinde ileri sürdüğü bildiğimizi bilmediklerimiz ek önermesi Rumsfeld'in Irak'ta yapılan işkenceleri bildiğini bil- memesine, yani Lacan'ın söylediği “kendini bilmeyen bilgiye ilişkindir: 2003'te Rumsfeld biraz amatörce, bilinen ve bi- linmeyen arasındaki ilişki hakkında felsefe yapmaya girişti: "Bilinen bilinenler vardır. Bunlar bildiğimizi bildiğimiz şeylerdir. Bilinen bilinmeyenler vardır. Yani, bazı şeyler vardır ki bilmediğimizi biliriz. Fakat bilinmeyen bilinmeyenler de vardır. Bunlar öyledir ki bilmediğimizi bilmeyiz.” Onun eklemeyi unuttuğu önemli bir dördüncü tanım var: 'bilinmeyen bilinenler', bildiğimizi bilmediğimiz şeyler ki bu tam anlamıyla Freudcu bilinçdışıdır...
Hayata Dair
Kutsal, Müstehcen ve Yaşayan-ÖlülerSlavoj Zizek · Encore Yayınları · 20251 okunma
Reklam
Namıdiğer "Müslümanların El Kitabı"
10/10
·712 syf.··
2026 5. kitabı
·
189 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:18
Riyazü's Salihin, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in hadislerini okuyup hayat düsturu edinmek isteyen Müslümanların adeta başucu kitabıdır. İslam dünyasında Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok okunan kitap olarak nitelendirilen Riyazü's Salihin, 13'üncü yüzyılda yaşayan İmam Nevevi tarafından kaleme alınmış. Nevevi, bir Müslümanın günlük hayatında bilmeye ihtiyaç duyacağı konulardan başlıklar edinerek, ayet ve hadisleri derlemiş ve gelecek nesillere büyük bir miras bırakmış. Eser bünyesinde, 18 bölüm, 400'e yakın bab ve 1900 civarında hadisten meydana geliyor. Bazı bölüm ve babları onlarca hadisten, bazıları birkaç hadisten oluşan eserde konuların niteliği sebebiyle tekrar eden pek çok hadis var fakat farklı konularda yeniden ele alındığı için, hadislerin tekrar kullanılması gayet doğal. Bana kalırsa bölümlerin ve özellikle babların dikkat çekici yanı, her birinin sıralanışındaki fikrî insicam ve mükemmel iç düzendir. Babların adlandırılmasındaki inanılmaz isabet, İmam Nevevi’nin hadis kitaplarındaki rivayetleri oldukça titizlikle incelediğini, Kur’an’a ve sünnete son derece hakim olduğunu bizlere açıkça gösteriyor. Nevevî, Riyâzü's Sâlihîn'e aldığı hadislerin çoğunu Kütüb-i Sitte'den seçmiş. Bunların dışında kalan hadisleri İmam Mâlik'in el-Muvattaʾı, Ebû Bekir el-Humeydî'nin el-Cemʿ beyne's-Sahîhayn'ı, Ahmed b. Hanbel'in el-Müsned'i, Hâkim en-Nîsâbûrî'nin el-Müstedrek'i ve Dârimî ile Dârekutnî'nin es-Sünen'lerinden derlemiş, hadislerin sened zincirini çıkararak sahâbî râvinin adını vermekle yetinmiş. Bazı hadislerin ve râvilerin değerlendirilmesi Nevevî tarafından yapılmış. Hadislerde geçen kelime ve tabirlerin bir kısmı açıklanmış, fazla uzun hadisler bazen kısaltılmış, çok az sayıda hadis mâna ile rivayet edilmiş. Bence önemli bir nokta: __Nevevî,
1000Kitap
Riyâzü's Sâlihînİmam Nevevi · Tin Yayınları · 20244,313 okunma
İdealizme Taarruz ve Tarihe Materyalist Bir Bakış
9/10
·128 syf.·
2026 13. kitabı
1844 Elyazmaları’nda liberal iktisadı eleştirip yabancılaşma kuramını ortaya koyan Karl Marx, bu eserinde idealist filozoflara, özellikle de Alman idealizmine, sert biçimde saldırıyor. Almanya’da idealizmi, Hegel’den sonra kendilerine “Genç Hegelciler” denen grup temsil ediyor. Marx’ın bu kitaptaki yazılarının amaçlarından biri de Hegeli ve Genç Hegelcilerin felsefesini eleştirmek.Hegeli okurken ben de Tin, töz gibi kavramları biraz safsata ve dinsel bulmuştum. Karl Marx, idealist filozofları hayalî şeyleri öne sürerek burjuvaziye hizmet etmekle ve laf salatası yapmakla suçluyor. Marx’a göre bu filozoflar dini ortadan kaldımıyor, adeta yeni bir din yaratıyorlar. Kitabın ana omurgasını Karl Marx’ın tarih anlayışı, yani tarihsel materyalizm oluşturuyor. Buna göre tarihi ilerleten şey; okullarda öğretildiği gibi kralların ve devletlerin birbiriyle mücadelesi ya da Hegel’in öne sürdüğü gibi fikirlerin çelişkisi sonucu ortaya çıkan sentez değil, somut maddi koşullar, üretim araçları ve tarihteki sınıfların üretim araçları uzerindeki mücadelesidir.Tarih ekonomik ilişkiler üzerinden ilerler ve böyle okunmalıdır. Dünya tarihi, kralların, büyük adamalrın, ülkelerin birbiriyle Savaşı'nın yaptığı degil sınıf mücadelelerinin yaptigi tarihdir.Toplumlar ekonomik sistemler üzerinden sekillenir ve değişir. Sistemdeki her çelişki yeni bir devrime ve gelişmeye yol açar. İnsanlık; ilkel komünal toplumdan köleci topluma, oradan toprak temelli üretimin yapıldığı feodaliteye, ardından sanayi ve makine üretimine dayalı kapitalizme ilerler. Kapitalizmde, mülklerden yani üretim araçlarından yoksun olan işçiler devrim yaparak üretim araçlarını kamulaştıracak, böylece sosyalizme geçilecektir. En sonunda ise özel mülkiyet düzeninin, sınıfların ve devletlerin ortadan kalktığı “dünya cenneti”
Alman İdeolojisiKarl Marx · Sol Yayınları · 2004844 okunma
Puan vermedi·143 syf.·
2025 65. kitabı
Jung'a göre insan zihni yalnızca kişisel deneyimlerden oluşmaz. Her insanın bilinçdışında, insanlık tarihinin ortak psikolojik mirası olan bir kolektif bilinçdışı bulunur. Bu alanda, kültürden kültüre tekrar eden evrensel kalıplar yani arketipler yer alır. Kitapta Ele Alınan Dört Arketip Anne Arketipi: Koruma, besleme, şefkat ve doğurganlık sembolüdür. Anne figürü, toprak, mağara, ev veya doğa gibi sembollerle temsil edilebilir. Hem olumlu (koruyucu) hem olumsuz (boğucu, yutucu) yönleri vardır. Yeniden Doğuş (Rebirth) Arketipi: Ölümden sonra diriliş, dönüşüm ve ruhsal yenilenme temalarını içerir. Mitlerdeki kahraman yolculukları ve dini anlatılardaki yeniden doğuş motifleri bu arketiple ilişkilendirilir. Tin/Ruh (Spirit) Arketipi: Bilgelik, rehberlik ve yüksek anlam arayışını temsil eder. Yaşlı bilge adam, mürşit, filozof veya öğretmen figürlerinde ortaya çıkabilir. Hilebaz (Trickster) Arketipi: Kuralları bozan, düzeni altüst eden, kaos yaratan ama aynı zamanda dönüşümü başlatan figürdür. Mitolojilerdeki kurnaz karakterlerde ve halk hikâyelerindeki düzen bozucularda görülür.
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,678 okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2026 91. kitabı
#Okudumbitirdim Her kalp kendi şarkısını söyler./ Jean-Philipp Sendker Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen akıcı duzenli bir olay örgüsü ile birbirini tamamlayan geçmiş ve gelecek arasında akışkan bir anlatımı ile #Arkadya yayınları bildiğimiz gibi. Kitap, hukuk fakültesinden yeni mezun olan Julia’nın, ertesi gün aniden ortadan kaybolan babası Tin Win’in izini sürmesiyle başlıyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen babasından hiçbir haber alamıyor. Ta ki eski eşyalarının arasında Mi Mi’ye yazılmış bir mektup bulunana kadar… Bu mektup Julia’yı Burma’ya, geçmişin sırlarıyla dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Kalaw’da tanıştığı U Ba sayesinde babasının bilinmeyen hayatını öğrenmeye başlıyor. İşte tam burada hikâye insanın içine işliyor. Gözleri görmeyen Tin Win ile ayakları tutmayan Mi Mi’nin birbirini tamamlayan sevgisi o kadar saf ve gerçek hissettiriliyor ki, bazı satırlarda durup düşünmeden edemiyorsunuz. Gerçek sevgi fiziksel engelleri tamamen unutturabilir mi? Aşk bazen konuşmadan da anlaşılabilir mi? Sorularına cevap niteliğinde bir aşka tanıklık ediyoruz. Kitap sadece bir aşk hikâyesi değil; içinde savaş, korku, aile sevgisi, umut, cesaret ve hayata tutunma mücadelesi de var. Burma’nın Gizemli havası ve batıl inançları da hikâyeye farklı bir boyuta taşıyor. En çok da şu düşünce aklımda kaldı: “Ailemizi gerçekten ne kadar tanıyoruz?” Bazı kitaplar biter ama etkisi kalır ya, işte bu kitap tam olarak öyle oldu benim için. Tavsiyemdir....
Her Kalp Kendi Şarkısını SöylerJan-Philipp Sendker · Arkadya Yayınları · 20192,651 okunma
Reklam
Reklam