1 1 Eylül 2001 ikiz kule olayı da çok şaibelidir. Bu olay ABD'nin tüm dünyaya saldırmasını meşru kılar. Afganistan sonra Irak'ın işgaline yol açılır. Bugün 1 1 Eylül saldırısının devlet görevlileri tarafından bilindiği hatta planlandığı hakkında söylentiler yok değil. Amerikalı vatansever bir avukat 1 1 Eylül olayıyla ilgili tüm delilleri toplayarak o zaman görevde bulıınan Condelezza Rice ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e bilerek kule olayında binlerce Amerikan vatandaşının ölmesine sebep oldular, diye vatana hıyanet davası açmıştır. Fakat bu tip aykırı sesleri hiçbir zaman ortalık yerlerde, çok satılan gazetelerde okuyamaz veya çok izlenen televizyonlarda izleyemez, duyamazsınız. Çünkü duyurulmaz.
Sayfa 60 - Sömürgecilik Batı İcadıdır.·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bana kalırsa çok sürmeyecek, bu dayakla tedavinin faydası herkes tarafından sabit görülerek tıp kongrelerinde müzakere konusu olacak.
Sayfa 57 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sen düzenleyici falan değil, işi gücü olmayan herhangi bir tipsin, gibi şeyler demek geliyor içimden, karşımda aralıksız konuşan bu alttan üstten sıkıştırılmış piknik tip kadına. Saçının sarı olması söz konusu değil, öyle olsa kaş siyah olmaz, fakat saç kanarya sarısına boyanmış, köftecinin ismi basılı kağıt peçetesiyle, ağladığı için, gözünden akan siyah boyaları siliyor
Tip...
* 1937, 1959, 1963 ve diğer bir sürü tezgahtan geçtikten sonra baktık ki, Türkiye’de ‘eh’ bir sol parti, yani İşçi Partisi kurulmuş. Tüzüğünü okudum. O zamana göre zararsız buldum ve partiye girdim. Partinin genel merkezi o vakit İstanbul’daydı. Partiye ge­ lince, hiç yadırgamadım. Genel başkanı, daha talebeliğimden be­ri hürmet ettiğim, Zincirli Hürriyet dergisinin sahibi, devletler hukuku doçenti M. Ali Aybar’dı. İdareciler de Behice Boran, Sadun Aren ve diğer tanıdık arkadaşlardı. Parti bir enstitü gibiydi. Üyelerimizi eğitiyorduk. Haftanın sayılı günlerinde çeşitli konu­larda seminerler düzenliyorduk. Ben ‘Kürt sorunu’nu üstlenmiş­tim. Verdiğim seminerler, hocalarımız M. Ali Aybar, Behice Boran ve diğer arkadaşlarca beğeniliyordu. 209-210
Sayfa 209·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Başınız ağrıdığı için hastaneye gidersiniz, film çekilir, tomog-rafi çekilir. Tomografideki radyasyon başka hastalıklara meydan hazırlar. Bir şey bulunamaz, ağrı kesici yazılır. Size iyi gelen ve bır an için sizi rahatlatan ağrı kesici sizin dostunuz oluverir. Hal-buki ağrı kesici sorunu düzeltmemekte, beyninizin ağrıyı algıla-ma kapasitesini düşürmektedir. "Non-steroid anti inflamatuar" adıyla tıp camiasında meşhur olan bu ağrı kesicilerin yan etkileri ise uzun solukta korkunçtur: Midede ülser, karaciğerde yağlan-ma, böbrek yetmezliğine yol açma gibi birçok uzun soluklu yan etkiler... Halbuki sizin başınızın ağrıma sebebi o gün ödemeniz gereken borcu ödeyememenizdi. Karın tokluğuna sizi çalıştıran, ihtiyacınız olmayan şeylere sizi yönlendirip borç altına sokan sonra da faize bir şekilde bulaştırarak kısır döngü içerisinde fare kapanı gibi sıkıştıran küresel efendiler, size şifayı sihirbazların değnekleri gibi başka bir yerde göstererek yıllarca oyalayabil-mektedirler. Çekilen tomografi ile beyninize aldığınız radyasyon belki de ileride ortaya çıkacak beyin tümörünün sebebi olup ol-madığını sorgulamak kimsenin aklına gelmez.
Sayfa 209
Alıntı
Tıp fakültesi ikinci sınıf fizyoloji dersinde nörotransmitter adı verilen, beyinde üretilen ve çeşitli fonksiyonları olan bazı maddeler anlatılır. Seratonin bunlardan biridir. Seratonin anla-tılırken bu maddenin görevlerinden birisinin beyinde mutluluk oluşturduğu söylenir. Tüm öğrencilerin aklında aynı soru vardır: "O zaman seratonini artırırsak mutlu oluruz?" Evet, aynen de öyledir, modern tıp mutlu olmayı seratonine bağlamıştır. Son-raki sınıflarda "depresyon" anlatılırken önceden zihni hazırla-nan bizlere sebep olarak "seratonin" eksikliği yeniden hatırlatılır. Sonra farmakoloji (ilaç) dersinde depresyon ilaçları anlatılırken seratonini yükseltmek gerektiği ve çeşitli mekanizmalar ile bunu artıran ilaçlar olduğu söylenir. Artık mezun olunduğunda for-mül bellidir: mutsuz olana seratonin ilacı yaz! Sanki yağı azaldı-ğında takviye yapılması gereken bir makine gibi davranılır insan bedenine. İnsan bedeni, maalesef doktor adaylarına sadece kitap üzerinden öğretildiği için, sanki bir makinenin kılavuzunu oku-yup, kılavuza göre üzerinde ayar oynaması yapar gibi davranmak kaçınılmaz hâle gelir.
Sayfa 201
Alıntı