Tanrı Öldü, Yerine Enerji mi Geldi?
Nietzsche’nin “Tanrı öldü” sözü çoğu zaman yanlış anlaşılır. O, yalnızca dini inançların zayıfladığını değil; insanların dünyayı anlamlandırdığı eski değerlerin çöktüğünü anlatıyordu. Fakat görünen o ki insan anlam aramaktan vazgeçmiyor. Bugün bazı insanlar Tanrı’dan söz etmiyor olabilir. Ama onun yerine “enerji”, “evrenin mesajı”, “çekim yasası” ya da “titreşim frekansı” gibi kavramlarla konuşuyor. Belki de soru şudur: İnsan gerçekten Tanrı’yı mı terk etti? Yoksa yalnızca kullandığı sembolleri mi değiştirdi? Nietzsche bugün yaşasaydı, insanların eski tanrıları terk ederken yeni putlar üretmeye devam ettiğini söyleyebilirdi. Çünkü bazen değişen şey inancın kendisi değildir. Yalnızca aldığı biçimdir. — Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 21.06.2026
Bibliyosmia
Biz hayatın hep kenar mahallelerinde gezdik. Işıklı vitrinler, süslü cümleler bizim harcımız değildi. Biz, bir parça ekmeği bölüşür gibi bölüştük hüznü." Ahmet ERHAN
1000Kitap
Reklam
Gitmeni istemiyorum biliyorum dönmeyeceksin. Her şey anlamını yitirdi biliyorum un ufak oldu gitmene izin veriyorum. Zor olsa da denedim çok denedim hemde. Çok denedim. Kanadım her yerimden ağlamam bitti içimdeki bağırıp çağırmalar bitmiyor ama ağlayacak gözyaşım bile kalmadı. Acımı serbest bıraktım. Yarın tüm gün yatakta uyumak ısmarladım sorumlulukta istemiyorum yetişkinlikte. Bunu tek başıma çözücem nasıl bilmiyorum ama çözücem sessizliğe ihtiyacım var kaybolmaya. Bu sefer senin bile bulmana izin vermicem. Sana yazdığım mektupları alaya aldın gizledim yazdıklarımı. Sana yazıp özleyip herkes bu aşkın tadını merak ederken senim kalbinde minik titreşim bile yaratamadım. Koşmuyorum artık dizlerim koşup düşmekten kan revan. Gitmek istiyorsun tüm yollar senin gidebilirsin artık dönmeyeceksin biliyorum git çünkü böylesi senin için daha iyi daha güzel. Tutmaya gücüm kalmadı giden güzelliğim ve gençliğime üzülmüyorum sendeki bitişi gördüm artık yerim yok orada özgürsün sakince oturup yaşıcam sen özgürsün
İç ile Dış Arasında
Yaşa bu ömrü,bakma zamana, Yaşamak kalır yalnız insana. Hayat denilen şey duyguya bağlı, O ne söylüyorsa her zaman haklı. Kafanı karıştırır dıştaki sesler, "Bizi,bizi dinle" haykırır sözler. Çok olur seni yoldan ayıran, Seni senden çalar söylenen yalan. Bir an sessiz kalıp susunca dünya, Uyanıp anlarsın,son bulur rüya. Hep içte taşırsın aranan yeri, İnsan kendinde bulur gerçek değeri. Ne kadar değişse dıştaki yüzler, İçte kalan his gerçeği süzer. Ömür dediğin şey geçip giderken, Yorulup,boyun eğme dünyaya erken. Ne kadar çoğalsa insanın sözü, Değişmez içinde saklı o özü. Zaman silerken bütün izleri, İç taşır her zaman gerçek değeri. İçe döndükçe azalır yükler, Bir bir çözülür düğümlü sözler. Ne varsa toplumda,kalabalıkta, Bir gölge gibi kalır uzakta.
Duygu,Düşünce
Sessizce izlenir duygu,düşünce, Her biri görünür içe inince. Zihin bir araçtır,sunar geçmişi, Düşünce zihinde izler her işi. Geçmişten kalanlar duygu eseri, Tatları iletmiş her bir değeri. İnsan da düşünür,görür zihni, Zihnin içinde kalmış tadın kendini. İnsan baktığında içte olana, Yol alır usulca hakikat,şuura. Ne isim aranır ne de ki suret, Özünde kaybolur kurulmuş hasret. Bir damla misali ummanda erir, Sessizlik içinde kendini bilir. Söz bittiği yerde var olur bu hâl, Orada kaybolur korku ve hayal. Sözler açılırsa bir isim gibi, İşaret,vurguya döner her biri. Tanımlar çözülüp öze bürünür, Bakan,bakılan da içte görünür. Yalnız bunu görür sözleri çözen. İzlerken olanı anlayıb,bilen. İçinde açılır zamansız kapı, Gerçeğe dönecek vardığı yapı.
Kısaca "Sana ait olan seni bulur." Bulması dileğiyle..
Evrenin temelinde titreşim vardır. Atomlardan yıldızlara, düşüncelerden duygulara kadar her şey belirli bir frekansta var olur. Rezonans yasası bize, benzer frekansların birbirini çekme ve birbirleriyle uyumlanma eğiliminde olduğunu söyler. İnsan da yalnızca fiziksel bir varlık değil, düşünceleri, duyguları ve niyetleriyle sürekli bir enerji alanı oluşturan bir varlıktır. Korku, endişe ve eksiklik bilinci farklı bir frekans üretirken, güven, sevgi ve içsel denge bambaşka bir titreşim yaratır. Hayatımıza giren insanlar, deneyimler ve fırsatlar çoğu zaman bulunduğumuz bu titreşimsel alanla uyum içindedir. Bu nedenle sana ait olan şey, onu ne kadar zorladığınla değil, onunla ne kadar uyumlandığınla ilgilidir. Aynı frekansta titreşen iki enerji er ya da geç rezonansa girer. Aradaki mesafeler, zaman farkları ve belirsizlikler bu uyumu geciktirebilir, fakat ortadan kaldıramaz. ◦♡ Eğer sana aitse, sana ulaşmak için okyanusları, mesafeleri ve tüm şüpheleri aşacaktır.
Hayata Dair
Reklam
Reklam