Dehanın ahlaksal çılgınlığı. — Büyük zekâların belli bir türünde üzücü, kısmen korkunç bir oyun gözlemlenir: En verimli anları, yukarılara ve uzaklara doğru uçuşları, sanki genel yapılarına uygun değil ve bir şekilde güçlerini aşıyor gibidir, öyle ki her seferinde bir arıza ve zaman içerisinde de makinenin bozukluğu söz konusu olur, bu bozukluk kendini burada değinilen dehalarda bedensel rahatsızlıklardan çok, çeşitli ahlaki ve zihinsel belirtilerle düzenli olarak gösterir. Rousseau ile Schopenhauer gibi aşırı kişisel ve bağımlı karakterlerde birdenbire ortaya çıkan o anlaşılmaz korku, kibir, nefret, kıskançlık, bağnazlık ve sofuluk bir kalp problemi sonucu olabilir: Bu da sinir rahatsızlığının sonucudur ve nihayetinde bu da sonuçtur. — — Deha içimizde olduğu sürece cesur hatta sanki çıldırmış gibiyizdir, yaşama, sağlığa ve onura dikkat etmeyiz; günü bir kartaldan daha özgür uçarak geçirir, karanlıkta bir baykuştan daha güvendeyizdir. Ama birdenbire bizi terk eder ve aynı şekilde birdenbire bir korku sarar içimizi: Artık kendimizi anlamayız, yaşanmış yaşanmamış her şeyin ıstırabını çekeriz, sanki çıplak kayalar altında, bir fırtına öncesinde her tıkırtıdan ve gölgeden korkan acınacak çocuk ruhları gibiyizdir. - Dünyada yapılan kötülüklerin dörtte üçü korkudan kaynaklanır: Ve bu özellikle fizyolojik bir olaydır! —