*Amin Maalouf'un okuduğum ilk kitabı. 'Ezel' dizisinde görüp almıştım ama ancak okuma fırsatı bulabildim.
*Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Hayyam'ın kurgu hikayesi. Bu 3 karakterden başlayıp İran'daki devrime kadar uzanan yolculuk.. Kitap bölümler halinde oluşuyor. İlk 2 bölüm gayet sürükleyici son 2 bölüm ise İran'ın tarihi hakkında.
Kitapta etkileyici,altı çizilecek çok bölüm var. Benim dikkatimi en çok çeken kısım burasıydı:
"Üç arkadaş İran'ın yüksek yaylalarında gezintiye çıkmış. Karşılarına bir pars çıkmış, dünyanın en yırtıcı yaratığıymış. Pars üç adamı uzun uzun süzmüş, sonra üzerlerine doğru koşmaya başlamış. Birincisi, en yaşlı, en zengin, en güçlüleriymiş. Haykırmış: "Ben buraların hakimiyim, bana ait olan bu toprakları bir hayvanın mahvetmesine asla
izin vermem." Yanındaki iki av köpeğini parsın üzerine salmış. Köpekler parsı ısırmayı başarmışlar gerçi; ama bu yaptıkları yırtıcı hayvanı iyice azdırmış, köpekleri öldürdükten sonra efendilerinin üzerine atlamış ve karnını deşmiş. Nizam-ül’Mülk'ün payına bu düşmüş. İkincisi şöyle demiş kendi kendine: "Ben bir ilim adamıyım, herkes bana saygı duyup itibar ediyor, niye kaderimi köpeklerle parsın arasındaki kavganın sonucuna bağlayayım?" Dövüşün sonunu beklemeden sırtını dönüp kaçmış. O zamandan beri yırtıcı hayvanın kendi izinde olduğunu düşünüyor ve
mağaradan mağaraya, kulübeden kulübeye dolanıp duruyormuş. Ömer Hayyam'ın payına bu düşmüş.
Üçüncüsü bir inanç adamıymış. Ellerini açıp, hakim bakışlarını üzerine dikip, güzel sözler söyleyerek parsa doğru ilerlemiş. "Bu topraklara hoş geldin" demiş. "Arkadaşlarım benden daha zengindi, onları soydun, benden daha gururluydular, onları alçalttın." Hayvan büyülenmiş, uysallaşmış bir halde dinliyormuş. Adam onun üzerinde egemenliğini kurmuş, onu
evcilleştirmeyi