Nur İşcan

Nur İşcan
@todoshi
"Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş, Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş!" Daha önce de belirttiğim gibi ne yazık ki şiirle çok geç tanıştım, çok geç şiir sevmeye başladım.. Atsız'dan okuduğum ilk şiir olan 'Kahramanların Ölümü' beni fazlasıyla etkilemişti, tabi bunda 'Dağ' filminin etkisi de çok büyük:) En beğendiğim şiiri ise şüphesiz 'Geri Gelen Mektup' oldu :) O zarf açılsaydı, o şiir okunsaydı Atsız'dan etkinlenmemesi mümkün olur muydu? "Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'Kelime Oyunu' programından etimolojiye merak salmıştım. Yazarın kendisini de bu kitabı çıkartmadan önce Twitter'dan takip ediyordum, orda da ara ara kelimelerin nerelerden geldiğini yazıyordu. Alanım olmadığı için çok ayrıntılı olmayan ama neyin nerden geldiğini de sıkmadan, eğlendirerek anlatan bi kitap arayışındayken bu kitabın çıkması beni çok mutlu etmişti. Fuardayken de kitabımı imzalatma şansı bulabildim, fazlasıyla güler yüzlü birisi :) Bir yolculuk için gayet güzel bir alternatif olabilir, keyifli okumalar dilerim :)
Lisedeyken sayısal grubu tercih etmiştim. Nerdeyse her sayısalcı gibi alan dersleri dışındaki dersleri pek önemsemiyodum, ne yazık ki :( Edebiyat dersini de hocam yüzünden pek sevemezdim, şiirlere hep bi mesafem vardı. O dönem müdürümüz değişmiş yeni müdürümüz de edebiyat öğretmeniydi. Bizimle daha yakın olabilme açısından hem de tanımamız açısından ara ara derslere girerdi. Bir sefer girdiğinde biraz sohbet ettikten sonra şiir okudu sanırım onun sesinden, onun anlatımından sonra sınıftakilerin bütün çoğunluğu(ben de dahil) edebiyat dersine ısındık, şiir sevmeye başladık. Okuduğu şiir 'Göğe Bakma Durağı' idi.. Ondandır ki bu şiirin yeri bende hep ayrıdır, beni şiire ısındırdığı için. Kitap ismi de içindeki en güzel şiirden almış :)
*Amin Maalouf'un okuduğum ilk kitabı. 'Ezel' dizisinde görüp almıştım ama ancak okuma fırsatı bulabildim. *Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Hayyam'ın kurgu hikayesi. Bu 3 karakterden başlayıp İran'daki devrime kadar uzanan yolculuk.. Kitap bölümler halinde oluşuyor. İlk 2 bölüm gayet sürükleyici son 2 bölüm ise İran'ın tarihi hakkında. Kitapta etkileyici,altı çizilecek çok bölüm var. Benim dikkatimi en çok çeken kısım burasıydı: "Üç arkadaş İran'ın yüksek yaylalarında gezintiye çıkmış. Karşılarına bir pars çıkmış, dünyanın en yırtıcı yaratığıymış. Pars üç adamı uzun uzun süzmüş, sonra üzerlerine doğru koşmaya başlamış. Birincisi, en yaşlı, en zengin, en güçlüleriymiş. Haykırmış: "Ben buraların hakimiyim, bana ait olan bu toprakları bir hayvanın mahvetmesine asla izin vermem." Yanındaki iki av köpeğini parsın üzerine salmış. Köpekler parsı ısırmayı başarmışlar gerçi; ama bu yaptıkları yırtıcı hayvanı iyice azdırmış, köpekleri öldürdükten sonra efendilerinin üzerine atlamış ve karnını deşmiş. Nizam-ül’Mülk'ün payına bu düşmüş. İkincisi şöyle demiş kendi kendine: "Ben bir ilim adamıyım, herkes bana saygı duyup itibar ediyor, niye kaderimi köpeklerle parsın arasındaki kavganın sonucuna bağlayayım?" Dövüşün sonunu beklemeden sırtını dönüp kaçmış. O zamandan beri yırtıcı hayvanın kendi izinde olduğunu düşünüyor ve mağaradan mağaraya, kulübeden kulübeye dolanıp duruyormuş. Ömer Hayyam'ın payına bu düşmüş. Üçüncüsü bir inanç adamıymış. Ellerini açıp, hakim bakışlarını üzerine dikip, güzel sözler söyleyerek parsa doğru ilerlemiş. "Bu topraklara hoş geldin" demiş. "Arkadaşlarım benden daha zengindi, onları soydun, benden daha gururluydular, onları alçalttın." Hayvan büyülenmiş, uysallaşmış bir halde dinliyormuş. Adam onun üzerinde egemenliğini kurmuş, onu evcilleştirmeyi

Nur İşcan

, bir kitap okudu
8/10
·318 syf.·
7 günde okudu
·
2020 19. kitabı
Amin Maalouf
8.2/10 · 74,8bin okunma