ما أصَابَ من مصيبة في الأرض ولا فِي انْفُسِكُمْ إِلا فِي كِتاب Ne arzda, ne de nefislerinizde hiç bir musibet isabet etmez ki her halde bir kitabda yazılı olmasın.
MUSİBET: Hedefine isabet eden mermi gibi insana şiddetle dokunan hadise ve felakettir. Arzda musībet, arzda herhangi bir zarar ve harabîye sebeb olan âfetler, ziyanlardır. Kuraklık, kıtlık hasılât veya hayvanata ârız olan afetler, ev veya şehir yıkımı, arazi ziyaı, zelzele vesair her türlü zararlara şamil olur. Ne-fislerdeki musibet de ölüm, hastalık, yara, bere, kırık, habis, işkence, açlık, susuzluk, züğürtlük gibi canlara teallük eden acılardır. Tatlı muvaffakiyyetler, Allah'ın fadlı olduğu gibi bütün musibetler de Allah'ın ilm-i ezelîsinde veya Levh- i mahfuzda yazılmış bir takdiridir. Öyle ki, من قبل أن نبراها o arz veya o nefsiler veya o musibeti yaratmamızdan, vücuda getirmemizden evvel yazmışızdır. O, nasıl mümkün olur denilmesin أن ذلك على الله يسير Zira o, Allah'a göre kolaydır. Çünkü Allah teâlâ, madde ve müddetten müstağnîdir. O halde mukadder olan musîbetten ise, kaçınmakla kurtulunmaz. O yazılmış ise, yalnız müsabakaya girişenlere değil, kaçanlara veya oturup zevk ve rahatına bakanlara dahi gelir çatar. Bu hususta böyle i'tikad etmeli ve o yolda hareket eylemelidir. Mesaibe karşı böyle kadere i'tikadın kalbe kuvvet ve metanet vermek gerek acı ve gerek tatlı hadisat karşısında sarsılmamak faidesi vardır. Bu şöyle beyan buyuruluyor: لِكَيْلَا تأسَوْا عَلَى مَا فَاتَكُمْ yazı şu hikmet içindir ki, gayib ettiğiniz dünya ni'metlerine gam yemiyesiniz, yerinmiyesiniz. Allah'ın takdiri böyle imiş diye mütesellî olup, metanetinizi muhafaza edesiniz. ولا تَفْرَحُوا بما اتبكُمْ Ve size verdiği ile de güvenmeyesiniz. Mağrurlanmayıp هذا من فضل ربى ليبلوني ءاشكر ام "("Bu Rabb'ımın fazlından dedi: Beni