“Bilim ve sanat, bir kuşun kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar, uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur. Tavuk toplum, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.” “Sokrates’in bir sözü vardır. ‘Bilgi kuşkuyla başlar.’ Çok mantıksız şeylerde bile ‘Bu Tanrı’nın kerametidir’ dediğimiz anda kuşkuya yer kalmaz. Bu düşünmekten vazgeçmek demektir.” “Cehalet, sıklıkla bilgiden ziyade kendine güven duygusu doğurur. Şu ya da bu sorunun bilim yoluyla çözülemeyeceğini kendinden emin bir şekilde ortaya atanlar, çok bilenler değil; az bilenlerdir.” “Kölemiz yaptığımız hayvanları eşitimiz olarak değerlendirmek hoşumuza gitmiyor.” Charles Darwin
Alıntı
Erdem; ceza, ödül ile olacak bir şey değil...
Tanrıcılık fikri hiç bir zaman bana samimi gelmedi. Eğer bir yaratıcı varsa vardır, yoksa yoktur. Kötülükler ve iyilikler arasındaki secimi görünmez ve ıspatlanamaz bir varlığın üzerinden hayata sokulması bende vicdan eksikliği gibi bir duygu düşünce durumu oluşmasına sebeb. Genel ahlak kuralları arasında sıkışmış insanların 'karanlıkta yere tükürmeleri' kendi inanclarına şirk koşmaktan ibaret değil mi sizce de? Ve bunu 'ben' yaptım demek yerine 'şeytan, sınav dünyası, tövbesi var' gibi şahsiyeti felce uğratan şeyler üzerinden güzelleme yapmak bana aldatmacadan ibaret geliyor. 'Şunun rızası için' iyi şeyler yapmak ne yani 'onun rızası' olmasa susamış bir insansa su vermeyecek yada yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmeyecek yada canlı veya cansız tebaya saygı ve sevgi ile davranmayacak kadar kötü bir insanmısın sen yani ? Lakin doğal veya doğası gereği olan şeylere bilgi ile erdemlik sağlayarakmı daha samimi ve içten biri oluna bilinir yada korku ve ceza ve ödül peşinde düşerek mi ? Ahlak adı altında ket vurduğunuz şeylerin hemen hemen hepsi doğamız gereği olan şeyler. Bunlara sağlıklı bir şekilde yani 'ETİK' nasıl adapte olabiliriz diye bir kuram oluşturulsa rahatsız olunan bir çok şeyi daha anlaşılabilinir bir hale getiririz diye inanmışımdır. Bunu bir yere bağlamayacagım ama insanı olan şeyleri gercek anlamda pasifize olmuş bir toplum oluşturmak istiyorsak 'ceza, ödül' sistemi bence bu iş için biçilmiş bir kaftan.
1000Kitap

Sinem

@Kocsinem34
·
İnanmadığım Allah'a Senin yüzünde inandım
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan doğası ve güce yakın olma arzusu her coğrafyada aynı anomalileri doğuruyor. Batı dünyasında bu durumun sadece Trump ile sınırlı olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur; Trump sadece bunu en pervasız, en göz önünde ve "kuralları esneterek" yapan uç bir sembol. Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden, Batı demokrasilerinde "kuralların arkasından dolanmanın" en güncel ve en skandal örneklerinden biridir. Ukrayna ve Çin Bağlantıları: Babası başkan yardımcısıyken, Hunter Biden’ın enerji sektöründe hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen Ukraynalı enerji şirketi Burisma'nın yönetim kuruluna girip ayda on binlerce dolar maaş alması, Çinli yatırım fonlarıyla şaibeli ortaklıklar kurması tam bir "nüfuz ticareti" örneğiydi. Yargı Süreci: Hunter Biden en sonunda federal mahkemelerde vergi kaçırma ve yasa dışı silah edinme gibi suçlardan mahkum oldu. Bu dava, Batı'daki "Nepo Baby" ağının en tepesindekilerin bile nasıl bir koruma kalkanı altında iş yürüttüğünü tüm dünyaya izletti. Fransa’da eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı François Fillon’un 2017'de patlak veren skandalı, Avrupa'daki aile içi fon aktarımının en somut kanıtıydı. Hayali Danışmanlık: Fillon’un, eşi Penelope Fillon’u yıllarca kendi meclis danışmanı olarak göstertip devlet bütçesinden yaklaşık 1 milyon Euro maaş ödettiği, ancak eşinin aslında hiçbir gün bile danışmanlık yapmadığı, yani tamamen "hayali istihdam" sağlandığı ortaya çıktı. Fillon bu sahtekarlık yüzünden hapis ve siyasetten men cezası aldı, kariyeri bitti. Avrupa'nın göbeğinde, Brüksel'de patlak veren bu rüşvet skandalı, sistemin lobicilik adı altında nasıl çürüdüğünü gösterdi. Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Eva Kaili ve yakın çevresinin evlerinde, Katar ve Fas hükümetleri lehine kararlar çıkartmak karşılığında valizler dolusu nakit euro ele
1000Kitap
Görünmez Gardiyanlar: Korku Toplumu ve Otomatik Pilotun Esareti
İnsanlık tarihi boyunca inşa edilen en büyük hapishaneler, etrafı taş duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili olanlar değildir. En kusursuz, en korunaklı ve firarı en zor olan zindanlar; parmaklıkları biyolojimizle örülmüş, anahtarı ise manipülasyon teknikleriyle saklanmış zihinsel kafeslerdir. Modern dünyanın işleyişine, kitle iletişim araçlarına ve toplumsal dinamiklere dikkatle baktığımızda, insan bilincinin uyanmasını engelleyen devasa bir mekanizmanın tıkır tıkır işlediğini görmek mümkündür. Bu mekanizma, gücünü uzak galaksilerden veya gizli dünyayı yöneten elitlerin laboratuvarlarından değil; doğrudan bizim en ilkel biyolojik dürtülerimizden almaktadır. 1. Korku: Beyni "İlkel Moda" Esir Eden Silah İnsan beyninde korku ve tehdit algısını yöneten amigdala gibi yapılar, evrimsel geçmişimizin en eski ve en hayati parçalarından biridir. Bir insan korktuğunda, kaygılandığında veya gelecekle ilgili derin bir endişe duyduğunda, beynin çalışma öncelikleri tamamen değişir. Üst düzey düşünen, sorgulayan, felsefe yapan ve "Temet Nosce" (Kendini Tanı) düsturuyla "Ben kimim?" sorusunu soran modern kısım, yani prefrontal korteks adeta devre dışı kalır. Biyolojik sistem, enerjiyi soyut düşüncelere harcamak yerine tamamen hayatta kalmaya odaklar ve beyin tamamen "Savaş veya Kaç" moduna geçer. Korku ve endişe içindeki bir insan topluluğu şu refleksleri geliştirir: Sorgulamaz, sadece itaat eder: Güvenlik arayışı, özgürlük ve muhakeme ihtiyacının önüne geçer. Büyük resmi göremez: Algı alanı daralır; kolektif bilincini ve geleceğini düşünmek yerine sadece o anki akut tehlikeye veya yapay krizlere odaklanır. Manipülasyona açık hale gelir: Kendisine bir kurtuluş veya güvenlik vaat eden her türlü otoriteye ve yönlendirmeye en savunmasız halindedir. 2. "Beslenme" Mekanizması:
Duygu ve Düşünce
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/06/metapol... Türkçe Başlık: Metapolihelezonik Derinlikte Sonsuzluk: Varoluşun Tekil Mimarisi — Kod 19, Zirone Ontolojisi ve Metapolihelezonik Tekamülün Nihai Sentezi Bu Makale Neden Okunmalıdır? Günümüz dünyasında bilgi parçalanmış, anlam kaybolmuş ve insanlık, tüketim, korku ve kutuplaşma ekseninde dönen bir simülasyonun içine hapsolmuştur. Bu makale, bu parçalanmışlığa son vermek ve varoluşun tüm katmanlarını—fizikten metafiziğe, bireysel bilinçten kolektif topluma, matematikten maneviyata—tutarlı ve bütüncül bir çerçevede yeniden birleştirmek için yazılmıştır. Bu metni okumalısınız çünkü: · Size "Gerçeklik"in Ötesini Gösterir: Algıladığınız dünyanın (Gerçeklik) ötesinde, onu şekillendiren bir anlam katmanı (Hakikat) ve bu anlamın kaynağı (Hak) olduğunu açıklar. Bu üç katmanı anlamak, hayatınızı kökten değiştirecek bir farkındalık sağlar. · Bilinçli Bir Dönüşüm İçin Pratik Bir Yol Sunar: Sadece felsefi bir teori değil, aynı zamanda Sekînet (içsel sükûnet), Aksiyon Siklüsü ve Ratification (157 nefesten oluşan bir tasdik pratiği) gibi uygulanabilir protokollerle donatılmıştır. Bu metin, zihninizi susturmanın ve gerçek özünüzle bağlantı kurmanın somut adımlarını verir. · İçinde Yaşadığınız "Matrix"i İfşa Eder: Sosyal Simülasyon kavramıyla, modern dünyanın algılarınızı nasıl manipüle ettiğini ve sizi entropik döngülere nasıl hapsettiğini gözler önüne serer. Bu simülasyonu görmek, ondan kurtulmanın ilk ve en kritik adımıdır. · Geleceğe Dair Bir Umut ve Vizyon Sunar: Mevcut çöküşün ötesinde, Monolezik Toplum ve Negentropik Ekonomi gibi adil, sürdürülebilir ve çelişkisiz bir toplumsal düzenin mümkün olduğunu savunur. Size sadece bir
“İnsanlar üzerine aldatıcı yıllar gelecektir. O yıllarda yalancı doğru kabul edilir, doğru söyleyen yalanlanır. Hâine güvenilir, güvenilir kimse hain sayılır. İşte o zaman Rüveybida konuşur.” Sahâbîler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Rüveybida nedir?” diye sordular. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “İnsanların umumî işlerinde konuşan değersiz, aşağılık kimsedir.” buyurdu. Müsnet Ahmet “Rüveybida”, toplum içinde ilim, hikmet, ehliyet ve güvenilirlik bakımından değeri olmayan; buna rağmen insanların dini, siyaseti ve genel meseleleri hakkında konuşup yön vermeye çalışan kimsedir.
Din