ATATÜRK ÜN TAVSİYESİ
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
646 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:27
Mükemmel bir kitap.. ATAMIZIN DA DEDİĞİ GİBİ tüm ülkelerde ders niteliğinde okutulması gereken bir kitap.. bu bir hikaye roman öykü ya da senaryo değil.. Başarılı olmak isteyen bir ülkenin yöneticilerinin vatandaşlarının neyi nasıl yapması gerektiğini anlatan bence bir BAŞYAPIT.. tabiyki dünyanın herhangi bir ülkesinde hiç kimse bunları uygulamıyor.. Ancak zamanında nasıl uygulanmış ve etkisi görünmüş onu satır satır anlatan bir eser ..
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,7bin okunma
8/10
Not: Bu inceleme yazısı, bu platformdaki diğer insanlardan çok kendim için — sonraları “Bu kitap neden bahsediyordu?” dediğimde tekrar okumak için — yazılmıştır. Kitap hakkında teferruatlı bir inceleme yazısı değildir. "İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur" sözü kitabın temel düşüncesini özetler. Rousseau, özgürlüğün vazgeçilmez olduğunu, yöneticilerin halkın efendisi değil memuru olduğunu ve iyi yönetimin halkın katılımına dayandığını savunur. Ancak kitap her bölümde aynı ilgiyi uyandırmıyor. Özellikle egemenlik ve yönetim üzerine birçok düşünce farklı şekillerde tekrar ediliyor. Bu nedenle eser, başlıklara bakılarak ilgi çeken bölümleri okunabilecek ve gerektiğinde başvurulabilecek bir referans kitabı olarak değerlendirilebilir. Yine de yazıldığı dönem göz önüne alındığında siyaset felsefesi açısından önemli bir eserdir.
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sırça köşklerinizde rahat mısınız?
7/10
·141 syf.··
2026 43. kitabı
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk adlı eseri, ilk bakışta masalsı bir hikâye gibi görünse de aslında insanı, toplumu ve gücü sorgulayan derin bir anlatıdır. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanların bazen hiç ihtiyaçları olmayan şeylere nasıl inandırılabildiği oldu. Hikâyede sırça köşk, yalnızca bir yapı değildir. Bana göre insanların sorgulamadan kabul ettiği düzenin, korkuların ve çıkar ilişkilerinin simgesidir. Köşkü ayakta tutan şey camlar değil, insanların ona yüklediği anlamdır. Bu nedenle eser, gücün yalnızca onu elinde tutanlardan değil, ona boyun eğenlerden de beslendiğini düşündürüyor. Sabahattin Ali, sade bir anlatımla çok güçlü bir eleştiri ortaya koyuyor. İnsanların sorgulamayı bıraktığında nasıl kolay yönlendirilebildiğini ve zamanla kendi hayatlarını zorlaştıran düzenlerin parçası hâline gelebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle hikâye yalnızca yazıldığı döneme değil, günümüze de sesleniyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: Bazen insanlar yıkamayacakları kadar güçlü yapılarla değil, sorgulamadıkları düşüncelerle çevrilidir. Belki de en sağlam görünen köşkler, aslında en kırılgan olanlardır. Kısacası Sırça Köşk, masal gibi başlayan ama insanı toplum, güç ve sorgulama üzerine düşünmeye zorlayan etkileyici bir eser. Okuyucuya yalnızca bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda şu soruyu da soruyor: İnsan neden kendi kurduğu sırça köşklerin içinde yaşamayı kabul eder?
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,8bin okunma
9/10
·336 syf.··
2026 8. kitabı
Bir adam trafikte aniden “beyaz körlük” yaşar. Ardından bu körlük hızla yayılır ve bütün şehir kaosa sürüklenir. Devlet, hastaları karantinaya alır ama düzen kısa sürede çöker. Kitap, özellikle kör olmayan tek bir kadının gözünden insanlığın çöküşünü anlatır. Kitabın asıl meselesi: Saramago’nun anlattığı körlük fiziksel değil; daha çok insanların zaten sahip olduğu ahlaki körlük. Yani görmekle bakmak arasındaki fark. Temalar: İnsan doğası: Medeniyet çöktüğünde geriye ne kalır? Güç ve sömürü: Kaos ortamında güçlü olanın zayıfı ezmesi. Vicdan: Kör olmayan kadının taşıdığı yük. Toplum eleştirisi: Düzenin ne kadar kırılgan olduğu. Kitabın güçlü yanları: Çok çarpıcı ve rahatsız edici bir atmosfer kuruyor. İnsan psikolojisini sert ama gerçekçi anlatıyor. Okuru sürekli “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündürüyor. Sembolizmi çok güçlü. Zorlayıcı tarafları: ✘ Noktalama ve diyalog kullanımı alışılmışın dışında; ilk başta yorabilir. ✘ Ağır ve karanlık sahneler içerir. ✘ Umut hissi çok azdır. Tek cümleyle anlatmak gerekirse: “Körlük, gözleri açık insanların iç dünyadaki karanlığını anlatır.” Bu kitap bittikten sonra insanın aklında şu soru kalır: “Gerçekten görebiliyor muyuz, yoksa sadece bakıyor muyuz?” Senin sevdiğin gizemli ve derin sorgulamalara çok uygun bir kitap.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
'Gerçek' KADIN!
Puan vermedi·63 syf.··
2026 110. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:16
Simone de Beauvoir Ben Bir Feministim adlı eserinde daha önce yazmış olduğu Kadın - İkinci Cins 1 adlı yapıtındaki temel dinamikleri anlatımını sağlamıştır. Bu anlatımda röportaj havasında geçmesi ve yer yer Jean-Paul Sartre ve Albert Camus bahsetmesi de modern ve postmodern bir dünyanın 'eril-dişil' düzleminde kadının sıfatları ve yüklemleri tartışılmıştır. Simone de Beauvoir 'kadın' kavramını tüm sıfat ve yüklemlerinden arındırarak 'kadın eşittir insan' tanıtımı üzerinden bir evren kurmaktadır. Bu evrenin oluşsallığını sağlayacak denklemler düşünüldüğünde de 'eril' bireyin, yönetimin ve sistemin çizmiş olduğu kamusal kadın kimliğinin yıkılmasını istemiştir. Kadın kimliğinin sadece bedensel bir 'özne' olmadığını açıklamaya çalışan Simone de Beauvoir, toplumsallığın tabularındaki kadın formu yerine 'gerçek' kadın yani tüm sıfatlarından ve yüklemlerinden arındırılmış sadece insan olarak kadın olmayı savunmuştur.Buradan hareketle de feminizmin önder ve ilerici bir kuramcısı ve savunucusudur. Ben Bir Feministim eserde yer yer 'eril' düzenin birey, toplum ve kadın üzerindeki olumsuz tasavvurlarına değinirken ve bu değinme noktlarını Jean-Paul Sartre'nin de destek çıkmasıyla daha oturaklı bir biçemde kendi düşünüşünün onayını hem kendinden de hem de eril bireyden almıştır. Peki bu onama nedir? Asılda Simone de Beauvoir buna ihtiyacı varmış hissi düşüncesi ve eylemsel bağlamda ihtiyacı yok gözükmektedir. Ancak Simone de Beauvoir tanınma ve geniş kitleye ulaşma noktasında Jean-Paul Sartre omuzlarına dayanmıştır diyebiliriz. Lakin bu dayanma körü körüne değildir. Yeri geldiğinde Jean-Paul Sartre eleştirilerini katışıksız ve saf bir yargılamayal hem nesnel hem de öznel bağıntılarla sunmuştur.Diğer bir açıdansa Simone de Beauvoir kadn ve aile tandeminde iki kutbunda normlar ve dayatmalardan arındırılmasını hatta yıkılmasını vaaz etmiştir. Bu vaazdan hareketle düşünürün savı modern çağ ve postmodern çağda net bir
Ben Bir FeministimSimone de Beauvoir · Kadın Çevresi Yayınları · 1986190 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:08
Kalbin Sesi İle Toprağa Dönüş Mustafa Kutlu'nun hikâye kitaplarından farklı olarak deneme ve fikir yazılarından oluşmuştur. Mustafa Kutlu bu kitabında modern dünyanın getirdiği yabancılaşmaya, betonlaşmaya ve ruhsuzlaşmaya karşı fıtrî olana yani toprağa ve kalbe dönüşü savunuyor. Kitabımızda temel tema ve felsefe "Toprak ve Kalp" Kalbin Sesi; Akılcı ve modern insanın unuttuğu merhamet, kanaat, şefkat ve iman gibi hasletleri temsil eder. Toprağa Dönüş; Bu sadece coğrafi olarak (şehirden köye göç değil) aynı zamanda zihniyet ve yaşam tarzı değişikliğidir. Toprak üretimi, tevazuyu, bereketi temsil eder. Mustafa Kutlu kitpa boyunca günümüz insanı için çok sert eleştirilerde bulunuyor. Tüketim Çılgınlığı, Büyük Şehirler ve Betonlaşma, Teknoloji ve Yabancılaşma. Mustafa Kutlu aynı zamanda kitabın ikinci bölümünde "Yeni Bir Hayat Tarzı" olarak çözüm önerisinde de bulunuyor. Küçük Güzeldir, Tarım ve Hayvancılığın İhyası, Kanaat ve Toplum. Kalbin Sesi İle Toprağa Dönüş modern çağın karmaşasından, hızından ve gürültüsünden yorulanlar için bir yavaşlama ve kendi içine dönme çağrısıdır.
Kalbin Sesi İle Toprağa DönüşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2020706 okunma