Puan vermedi·303 syf.··
2026 510. kitabı
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz adlı eseri, yayıncılık dünyasının perde arkasını, kültürel sahiplenme ve sosyal medyanın manipülatif gücünü keskin bir dille eleştiren modern bir gerilim romanıdır. Hikaye, edebi anlamda başarısız bir yazar olan June Hayward’ın, çok satan yazar arkadaşı Athena Liu'nun trajik bir kaza sonucu ölümü üzerine, onun tamamlanmamış taslağını çalması ve kendi eseriymiş gibi yayımlaması etrafında şekillenir. June, eseri yayımlarken kendi adını Juniper Song olarak değiştirir ve yazar fotoğrafında ırkını belirsiz kılacak şekilde düzenlemeler yaparak, aslında kendisine ait olmayan bir kültürel mirası sahiplenir. Roman, şu temel unsurları ustalıkla işler: Kültürel Sahiplenme: Bir yazarın, kendi geçmişiyle hiçbir bağı olmayan bir konuyu, sırf popülerlik uğruna kullanmasının etik sınırlarını sorgular. Sosyal Medya ve İptal Kültürü: June'un yükselişi ve sonrasında gelen linç süreci üzerinden, internet üzerindeki tepkilerin nasıl birer silaha dönüştüğünü ve dijital çağda gerçeğin nasıl kolayca çarpıtılabileceğini gösterir. Güvenilmez Anlatıcı: Okuyucuyu, bencil ve manipülatif bir karakter olan June'un zihnine hapseder; June’un kendi eylemlerini nasıl rasyonalize ettiğini görmek, okur için rahatsız edici bir deneyime dönüşür. Sarı Yüz, edebi sahtekarlığın sınırlarını zorlayan, yayıncılık sektöründeki çeşitlilik arayışının nasıl istismar edilebileceğini ve bir başarının ardındaki yalanların, vicdan ve toplum baskısıyla nasıl bir çöküşe dönüşebileceğini anlatan oldukça güncel ve sarsıcı bir başyapıttır.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
1984
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
1984 | İnceleme Bu kitap bir kurgu ama okudukça gerçek gibi hissettiriyor. Sürekli izlenen bir toplum, düşüncenin bile suç olduğu bir düzen… Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu sert bir şekilde anlatıyor. “Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” Okuması zor değil, ama etkisi ağır.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·527 syf.·
2026 74. kitabı
Yıllar yıllar evvel okumuştum. O zaman da bayılmıştım şimdi de çok sevdim. Altını çizdiğim onca alıntıyla karşılaşmak şahaneydi ama farklı zamanların filizi olarak okumak başka başka yerleri alıntılamama neden oldu :) Nermin ayakları üzerinde duran hayata karşı kendi duruşunu korumaya çalışan sınırları olan sakin hayatı olan bir kadın. Ta ki işte arkadaşı 5 yaşındaki kızı Tuğde yi beş günlüğüne ona emanet edene kadar. Bütün travmalarını tetikleyen geçmişin bataklarından teker teker çıkaran şey işte o kız çocuğu… Ama çocuk gibi değil fettan bir kadın gibi tavırları rolleri cilveleri tehlikeli oyunları gerçekten Nermini olduğu kadar sizide dehşete düşüyor. Toplumun kadına biçtiği rolleri ne kadar erken kapıverdiğine şaşırıyorsunuz. Pembe hareler falan görmeye başlıyorsunuz :) Tuğde’nin her hali anılarına yolculuğa neden oluyor…M.Mungan severim… Kalemine bayılırım… Gözlemleri şahane… Kadın düşmanlığı gibi algılanan yerler varmış ama bence aslında bazı kadınların toplum tarafından verilen o sığ rollerle çıtkırıldım tavırlarla sahte bir karaktere bürünüp duygu ve düşüncelerini saklamayı öğrenen hep ilgiyi üzerinde bekleyen herkesi etkileme üzerine kurulu bir oyuncu olmalarına eleştiri… “Hayat bir yarış değil, kimsenin mutluluğu kimseyi mutsuz etmemeli ” Tuğde ciğim (ler) ;))
İnceleme
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20023,650 okunma
Ayak uydurmamak cezasız kalmaz...
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:25
Spoiler içerir️️️ Albert Camus'tan ilk okuduğum kitap ve bu kitabı seçtiğim için de çok mutluyum. Kitabı okumadan önce yazarla ilgili bir araştırma yapmıştım. Bu kitap resmen yazarın bakış açısının tam bir özeti. Kitabın ilk bölümünde anlatılan olayın aslında kahramanı tam olarak anlatmak adına yazılmış bir örneklem olduğunu anlıyorsunuz. Toplumla keskin bir savaş halinde olan bir insanın topluma nasıl yabancılaştığı gözler önüne serilmiş. Aslında koku, sıcaklık, tat gibi bir çok duyusal dış etkene fevkalade hassas bir adamın, toplumun duygusal çağrışımlarına kulak asmayışını, sırf toplum istiyor diye ya da topluma ayak uydurmak adına olduğundan farklı görünmeyişini okumak insanın içinde ki asi ruhu ortaya çıkarsa da aykırı bir yaşamın toplum tarafından nasılda görmezden gelinemediğini çok güzel anlatıyor. Cinayetten yargılanan bir adamın, yargılanma sürecinde, işlediği cinayetten çok annesinin ölümüne duyarsızlığı yüzünden cevaplamak zorunda kaldığı sorular, felsefi açıdan toplum tarafından zaten idama mahkum edildiği ve bunun cinayetle alakasının olmadığı fikrine kapılmama neden oldu. Toplumun cinayet işleyen insanla evrene karşı kayıtsız olan insanı aynı kefeye koyduğu görüşü çok güzel işlenmiş kitapta. Yazar ile ilgili yaptığım araştırmada dikkatimi çeken başka bir konu ise "absürd" kavramıyla çok fazla ilgilendiğiydi. Kahramanımız da absürd kavramını mükemmel bir şekilde sembolize ediyor. Okuduktan sonra kafamda oluşan yek pare soru: Toplumun beklentilerini yerine getirmek daha kolay bir yaşam sunuyorsa tutsaklık özgürlükten daha mı çok mutlu eder insanı?
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
10/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
Bazı kitaplar bilgi verir, bazı kitaplar düşündürür, bazı kitaplar ise insanın uzun süredir sorgulamadan kabul ettiği gerçeklikleri sessizce yerinden oynatır. Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabı tam olarak bu üçüncü kategoriye ait bir eser. İlk bakışta sevgi üzerine yazılmış bir kitap gibi görünse de Fromm, daha ilk sayfalardan itibaren okuru alışılmış düşünme biçiminden uzaklaştırır. Çünkü kitabın merkezinde romantik ilişkilerden çok daha büyük bir soru vardır: İnsan gerçekten sevmeyi biliyor mu? Modern dünyada sevgi çoğu zaman başımıza gelen bir duygu gibi düşünülür. Aşık olmak, doğru kişiyi bulmak, ilişki kurmak, duygusal yakınlık hissetmek… Çoğu insan sevgiyi bu deneyimlerin toplamı olarak görür. Fromm ise tam burada radikal bir itiraz geliştirir. Ona göre insanların temel problemi sevmek değil, sevmenin öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunu fark etmemeleridir. Kitabın en güçlü taraflarından biri sevgiyi pasif bir duygu olmaktan çıkarıp aktif bir beceri olarak ele almasıdır. Fromm, tıpkı bir sanatçının yıllarca çalışarak ustalaşması gibi sevginin de disiplin, emek, sabır ve farkındalık gerektirdiğini savunur. Sevgi, kendiliğinden gerçekleşen romantik bir olay değil; insanın geliştirmesi gereken bir kapasitedir. Kitapta dikkat çeken önemli ayrımlardan biri, insanların çoğu zaman sevmeyi değil sevilmeyi önemsemesidir. İnsanlar “Nasıl severim?” sorusundan çok “Nasıl sevilecek biri olurum?” sorusuna yatırım yapmaktadır. Fiziksel görünüm, statü, başarı, toplumsal kabul ya da çekicilik gibi unsurlar, sevginin kendisinin önüne geçmektedir. Fromm burada modern insanın ilişkiler kurarken dahi bir tür görünmez pazarda hareket ettiğini öne sürer. Kitabın belki de en derin bölümü, insanın varoluşsal yalnızlığı üzerine yaptığı analizdir. Fromm’a göre insan kendisinin
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2026 24. kitabı
Yazar bu kitapla sanki okuru ile dertleşiyor, itiraf ve itiraz ediyor. Yakın tarihimizin güncel olaylarını (covid,filistin-israil savaşı,küresel şirketler …) değerlendirirken ana akım (yazarın kendi; Naomi Klien) ve komplo teorisi üreten karşılığı ( doppelganger; Naomi Wolf) arasındaki görüş farklılıklarını ve medya ve toplumdaki yansımalarını da okuyoruz. Bu zor karşılaştırmayı son derece samimi ve objektif olarak yazdığını da kabul etmeliyim.
Doppelganger – Ayna Dünyaya YolculukNaomi Klein · Yapı Kredi Yayınları · 202427 okunma