Keşke
10/10
·500 syf.··
2026 6. kitabı
Keşke, Fikret ve Sabia’nın yüreğe dokunan aşk hikâyesini anlatırken aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma idealine ve Köy Enstitülerinin önemine ışık tutan etkileyici bir romandır. Köylerinden çıkıp Köy Enstitüsünde buluşan Fikret ve Sabia, yalnızca eğitim alan iki genç değil; Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çağdaş, üretken ve düşünen bireylerin temsilcileridir. Enstitülerde öğrenciler hem akademik eğitim alır hem de tarım yapar, sanatla ilgilenir, üretir ve yaşamın içinde öğrenirler. Bu yönüyle Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in kırsaldaki kalkınma ve eğitim hamlesinin en önemli projelerinden biri olarak romanda güçlü bir şekilde hissedilir. Fikret ve Sabia’nın masum sevgisi, dönemin toplumsal ve siyasi olayları arasında sınanırken okuyucu bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eder. Doktor Sabia ve Avukat Tarık’ın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan sırlar, geçmişin gölgesinde kalan gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Roman, bireylerin hayatlarını etkileyen siyasi kararları ve toplumun görünmeyen yönlerini sorgularken “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” düşüncesini de hissettirir. Kitabın merkezindeki “keşke” duygusu ise yalnızca yarım kalan bir aşkın değil, kaybedilen fırsatların, ertelenen hayallerin ve geçmişe duyulan özlemin sembolüdür. Fikret, Sabia ve Tarık’ın hikâyesi; sevginin, fedakârlığın ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissettirir. Keşke, Cumhuriyet’in eğitim anlayışını ve Köy Enstitülerinin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu hüzünlü bir aşkın ve saklı gerçeklerin peşinden sürükleyen; düşündüren, duygulandıran ve uzun süre hafızalarda kalan güçlü bir romandır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,007 okunma
Ben onu hep, işte bu, çiçekten yüzüyle düşünürüm.
Puan vermedi·163 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:33
Hep de o sesi: Hadi gidelim. 》Hadi Gidelim, farklı insan manzaralarını ve bireylerin içsel yolculuklarını işleyen bir öykü kitabı. Kitaptaki öyküler; yalnızlık, yabancılaşma, toplumsal değişimler, gündelik hayatın içindeki küçük kırılmalar, bireyin toplumla olan ilişkisi ve trajik sonlar gibi temalar üzerine kurulmuş. 》Bence kitap boyunca en baskın temalardan biri “yabancılaşma” hissi. Karakterler çoğu zaman bulundukları ortama, insanlara hatta kendi hayatlarına bile tam olarak ait hissetmiyorlar. Bu durum, özellikle şehir hayatının yarattığı yalnızlık ve sıkışmışlık duygusuyla birleşince daha da belirginleşiyor. İnsanların kalabalıklar içinde bile yalnız kalabildiği fikri, metinlerin alt katmanında sürekli hissediliyor. 》Bir diğer dikkat çeken tema ise zaman ve geçicilik. Yazar, karakterlerinin anlık duygularını, geçmişle kurdukları bağları ve zamanın insan üzerindeki etkisini incelikli bir şekilde ele alıyor. Anılar, pişmanlıklar ve “başka türlü olabilirdi” düşüncesi sık sık karşımıza çıkıyor. Bu da metinlere hafif bir hüzün ve melankoli katıyor. 》Kitaptaki karakterlere baktığımızda ise çok net çizgilerle ayrılmış tiplerden ziyade, daha silik ama gerçekçi insanlar görüyoruz. Bu karakterler çoğunlukla içe dönük, sorgulayan ve hayatla tam olarak uzlaşamamış kişiler. Büyük olaylar yaşayan kahramanlar yerine, gündelik hayatın içinde sıkışmış, küçük ama anlamlı duygular yaşayan bireyler ön planda. 》Yazarın dikkat çektiği noktalardan biri de iletişimsizlik. İnsanlar konuşuyor gibi görünse de aslında birbirlerini tam olarak anlamıyorlar. Bu durum, hem ilişkilerde bir mesafe yaratıyor hem de karakterlerin yalnızlık hissini derinleştiriyor. 》Dil ve anlatım açısından bakıldığında, yazarın oldukça sade ama katmanlı bir dili var. Cümleler ilk bakışta basit görünse de
Alıntı
Hadi GidelimAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi Yayınları · 1993124 okunma
Reklam
Puan vermedi·100 syf.··
2026 102. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:34
Mehmet Rauf 'un insan ruhuna dair yaptığı tespitler gerçekten etkileyiciydi. Özellikle duyguların karmaşasını ve insanın kendi içinde yaşadığı çatışmaları çok çok başarılı yansıtmış. Ancak sevgili Pervin, bazı bölümlerde beni epey bunaltıp yordu . Ah Pervin sen de kendini bu topluma ait hissedemeyen lanetli ruhlardan birisin, bu kendini beğenmişlik değil bu kendini yüceltme de değil, nasıl olsun olsa olsa kendini eksiltme toplumdan ayrışma olur,..okurken çok yakın hissettiğim yerler oldu.. Ve bu kitabın Genç Kız Kalbi beni en çok düşündürten yanı, bir kadının toplum içinde ne kadar dar bir alana sıkıştırıldığını bşr kez daha göstermesiydi. aradan geçen onca yıllara rağmen kadınlara yüklenen bunca saçmalıkların ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hissettim.
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:03
Bazı romanlar yüksek sesle konuşur, bazıları ise sessizliğiyle insanın içine işler. Ahraz, okuru yalnız bir hikâyenin değil, kendi vicdanının da karşısına çıkaran eserlerdendir. Roman ilk bakışta anne-oğulun yaşam mücadelesini anlatıyor görünse de, aslında bundan çok daha fazlasını sunuyor. Farklı olana karşı geliştirilen önyargılar, toplumun dışlayıcı tavrı, merhamet, vicdan ve empati gibi kavramları derinlemesine sorgulamamıza sebep oluyor. Ahraz olarak bilinen İsrafil'in sessizliği, çoğu zaman konuşan insanların gürültüsünden daha güçlü bir anlam taşıyor. Onun, sessizliğinde insan olmanın ne anlama geldiğini bizlere düşündürtüyor. Toplum tarafından "öteki" ilan edilen bu çocuk, aslında insanların kendi korkularını, önyargılarını ve vicdansızlıklarını yansıttıkları bir ayna haline dönüşüyor. Romanın en etkileyici yönü burada karşımıza çıkıyor çünkü yazar; kötülüğün farklı olanda değil, farklı olanı anlamaya çalışmayan bakış açısında saklı olduğunu vurguluyor. Romanda Yusuf usta gibi karakterler ise umudu temsil etmekte, onların İsrafil'e yaklaşımı, insanın sevgi ve anlayışla önyargıları aşabileceğini göstermektedir. Bize yalnız acıyı anlatmakla kalmayıp merhametin iyileştirici gücünü de yeniden hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan tek soru; Gerçekten ahraz olan kimdir? Konuşamayıp duyamayan İsrafil mi, yoksa konuşup duymasına rağmen vicdanının sesini susturan insanlar mı? Ahraz, ötekileştirilenlerin sessiz çığlığını, insanın vicdanıyla hesaplaşmasını ve merhametin dönüştürücü gücünü anlatan, uzun süre etkisinden çıkılamayacak bir roman. Sessizliğin içindeki en güçlü sesi duyabilenler için...
AhrazDeniz Gezgin · Yapi Kredi Yayınları · 20245,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
!!!!!!!!!!OKUMAYANLAR İÇİN OKUMA KEYFİNİ DÜŞÜRECEK BİLGİLER İÇERİR!!!!!!! Topluma yabancı olan karakter YOZO... Açlığın ne anlama geldiğini biyolojik düzeyde kavrayamayan, toplumda gizlenmek ve zarar görmemek için insanları güldürme zorunluluğu hisseden, kendisini yavaş yavaş eksantrik bir soytarı olarak tanımlayan karakterimiz. Etrafında dışlanmışın hakikatini temsilen Takeiçi ve normalin ikiyüzlülüğünü temsilen Horiki yer alıyor. Fiziksel ve sosyal olarak zayıf olan Takeiçi, okulun dışlanmışı, Yozo' nur soytarı maskesini görebilen tek kişidir. Toplumun kabul ettiği uyumlu, kibirli, bencil ve içten çürümüş Horiki ise Yozo'yu kendi eğlencesi için tüketmiştir. Toplumun, gerçeği açıkça gören ve yansıtanları (Takeiçi) dışlayıp; rol yapan, bencil ve ikiyüzlüleri (Horiki) kabul ettiği sosyolojik zemin kitapta da aynen anlatılmaktadır. Marksist bir gruba inançtan değil, 'yasadışılık' hissinin verdiği rahatlama için dahil olan Yozo, sapkınlığı adeta kendine konfor alanı seçer. Ve kitapta şöyle ifade edilir: ''İnsan toplumunda dehşet içinde... yaşamaktansa hapiste olmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.'' Bu durumu taşradan metropole taşındığı süreçte yaşadığı statü kaybı ve ekonomik tükenmeyle bir girdap takip eder. Başlangıçta karakter, toplumu bireyi ezen, soyut ve korkunç bir dalga olarak algılar. Horiki ile arkadaşlığı ile ''Toplum dedikleri sen değil misin?'' aydınlanması yaşar. Yani birbirini ezen, soyut ve korkunç olan bireylerin toplamıdır. Dalga yoktur, damlalar vardır. Bu farkındalık, makro korkuyu mikro bir umursamazlığa dönüştürür. Gidişatta eşi Yoshiko'nun, insanlara duyduğu saf güven dolayısıyla yaşadıkları Yozo'yu bambaşka düşüncelere sevk eder. ''Güvenmek bir suç mudur?'' Masumiyet ve mutlak güven modern toplumda hayatta kalmaya uygun olmayan
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Korkuyu Beklerken
6/10
·202 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:02
Merhabalar bugün sizlere okuma grubumuzda çekilişle çıkan iki kitabın ilk ile geldim. İkincisi Sinan Akyüz'den Fidan Hanım bundan sonra hemen ona başlıyorum. Neyse size hemen bu kitaptan bahsedip kaçıyorum. Bence Korkuyu Beklerken hakkında en ilginç şey, kitabın "korku"yu anlatmaktan çok, beklemeyi anlatmasıdır. İnternette çoğu yorum, kitabın bireyin yalnızlığına, yabancılaşmasına ve toplumla kuramadığı ilişkiye odaklanır. Bunlar doğru tespitlerdir; fakat bana göre Atay'ın asıl başarısı başka bir yerde gizlidir. Kitaptaki karakterler, büyük felaketler yaşamazlar. Onları tüketen şey, olacak sandıkları şeylerdir. İnsan zihni bazen gerçeklerden değil, ihtimallerden yorulur. "Acaba?" diye başlayan düşünceler, yaşanmamış olayları bile yaşanmış kadar ağır hissettirebilir. Bu yüzden kitabın adı sadece bir öykünün değil, modern insanın ruh hâlinin de özeti gibidir. Bir başka dikkat çekici yönü ise Atay'ın okuruna güvenmesidir. Duyguyu açıklamaz, öğretmez, parmağıyla göstermez. Boşluklar bırakır. O boşlukları kendi korkularımızla, kendi yalnızlığımızla doldururuz. Bu nedenle aynı kitabı yirmi yaşında okuyan biriyle kırk yaşında okuyan biri bambaşka satırların altını çizer. Ayrıca kitapta sıkça hissedilen ironi de sadece güldürmek için değildir. Atay'ın mizahı, acıyı hafifleten bir araç değil; tam tersine, acının ne kadar derin olduğunu daha görünür kılan bir aynadır. Gülümsettiği anda bile insanın içinde ince bir sızı bırakır. Belki de kitabın en çarpıcı cümlesi hiç yazılmamıştır: İnsan bazen korktuğu şey yüzünden değil, korkusuyla baş başa kaldığı için yorulur. İşte Korkuyu Beklerken bana bunu düşündüren bir kitaptır. Okudukça hikâyelerin karakterlerinden çok, kendi iç sesimizi duymaya başlarız. Bu yüzden kitap bitse bile, insanın içinde uzun süre devam eder. Modern insanın
Öykü
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Reklam
Reklam