Puan vermedi·254 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Petrikor  //  Jonah Axon  //  Limera Yayınları Selam bu defa size gerçek mi yoksa hayal mi diye düşündüğüm bir kitapla geldim. Petrikor gökyüzü ile yeryüzünün ortak kokusu. Ayrixa burasi Yokluk Ülkesi.Çünkü yağmur önceki sessizlik,yağmurdan sonraki o eşsiz toprak kokusu ve sessizlik insan ruhunun derinliklerine kadar dokunabilmesi. Her şey bir ofisin sessizliğinde başlar ve  isimler yoktur.Sadece adam ve kadın. Sessiz ve sakin bir adam, gururunun arkasına saklanmış duygularını göstermek istemeyen,gösterince de uzaklaşan bir kadın.İkisinin arasındaki ilk yakınlaşma bir fincan kahveyle başlar ve bir fincan bardak çayla başlayan devam eden ilişki.Ama bu aklınıza sevgili gibi bir gelmesin. Aralarındaki durum bazen huzur ve sükunetken,bazen ani çıkışların olduğu uzak,soğuk,mesafeli bir duruma dönüşebiliyor.Bu durumu bazen aşabiliyorken,bazen zor oluyor onlar için. Adam kadına zamanla aşık olur.Kadına olan sessiz sevgis,kadının gururunun baskın olması.Adam sevdiği kadına ulaşmak için çok çabalar.İçindekileri kadına hissettirir.Kadın bu sahiplenme hoşuna gitse de,kendi kurduğu kalkanını kaldırıp kendi yarattığı huzurlu dünyasından uzaklaşmak istemediği için, kalkanını indirmek istemez.Adam kadın için çok uğraşırken kovalarken,kadın kaçıp çevresini kalkan olarak kullanmaya başlar. Bir süre adam bu sesi sevgisini içinde kadına sevgisi ile kadını bekler ve öznar ama bir yerden sonra vazgeçmesi gerekir Kendi iç dünyası duygularıyla yeniden yüzleşir.Artık bu durum adamın kendi dünyasında savaşı ve barışını.Adam anlarki sevmenin bir yerde yetmediğini... Oasis(adam),kendi sessiz varlığında yörüngesini usulca sürdürürken,kusursuz görünürken,Lapis dev sert,köyü,aşılmaz bir duvar gibi duruyordu. Bu iki farklı sessiz kişiliğin zaman zaman mutlu olsalarda asla ikisi bir bütün olup mutlu
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202675 okunma
9/10
·210 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:42
Yu Hua'nın modern klasik haline gelen "Yaşamak" romanı, Çin'in çalkantılı yakın tarihini tek bir adamın, Fugui'nin trajik ama bir o kadar da dirençli hayat hikayesi üzerinden anlatır. Kitap, insan iradesinin, acıya katlanma gücünün ve ne olursa olsun sadece "Yaşamak" için yaşamanın mümkün olduğunu vurgular niteliktedir. Roman, köy köy gezerek halk şarkıları toplayan genç bir anlatıcının, yaşlı bir adam olan Fugui ile karşılaşmasıyla başlar. Ana karakter Fuguidir zaten. Fugui'nin hayatını başkasından dinliyoruz ama aslında Fugui anlatıyor. Halk şarkıları toplayan genç Fugui'nin hayatını bize anlatmasında vesile olmuş oluyor aslında. Fugui kendisiyle aynı adı taşıyan bir öküzle tarlayı sürmektedir. Anlatıcı genç, bu yaşlı adamın bilgece ve sakin tavrından etkilenir ve onun hayat hikayesini dinlemeye başlar. Romanın geri kalanı, Fugui'nin kendi ağzından geçmişini anlatmasıyla şekillenir. Fugui, 1940'ların Çin'inde, zengin bir toprak sahibinin şımarık, bencil ve hayırsız oğludur. Sadık ve sabırlı karısı Jiazhen hamileyken bile Fugui vaktini kumarhanelerde ve genelevlerde geçirmektedir. Bir gece kumarhanenin sahibi Longqi adındaki sinsi bir adamın tuzağına düşer ve ailesinin tüm servetini, topraklarını ve evini kumarda kaybeder. Bu yıkım üzerine Fugui'nin babası kahrından ölür. Fugui bir gecede en dip noktayı görür ancak bu trajedi onun uyanışını sağlar. Kibirli bir zenginden, ailesini geçindirmek için çalışan fakir bir köylüye dönüşür. Karısı Jiazhen önce babasının evine gitse de, sadakatinden ötürü kızı Fengxia ve yeni doğan oğlu Youqing ile birlikte Fugui'nin yanına sefalet geri döner. Fugui, hasta annesi için ilaç almaya şehre gittiği bir gün, Milliyetçi ordu askerleri tarafından zorla askere alınır. Evinden, ailesinden koparılan Fugui, iç savaşın en kanlı
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·134 syf.··
2026 388. kitabı
Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık’ın Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan ölümsüz öykü kitabıdır. Doğanın, insanın ve İstanbul’un günden güne kaybedişine yakılmış muazzam, hüzünlü ve derin bir ağıttır. Kitaba adını veren ve açılışı yapan Son Kuşlar hikayesi, adadaki kuşların avlanmasını, yeşilliklerin sökülüp betonlaşmanın başlamasını anlatırken, yazarın o meşhur ve zamansız uyarısıyla biter: > "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak analarımızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi!" > Sait Faik, kitapta yer alan her bir öyküde Burgazada’nın balıkçılarını, yoksul çocukları, kahvehaneleri, martıları ve denizi kendine has o sıcacık, coşkulu ve insan sevgisiyle dolu diliyle anlatır. Modernleşmenin getirdiği acımasızlığı, çevre katliamını ve insanın insana yabancılaşmasını çok erkenden sezen yazar; küçük insanların büyük dünyalarını sayfalarına taşır. Türk öykücülüğünde çığır açan bu eser, sadece edebi dehasıyla değil, doğaya ve yaşama duyulan o saf aşkı ve merhameti hatırlatmasıyla da her neslin mutlaka okuması gereken bir başyapıttır.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 56. kitabı
Sanıyorlar kafa kesmekle, beyin ezmekle, Fikr-i hürriyet ölür: Hey gidi şaşkın! Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak: Ekilen gövdelerin hepsi, yarın fışkıracak! "...Yaz sıcağında susuzluktan çatlamış, verimsiz sarı toprakların alabildiğine uzandığı bozkırlarda, tozu dumana katan ordular, ok gibi tek bir hedefe yönelmişti. Osmanlı Padişahı 2.Murat'ın beklediği fetvanın çıkması üzerine Karamanlı ülkesine, hevesle atlarını sürüyorlardı. Karamanlıların; Hıristiyan ya da Müslüman ayrımı yapılmadan ırzlarına geçilecek, malları yağmalanacak, beylerinin zengin hazineleri, haremleri ganimet olarak paylaşılacaktı. Asker, ganimet hayaliyle Karamanlı ülkesini baştan sona yakmış yıkmış, taş üstünde taş bırakmamıştı. Kesik başlardan, bozkırı kana bulayan cansız gövdeler kalmıştı. Ve onları, bekleyen akbabaların çığlıkları uçsuz bucaksız ovada, yankılanıyordu..." Karamanoğlu Hanedan Ailesi'nin reislerinden Nure Sofi, gördüğü rüyanın etkisinden uzun süre kurtulamamıştı. Anadolu ile Akdeniz'de hüküm süren Karamanlı Devleti'nin yaşayan temsilcilerinden Nure Sofi ile diğer Anadolu beyleri, geçmişten günümüze ulaşan güçlü rakipleriyle devam eden ticari ve sosyal savaşları kazanabilecekler mi? Varlıklarının kaynağı; "Töreleri" onları, sonsuza kadar yaşatmaya yetecek mi? Nure Sofi'nin ve diğer Anadolu beylerinin etrafında gelişen aşk, ihanet ve güç odaklı olaylar zincirini bir nefeste okuyacak; kendinizden çok şeyler bulacaksınız.
Karamanoğlu Beyi Nure SofiNurten Ertul · Gözlük Yayınları · 20182 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 16. kitabı
Yazarımız, Filistin’deki işgalin sadece tankla, tüfekle ya da toprak satın alarak başlamadığını çok net gösteriyor. Yeni bir ulus için yeni bir dile ihtiyaç vardı idealiyle harekete geçen Yahudiler, dünyanın dört bir yanından gelen, ortak hiçbir dili olmayan ırkına mensup kişileri tek bir potada eritip ulus yapan dil reformunu uyguluyorlar. Kitap, dilin nasıl sistematik bir işgal aracına dönüştüğünü, askeri işgalden önce zihinlerin ve duyguların nasıl hizalandığını gözler önüne seriyor. Okurken bir yandan Ben-Yehuda’nın azmine ve disiplinine şahit oluyor, diğer yandan bu azmin doğurduğu can yakıcı İsrail işgaline öfkeleniyorsunuz. En sonunda ise kendi adanmışlıklarımızı, tembelliklerimizi sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Kitabın en samimi ve can yakıcı satır aralarında asıl yankılanan soru ise; -Biz ne yapıyoruz?
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,077 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:59
Turgenyev bu romanı 1862'de yayımladığında Rusya ikiye bölünmüştü: bir yanda geçmişe tutunmaya çalışan toprak sahibi aristokrasi, öte yanda her şeyi yıkıp yeniden kurmak isteyen genç kuşak. Ama Turgenyev bu çatışmayı bir bildiri olarak değil, bir hüzün olarak yazdı. Bu fark her şeydir. Romanın merkezinde Bazarov durur — tıp öğrencisi, nihilist, keskin dilli, duygusallığı zayıflık sayan biri. Arkadaşı Arkadi'nin ailesini ziyarete gittiklerinde iki dünya birbirine çarpar. Pavel Petroviç ile Bazarov arasındaki gerilim yalnızca fikir çatışması değildir; iki farklı varoluş biçiminin birbirini anlayamamasıdır. Pavel kibarca ama kararlıca direnir, Bazarov ise acımasız bir netlikle her değeri sorgular. Sanat, aşk, gelenek, otorite — hiçbiri onun nazarında kutsal değildir. Ancak Turgenyev Bazarov'u bir sözcü olarak yazmaz. Onu insan olarak yazar. Ve o insan, kendi felsefesinin tuzağına düşer. Odintsova'ya aşık olduğunda nihilizmi çatlamaya başlar; çünkü aşk tam da reddettiği şeydir: akılla açıklanamayan, denetlenemeyen, insanı savunmasız bırakan bir hal. Bazarov bunu kabullenmek yerine içine gömer — ve bu bastırma onu hem daha trajik hem daha gerçek kılar. Romanın en güçlü yanlarından biri tarafsızlığıdır. Turgenyev ne eski kuşağı karikatürize eder ne yeni kuşağı yüceltir. Nikolay Petroviç saf ve biraz tutuk biri olarak görünse de ona duyduğumuz sevgi büyür; Pavel ise katı ama kendi içinde tutarlıdır. Arkadi zamanla Bazarov'un gölgesinden çıkıp kendisi olur — bu dönüşüm sessizce gerçekleşir ama derindir. Her karakter eksiktir, her karakter anlaşılırdır. Kimse tamamen haklı değildir. Sonun getirdiği yalnızlık ise uzun süre insanın içinde kalır. Bazarov'un ölümü dramatik bir sahneyle değil, neredeyse sıradan bir kaza gibi gelir — bu da onun dünya görüşüyle tuhaf bir uyum
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Turkuvaz Kitap · 202055,9bin okunma
Reklam
Reklam