Oğuzcuğum Atay her ne kadar ilk kitabıyla deli olarak anılsa da 70 TRT roman ödülünü hiçbir yayınevinin kabul etmediği bu kitabıyla alıp bize Türkiye'nin en çok yarım bırakılan kitaplarından birini bıraktı. post-modern edebiyat yahut yeraltı edebiyatı sevmiyorsanız okumayın! Nasıl ki iki şehrin hikayesini okumak kimilerine göre çok zorken oturup bir kişisel gelişim kitabını okumak bazılarına eziyetken bu kitapta size ağır gelebilir. Kitapta yalnızca Turgut Özben'in iç dünyasını değil aynı zamanda toplum ve devlet işleyişini de ele alıyor ve eleştiriyor. Oğuz Atay bu ilk kitabında ''bence'' kendisinden büyük bir pay ortaya koyup Turgut adına hepimizden şikayetçi olmuş ve bunu da mektuplar iç monologlar günlükler gibi ince detaylarla bize aktarmış.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tehlikeli Oyunlar benim için sadece bir hikaye anlatmaktan da öte, insanın derinliklerine inen ve en dipsiz karanlığından okuyucuya bağıran bir yapıt. Kitap Hikmet Benolun monologlarıyla bundan 6 sene önce benim epey derinlerime inmişti, Selimse Hikmete göre daha olgundu, ironileri bana hayata nasıl bakmam gerektiğine dair fikir sunmuştu zamanında..
uzun uzun yazmaya pek vaktim yok okumamış olanlara verebileceğim tek tavsiye okumak için acele edip yanlış zamanda kitabı da kendinizi de heba etmeyin
ilk sayfaları basit bir aşk romanından öteye gidemeyeceğini düşündürdü ama itiraf etmeliyim okuduğum dönem beni çok etkilemişti ve böyle bir son asla beklemiyordum
Katya'nın YazıTrevanian · E Yayınları · 20172,337 okunma
Depresif bir dönemde sahafa gidip "bana okuduktan sonra intihar üzerine düşündürecek kitap tavsiyesi verir misin?" dediğimde sadık hidayet, şule gürbüz, thomas bernhard gibi yazarlar önermişti ve bu kitabı da okuyalı uzun zaman oldu. Okurken altını çizdiğim çok yer oldu. Doğrusu altını çizdiğim her cümlede kitabın kapağını kapatıp sigaramı yakıp uzun uzun düşündüm. Hepimizin gündelik hayatta rastlaştığı şeyler nasıl olur da bu kadar başka pencereden yansıtılırdı bu kadar berrak ve kısa özetlenirdi görmek isterseniz okuyun derim. Odanızın penceresini gören karşı komşunuzun balkonundan kendinizi izliyormuşsunuz hissine kapılabileceğiniz bir eser
İşe, okula gidip gelirken yolda okunabilecek kadar kısa ama vardığınız yerde huzursuzluk çekmenize sebep olacak kadar ağır denilebilir. Olay örgüsüyle ve betimlemeleriyle alttan alttan ruhunuza işliyor. Kısa öyküler sevenlere tavsiye ederim