Kıtlığı genellikle travmayla ilişkilendirsek ve bu tür yokluk dönemlerinde elbette travma yaşasak da bunun asıl kaynağı, farkında olmaksızın kıtlık durumunun abartılmasıdır. Karnımız acıktığında travma yaşamayız ama biri bizi yiyecekten mahrum bıraktığında ya da üşüdüğümüzde değil, yakıt faturasını ödeyemez hale düştüğümüzde travmatize oluruz.
Sayfa 320·Kitabı okudu
Sosyoloji
Travmatize parça ise annenin sonsuza dek gitmediğine ve mutlaka döneceğine dair umudunu canlı tutar. Hayal kırıklığı, öfke, çaresizlik ve acı içindedir. Ne tam olarak annenin dönmesi umudundan vazgeçer ne de telafi edilemez kaybının acısını ve yasını açıkça dışa vurur. Çevresiyle hiç teması kalmamıştır artık ve şimdiki ana dair duygu ve düşünceleri kesik olduğu için aynı döngünün içinde dönüp durur. Bu durum depresyonun tipik bir semptomudur.
Sayfa 81
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Travma geçmişin gereğinden fazla gündemde olmasıdır; kişi kendi de farkında değilken geçmiş şimdiki zamanı siler. Güne­şin altında yeni bir şey olmadığını, hiçbir şeyin değişmediğini söyleyen kişi bir noktaya kadar hepimizin olduğu gibi travma­tize bireydir .
İnsan sesi aslen ve kaçınılmaz bir biçimde ilişkiseldir: Ses tit­reşir, yayılır, iletişim kurar, kışkırtır; bedeni terk eder, başka beden­lere girer; bir araya getirir, ayırır; ahenkleştirir, travmatize eder; bedeni harekete geçirir, zihni düşlemeye sevkeder, havayı dalgalandı­rır.
…olumsuz yaşantıların canımızı yakarak hatta bazen bizi travmatize ederek zihnimizde yer etmesi ve kolay kolay unutulmaması gibi bir gerçeklik de var.
Alıntı
“Aman çocuğun üstüne varmayın yoksa travmatize olur, dengesi bozulur“ diye, belki de insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bencil, her şeye layık olduğunu ve her şeyi hak ettiğini zanneden, umursamaz bir nesil yetiştirdik. Çocuktaki bütün rahatsızlıkları anne babalarının hataları üzerinden açıklamaya çalıştık ve ebeveynlere hak etmedikleri oranda suçluluk duyguları yükledik.
Sayfa 232·Kitabı okudu