İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Conkbayırı koyu bir duman ve ateş tabakasıyla örtülüydü. Herkes kadere boyun eğmiş, geleceği bekliyordu. O ilk hücumu kahramanlarından pek azı sağ kaldı. Sırtlar ceset doluydu. Birçoğu, hala hücum emri beklercesine tüfeklerine sımsıkı sarılmış olarak ölmüşlerdi. Yüksek komutanlara biri, Mustafa Kemal'e "Kuvvetleriniz nerede?" diye sorunca, "Kuvvetleri mi? İşte bu yatan ölüler!" diye cevap verdi...
Sen "Tarihi sevmiyorum." diyorsun, neden sevmiyorsun? Çünkü yaşamıyorsun tarihi. Tarih sana ezberlenecek ölü bilgiler gibi görünüyor. Sayılar ezberlemekten, padişah adlarını bellemekten, bir sürü savaş adı sıralamaktan başka bir şeye yaramıyor okullarda öğretilen tarih. Oysa tarih bu değil ki?
Bilimsel kurumlarda kadro bulma ve terfi etme sistemi "Yayımla ya da yok ol! " ilkesine dayanır ve prestijli dergilerde yer alabilmek için hakim teorilerdeki bir hatayı ortaya çıkarmanız ya da seleflerinizin ve profesörlerinizin bilmediği bir şeyi keşfetmeniz gerekir. Önceki bilim insanlarının görüşlerini büyük bir sadakatle tekrarlayıp her yeni bilimsel teoriye karşı çıkan hiç kimse Nobel Odülü alamaz.