deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Orta Asya ve Anadolu'da yüzyıllardır faaliyet gösteren Nakşibendi tarikatı, Osmanlı topraklanna ilk defa, Timur'un torunu Ebu Said'in sara­ yında etkin bir konuma sahip olan Ubeydullah Ahrar vasıtasıyla girmiş, halifeleri tarafından pek çok bölgede yayılmıştır. Özellikle Simavlı Molla Abdullah İlahi ve onun halifesi olan Emir Ahmed Buhari bu konuda başı çeken isimlerdir. Fatih Sultan Mehmed döneminde bu şeyhler ile Osmanlı sultanlan arasında başlayan yakınlaşma II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süley­man dönemlerinde de sürmüş ve Nakşibendiler devlet yöneticilerinin deste­ ğini elde etmişlerdir. Ubeydullah Ahrar'ın bir diğer halifesi de Eyüp'te tekkesi bulunan Baba Haydar es-Semerkandi'dir. Baba Haydar da diğer Nakşibendi şeyhleri gibi bu dönemde İstanbul'a gelmiş, kısa sürede Kanuni Sultan Süley­man'ın teveccühünü kazanarak, padişahın kendisi için yaptırdığı tekkesin­ de hayatını sürdürmüştür. Baba Haydar riyazetiyle ve tevazuuyla tanınan bir şahsiyettir. Onun etkisi ölümünden sonra da devam etmiş ve hayahnı sürdürdüğü mahalle ve mahalle içindeki sokak, kuyu vs. pek çok yere onun adı verilmiştir.
Sayfa 183·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özlediğim hiçbir şey yok. Hayatım acıyor. Bulunduğum yer acıyor, kendimi bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor.
Sayfa 407·Kitabı okudu
Saatlerin benim için bıraktığı çiçekler soldu bile. Ağır ağır yapraklarını yolmaktan başka yapılabilecek bir iş yok. Nasıl da yaşlılık kokuyor bütün bunlar!
Sayfa 407·Kitabı okudu
Kendime bakıyorum. Kendi kendimin seyircisiyim ben. Duygularım, içimdeki bilmediğim bir gözün önünden, dışarıya ait şeylermiş gibi dizi dizi geçiyor. Kendimden sıkılıyorum. Her şey, hatta gizemden yapılmış kökleri bile, sıkıntımın rengine bürünmüş.
Sayfa 406·Kitabı okudu
Otrnan Baba'nın devrinde yaşayan ve Bektaşi geleneği içinde isim­lerinden söz edilecek bazı şahsiletlerle de pek iyi ilişkiler içinde olmadıkları anlaşılıyor. Mesela, Yenice-i Vardar'da, bir sohbet sırasında Bayezid Baba'yı fena halde azarlamıştır. Bayezid Baba'nın, Rumeli'deki bütün Hacı Bektaş dervişlerini davet ettiği bir toplantıya katılmamış ve koyun postuna bürü­nüp insilah halini tercih etmiştir. Yine, Kara Abdal adındaki bir diğer abdal da, Baba'nın kendisini azarladığı sırada "bize ne verip de alamıyorsun, bre Yörük kocası" diyerek tepkisini dile getirmişti. Benzer şekilde, ziyaretine gelen Bektaşi Şeyhi Mahmud Çelebi'yi de, fena halde azarlamıştı ki, bu zat, yakınlarındaki bir Edhemi tekkesine saklanarak kendisini kurtarabil­mişti. O, Şücaeddin Veli, Arık Çoban (Koyun Baba) ve Hacı Bektaş dışında, geçmişte ve kendi döneminde yaşayan hiçbir veliyi kabul etmezdi. Ancak, onun, abdallarına çok düşkün olduğu anlaşılmaktadır. Onlarla sürekli soh­bet halindedir ve onlara öğütler verir. O, abdallığın şartı olarak, bütün heves­leri terk etmeyi, Hak aşkı ile dolmayı, alemdeki her şeyi Haktan bilmeyi gösterir ve bu vasıflara sahip olanların gerçek abdallar olduğunu ifade eder. Vilayetname'den, Otman Baba'nın köprü yaptırdığını abdallarından ıssız alanlara çeşmeler kurup sular akıtmalarını istediğini, böylece o böl­geleri yerleşim yeri haline getirmeye çalıştığını görmekteyiz ki, bu durum onun iskan politikasını uyguladığını göstermektedir. Vilayetname'de ayrıca, onun gösterdiğine inanılan pek çok doğaüstü olaydan da bahsedilmektedir. Mesela, o, Azerbaycan civarından İstanbul'a gelirken, bir buluta binmiş, yıldırımı da kendisine kamçı yapmıştır. Yine, onun, fırtına çıkarma, yağmur yağdırma, doğal güçlere hükmetme yetisine sahip olduğuna inanılmaktadır. Bunlar,
Sayfa 156·Kitabı okudu