Otrnan Baba'nın devrinde yaşayan ve Bektaşi geleneği içinde isimlerinden söz edilecek bazı şahsiletlerle de pek iyi ilişkiler içinde olmadıkları anlaşılıyor. Mesela, Yenice-i Vardar'da, bir sohbet sırasında Bayezid Baba'yı fena halde azarlamıştır. Bayezid Baba'nın, Rumeli'deki bütün Hacı Bektaş dervişlerini davet ettiği bir toplantıya katılmamış ve koyun postuna bürünüp insilah halini tercih etmiştir. Yine, Kara Abdal adındaki bir diğer abdal da, Baba'nın kendisini azarladığı sırada "bize ne verip de alamıyorsun, bre Yörük kocası" diyerek tepkisini dile getirmişti. Benzer şekilde, ziyaretine gelen Bektaşi Şeyhi Mahmud Çelebi'yi de, fena halde azarlamıştı ki, bu zat, yakınlarındaki bir Edhemi tekkesine saklanarak kendisini kurtarabilmişti. O, Şücaeddin Veli, Arık Çoban (Koyun Baba) ve Hacı Bektaş dışında, geçmişte ve kendi döneminde yaşayan hiçbir veliyi kabul etmezdi. Ancak, onun, abdallarına çok düşkün olduğu anlaşılmaktadır. Onlarla sürekli sohbet halindedir ve onlara öğütler verir. O, abdallığın şartı olarak, bütün hevesleri terk etmeyi, Hak aşkı ile dolmayı, alemdeki her şeyi Haktan bilmeyi gösterir ve bu vasıflara sahip olanların gerçek abdallar olduğunu ifade eder. Vilayetname'den, Otman Baba'nın köprü yaptırdığını abdallarından ıssız alanlara çeşmeler kurup sular akıtmalarını istediğini, böylece o bölgeleri yerleşim yeri haline getirmeye çalıştığını görmekteyiz ki, bu durum onun iskan politikasını uyguladığını göstermektedir.
Vilayetname'de ayrıca, onun gösterdiğine inanılan pek çok doğaüstü olaydan da bahsedilmektedir. Mesela, o, Azerbaycan civarından İstanbul'a gelirken, bir buluta binmiş, yıldırımı da kendisine kamçı yapmıştır. Yine, onun, fırtına çıkarma, yağmur yağdırma, doğal güçlere hükmetme yetisine sahip olduğuna inanılmaktadır. Bunlar,