deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Kader bana topu topu iki şey vermiştir: muhasebe defterleri ve düş yeteneği.
Sayfa 390·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayatı tekdüzeleştirmek bir bilgeliktir, çünkü o zaman en küçük olay bile insanı büyüleyebilir. Aslan avcısının serüveni, üçüncü aslandan sonra biter.
Sayfa 387·Kitabı okudu
Ama ne mutlu insanlığa ki, her insan yalnız kendidir ve fazladan birkaç kişi olma yeteneği sadece dehalara bahşedilmiştir.
Sayfa 386·Kitabı okudu
Şeyh Hamidüddin Aksarayi'nin tasavvuf geleneğinin merkezinde yer alan Melameti düşünce vefatından sonra müritleri tarafından devam ettirilmiştir. Şüphesiz onun en önemli halifesi ve kendisinden sonra fikir­lerinin Anadolu coğraf yasına yayılmasını sağlayan şahsiyet, Akşemseddin ve Bıçakçı Ömer Dede gibi iki farklı meşrebe ve karaktere sahip iki mürit yetiştirdiği bilinen, II. Murad devri Anadolu sufiliğine damgasını vurmuş Hacı Bayram Veli'dir. Dönemin kaynaklarından, Bursa'da tanıştığı Şeyh Hamidüddin Aksarayi'ye intisab ederek tasavvuf yoluna girensi Hacı Bay­ram Veli'nin şeyhe mürid oluşuna dair ilginç bir menkıbe anlatılır. Buna göre Şeyh Hamidüddin, halifelerinden Şeyh Şüca Karamani'ye "Ankara'da Hacı Bayram adlı bir müderris vardır, var anı davet eyle gelsin" diyerek yanına göndermiş. Şeyh Şüca Karamani, Ankara'ya gitmiş, Hacı Bayram Veli'yi medresede ders verirken bulmuş. Kendisine Şeyh Hamidüddin'in davetini iletmiş. Şeyh Şüca Karamani'nin sözlerini dikkatlice dinleyen Hacı Bayram Veli, "davete icabet gerektir" diyerek yola çıkmış. Bu davet son­rasında şeyhin yanına giden ve asıl adı Numan olan Hacı Bayram Veli'ye, söz konusu görüşme bir bayram ayında gerçekleştiği için şeyhi tarafından teberrüken Bayram isminin verildiği rivayet edilir. Bu konuda diğer kay­naklardan farklı olarak Abdurrahman el-Askeri, Hacı Bayram Veli'nin Şeyh Hamidüddin'e intisabının Adana/Sis'te gerçekleştiğini yazmaktadır. Seyru sulukünü Şeyh Hamidüddin Aksarayi'nin yanında tamamla­yan Hacı Bayram Veli, şeyhinin meşrebini benimsediği gibi, Bursa'dan ay­rılmasından sonra onu aramak için Arap bezirganı kılığında yollara düşerek Adana/Sis'te Nebi Sufı'nin evinde onu bulmuştur. İsmail E. Erünsal, Hacı Bayram Veli Adana/Sis'e geldiği zaman şeyhinin "Neye geldün. Hal nice oldu" sorusuna Hacı
Sayfa 106·Kitabı okudu
Emir Sikkini'nin temsil ettiği bu geleneği devam ettiren halifesi Mustafa Bünyamin Ayaşi'nin hayatı hakkında kaynaklarda pek fazla bilgi yoktur. Onun, Acem seyyahları gibi başına keçe sarıp halk arasında kendini belli etmemeye çalıştığı rivayet edilir. Bünyamin Ayaşi faaliyetlerini Anka­ra ve civarında sürdürmüştür. Hüseyin Vassaf, Bünyamin Ayaşi'nin yir­mi altı yıl kutbiyet makamında bulunduğunu yazar. Ahmet Yaşar Ocak, Bayramiliğin tam anlamıyla coşkun bir melamet neşvesine dönüşmesinin, taşkın bir vahdet-i vücud telakkisiyle paralel bir kutup anlayışının etrafın­ da odaklanarak siyasi iktidarı eleştiren ve ona soğuk bakan bir yapı kazan­masının Bünyamin Ayaşi'nin kuvvetli nüfuz ve etkisiyle meydana geldiği, dolayısıyla Ayaşi'nin Bayrami Melamiliği içinde çok önemli bir dönüşümü gerçekleştirdiği kanaatindedir. Osmanlı yönetimi ile Bayrami Melamileri arasındaki, kökenlerinin belki de Hacı Bayram Veli ile II. Murad arasındaki teftiş olayına kadar uzanması muhtemel olan ilişkiler Bünyamin-i Ayaşi'nin kutbiyyet döneminden itibaren gergin bir seyir izlemeye başlamış ve ilerle­yen dönemde de aynı şekilde devam etmiştir. Bu açıdan bakıldığında Hacı Bayram Veli, diğer Bayrami dervişleri ve Bayramiyenin Şemsiye kolunun Osmanlı yönetimi ile geliştirdiği ilişkileri Bayrami Melamilerinin gelişti­remedikleri yahut geliştirmedikleri hatta gerilime dönüştürdükleri anlaşıl­ maktadır. Bu gerilimin temelinde ise Bayrami Melamilerinin kutblarını her türlü siyasi yapılanmanın üzerinde görmelerinin etkili olduğu muhakkak­tır. Bünyamin Ayaşi'nin vefatından sonra kutbiyyet makamına Pir Ali Aksarayi geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman'ın İran Seferi sırasında biraz da teftiş amaçlı ziyaret ettiği bu zat, Bayrami Melamiliğinin gerçek kuru­cusu olarak kabul edilir. Ayaşi'nin Pir Ali'nin
Sayfa 119·Kitabı okudu