Abdullah b. Ömer anlatıyor: “biz Peygamberimizden Kur'an'dan önce iman öğrenirdik. bir sure inince de Peygamberimize gider, suredeki helalleri ve haramları, emirleri ve yasakları yani öğrenmemiz gereken şeyleri öğrenirdik. ancak yıllar sonra imandan önce kendisine Kur'an öğretilen kimseler gördüm. Fatiha'dan başlayarak Kur'an'ı sonuna kadar okuyor ancak ne Kur'an'ın emirlerini ne yasaklarını ne de ilgilenmesi gereken konuları biliyorlardı. ezberlerindekini hurmanın kötüsünü etrafa saçar gibi darmadağın ediyorlardı.”
iç sıkıntısı kadar mutluluğu yok eden başka bir şeyin de, bolluk olduğunu söyler Montaigne. zaten iç sıkıntısını biraz tetikleyen de budur. en güzel tat, özlenen şeylerde olur. çok acıktığınızda yemeğin tadına varırsınız, çok özlediğinizde sevginizi fark edersiniz, bir bir yokluktur bir şeyin varlığına duyulan özlemi artıran. ve bunlara ulaşmaktır mutluluğu tetikleyen. özlemi çekilen bir şeye varmakla ortaya çıkan mutluluk, ulaşılan o şeyin sürekli varlığıyla da yok olur. işte hayat böyle bir nizam içerisindedir.