Evet kitap da, kültür de bütün sevgililer gibi kıskanç, koparıyor insanı, realiteden koparıyor. Ama asıl realite onlar değil mi? Yahut realitenin kalan parçası. Her okuyan Don Kişot'laşır, yani gurur olur, feragat olur. Don Kişot istikbale taşan mazi. Hatta bazen hak ve hakikat. İnsanların zincire vurulmasına tahammülü yok. Don Kişot kanatlı, kertenkelelere gülünç gözükmesi bundan. ( Jurnal 3.11.1965 )
Politika ve aksiyon adamlarının en zayıf yanı, düşünce adamını küçümseyişleridir. Beyinle kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe, toplum sıhhate kavuşamaz.
Bir tarih hocasının Hint'le uğraştığım için beni aşağıladığını çok güç unutabileceğim. Eskiden Batı afaroz edilirdi, şimdi Doğu afaroz ediliyor. Daima afaroz, daima duvar, daima husumet. Bu lanet çemberini nasıl yıkacağız!
Fildişi kule, ikinci harp sonu dünyasının davasız sanat meczuplarını barındıran bir miskinler tekkesidir... Vatandaşları günün çetin kavgalarında yer alırken yıldızlara serenat besteleyen bedbahtın adı: savaş kaçağıdır... Fikie ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır... Her sanatkar agora'ya inmek, hayırla şerrin savaşında ister iatemez yer almak mecburiyetindedir. Fildişi kuşeye lapananlar şerrin zaferini( bilerek veya bilmeyerek) kolaylaştırmış olurlar. Kitlelerin yükselmesi, insanlaşması, ışığa kavuşması için sanat: işte çağımızın şiarı. (Yirminci Asır, "Fildişi Kule Efsanesi", 1.11.1947)
Sonradan müslüman olmuş yazarlar hep ilgimi çekmiştir. İçinde yaşadığı topluma, ailesine, çevresine ve tüm alışkanlıklarına sırtını dönüp yeni bir hayata başlamak çok derin bir imanın ve inancın gereğidir diye düşünüyorum. Bu kitabı alırken ilk dikkatimi çeken şey yazarının kendi isteğiyle müslüman olmuş bir İngiliz olması ve kitabın Pakistan'da devlete bağlı bir kurum tarafından ödüllendirilmesi oldu. Ayrıca kitabın arka kapağında yazarının edib olması sayesinde anlatımın akıcılığının ön plana çıkmasına vurgu yapılıyordu.
Kitabın anlatımı gerçekten akıcı, küçücük puntosuna rağmen kolay okunuyor, ama malesef ben aradığım manevi lezzeti bulamadım. Peygamberimiz'in hayatına dair verilen bilgilerin doğruluğu yada yanlışlığı konusunda ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim, öncelikle onu belirteyim. Zaten kitap o kadar ayrıntı bilgi vermiş ki insan bu kadar detaylı bilgi nerden edinilebilir şüpheye düşüyor açıkçası. Kitabı okurken sanki bir tarih kitabı okuyormuş gibi sürekli savaş hazırlıkları. strtejileri ve antlaşmalar arasında boğuldum açıkçası. Ayrıca Peygamberimiz'in her birine birer yıldıza benzettiği ashabının arasında çıkan anlaşmazlıklar, ensar muhacir arasında yaşanan üstünük mücadelesi, soy ve kabile mensubiyetinin ön planda olması beni rahatsız etti açıkçası. Ben, bize Allah'ın elçi olarak gönderdiği ve tüm yaşamını bizim örnek almamızı istediği Resul'ünün gündelik hayatı, ahlaki tutumu, insanlarla iletişşimi, karşılaştığı zorluklarla nasıl micedele ettiği gibi günümüz insanına yol gösterebilecek, insanın ruhuna huzur verecek bir siyer beklerdim. Hele ki bu ödüllü bir siyerse.
Ayrıca kitapta Peygamberimiz'in evliliklerinden, hangi eşiyle hangi koşullarda ve kaç yaşında evlendiğinden çok ayrıntılı bahsetmesi bence gereksiz ve rahatsız edici. Üatelik bu