“Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor. (Sustu. Bir sigara yaktı.) Bakın, şimdi adımdan daha önemli bir şey biliyorsunuz: Sigara içtiğimi. İşte bir başkası: Bütün bu ‘siz’ler, ‘iz’ler, ‘uz’lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelir bana. İkinci konuşmamda ‘sen’ diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin[iz]?
“Sanırım benim sorunum bu. Tek tek insanlara, şeylere, alışılmış hatta kanıksanmış durumlara üzüle üzüle kafayı sıyırıp çıktım. Hata yaptım. İnsan içine hiç çıkmayacaktım.”