Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024877 okunma
Ağıt mı? İsyan mı? Aşk mı?
10/10
·408 syf.··
2026 36. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:20
Benim rastladığım Ağıtların Tanrısı kitabının tüm okuyucusu bu kitabın bir yas kitabı olduğu düşüncesi hemfikirinde fakat ben apayrı bir durum hissediyorum: isyan… Sevgili Sepin İnceer gerçekten çok büyük bir acı var. Ama bu acı sizde son derece büyük bir isyana dönüşmüş. Bu bir yas ve aşk kitabı değil, isyan ve aşk kitabı olmuş sanki. Henüz ilk yüzlü sayfalarındayım ama cümlelerin isyanlığı beni çok fazla huzursuz etti. Neden bilemiyorum! Sepin Sinanlıoğlu evlatlarınızla beraber mutlu bir ömrünüz olsun dilerim. Güzel sevmişsiniz ve sevilmişsiniz vesselam. Hemde çok güzel. Herkese nasip olmayacak büyük bir bağ. Sevginizin, saygınızın bu denli kuvvetli olmasının nedeni belki de yakın ayrılık olacağı içindi. S-101 Dağcılık camiasının başı sağ olsun… Transferini sağladığım 9 kişilik dağcı grubu 25.5.2018 cuma günü gecesi Yukarı Kavrun Yaylası’na bıraktığımda gruba şöyle bir şaka yapmıştım; pazar günü geldiğimde şayet sizi sağ salim bulamazsam ve Müge Anlı’nın programına çıkarsam ne dememi istersiniz; iyi kahkaha atıldıktan sonra rahmetli Mustafa Okan İnceer aynen şunu demişti: “Sadece karıma onu çok sevdiğimi söylersin.“ Mekanın cennet olsun. Bu incelemeyi kitabı okudukça güncelliyorum. İlginç oldu doğrusu bu şekil. Şimdi sayfa 108-109-110 da bir mezar bulma olayını okuyorum. Ah, eli kolu uzun olanların ülkesi ah! Sepin Hanım bazı adaletsizlikleri anlatmaya çalışırken aslında güçlü çevresi olan insanların ne denli şu geçeci hayatta istediklerinin olduğunu da okuyucusunu şahit tutmuş. Bunun sağ yada sol görüşlü olmakla alakası yok. Bu satırlar, insanlığın nasıl bir sınıf ayrımının yapılabilirliğini de bir nevi gözler önüne seriyor. Eli kolu uzun olanların vesilesiyle boğaz hattında, Aşiyan mı, Zincirlikuyu mu olsa diye kabir aranıyor. 110’da diyor ki: “Ayrıcalıklı Türkiye’nin insanın
Ağıtların TanrısıSepin İnceer · Doğan Novus Yayınları · 2021180 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 12:17
Binbaşı Ahmet Cem Ersever kimdir? Pkknın tek yanlı ateşkes çağrısından sonra pkkya yapılan operasyonların durdurulması hasebiyle Jandarma Genel Komutanlığından arkadaşlarıyla birlikte istifa etti ve güneydoğuda yaşananlar hakkında anlatacakları olduğunu söyledi. Soner yalçınla tanıştıktan sonra yapılan röportajda Jitemi kendisinin kurduğunu, Ahmet Aydın mahlasıyla kitap yazdığını, Türkiye’nin terörle mücadelede yetersiz kaldığını düşündüğü için Jandarmadan emekliliğini istediğini, güneydoğu halkının despotik yönetildiğini, halkın münferit olarak silahlandığını, bu bölgede olanların gayrinizami harp olduğunu, görüştüğü Talabani’nin apo ve barzaniyi buluşturup pkknın kuzey ırağa girmesinde parmağı olduğunu, pkk sorunuyla kürt sorununun aynı olmadığını, devletin yaptığı hataların halkı pkkya bağladığını, gerilla ile nasıl savaşılacağını, terörle mücadelede taktiksel olarak yetersiz olunduğu, pkk sorununu derinlemesine anlattığını, itirafçılarla duygusal bağ kurup onlardan istifade ettiğini, Türk-Kürt ilişkileri hakkında konuşması, devletin terörizme karşı cahilliğinden ve yanlış yönlendirilmelerinden dolayı defaatle hata yaptığını düşündüğünü, ortadoğuda emperyalizmin hüküm sürdüğünü, devletin terörizme karşı yeterince vazifeleri ifa etmediğini anlatıyordu. Röportaj ülkenin dört bir yanında büyük bir yankı uyandırdı, Ersever ifadesinde “terörle mücadelede komutanlarına yaptıkları hataları ikaz etmesine rağmen aynı hataları sürdürdüklerini” söylemiştir. Ersever, Soner Yalçın ile telefonda görüştüğünde sürekli “gerilla ile dağda ve onlar yok olana kadar çatışılır” diyordu. Soner yalçın ile son buluşmasından bir önceki buluşmasında söylediklerine göre Güneydoğu 3 gruba ayrılmıştır. Ve bir aşiretten söz eder; bu aşiretin devlete yaranmak için cinayet işleyebildiklerini
Binbaşı Ersever'in İtiraflarıSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021588 okunma
Atlas - Aralık 2025- Ocak 2026
Puan vermedi·102 syf.·
2026 6. kitabı
Atlas'ın 388. sayısında yeralan konular; ● Jeanne Baret: Dünyayı dolaşan ilk kadın Tam 250 yıl önce, dünyayı dolaşan ilk kadın olan Jeanne Baret seyahatini tamamlayarak ülkesine döndü. ● Yaban Hayat Albümü Londra'daki Doğa Tarihi Müzesi'nin düzenlediği Yılın Yaban Hayat Fotoğrafçısı Yarışmasına 2025'te 60 binden fazla fotoğraf başvurdu. ● Kapadokya'da Kritik Eşik: Tüf üzerinde hassas denge Milyonlarca yıllık süreçlerle şekillenmiş Kapadokya uzun bir tarih aralığından izler taşıyan nadir kültür varlıklarına da ev sahipliği yapıyor.. Hatalı uygulamalar bölgenin doğal dokusu ve geleneksel yaşam biçimleri üzerindeki baskıyı da giderek arttırıyor. ● Tunceli'de Mevsimlerin Döngüsü Her mevsim başka bir renk giyen Tunceli coğrafyasında her patika, çay kıvrımı, dağ eteği ayrı bir hikâye fısıldıyor. ● Grönland Yürüyüşü: Doğu kıyısından batıya Dünyanın en büyük adasında 35 gün ve 704 km. süren uzun, soğuk ve beyaz bir yürüyüş... Ali Rıza Bilal rotayı kas gücüyle geçmeyi başardı. ● St. Petersburg: Müzeler şehrinden sonbahar notları Temeli Neva Nehri kıyılarında 1703 yılında atılan St. Petersburg, kısa sürede dünyanın en güzel şehirlerinden birine dönüştü. Keyifli okumalar...
Atlas - Sayı 388 (Aralık 2025-Ocak 2026)Atlas Dergisi · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202512 okunma
Sabiha Gökçen ve Atatürk
Puan vermedi·89 syf.··
2026 7. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 17:16
Her Türk kızının özellikle ortaokulda, lisede okuyarak idealizmi elde etmesini sağlayacak bir kitap. Atatürk ile ilgili müthiş hatıralar var. Sabiha Gökçen'in Atatürk ile tanışması, hayatının değişmesi, soyadının hikayesi, pilot oluş hikayesi, Tunceli İsyanı'nda gönüllü kadın savaş pilotu olarak görev alması, dünyanın birçok yerine "Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu" olarak davet edilmesi... Tabii kitaptaki röportaj hem İngilizcesi hem de Türkçesi sunulduğu için yabancı dilini geliştirmek isteyenlere de faydalı olabilir.
Bulutlarla Yarışan KadınHalit Kıvanç · Yapı Kredi · 199814 okunma
8/10
·255 syf.·
Beğendi
·
2026 2. kitabı
#OkudumBitti #GeceKelebeği #HaydarKarataş Yazar Tunceli, Hozat'ın bir köyünde zazaca konuşan bir ailenin çocuğu olarak doğmuş. Türkçeyi ilkokulda öğrenmiş. Henüz on dokuz yaşındayken politik faaliyetlerden dolayı tutuklanıp, on yıl cezaevinde yatmış. Cezası bittikten sonra İsviçre'ye politik mülteci olarak sığınmış. Kitapta doğa ve insan iç içe, anlatım o kadar güçlü ki, dağlardaki silah sesleri sizin de kulaklarınızda patlıyor. Rüzgarın sesini duyup, karın soğuğu içinize işliyor adeta, yer yer gözlerinizi siliyorsunuz. 1938 Dersim Harekatı sonrasını okuyoruz,küçük bir kız çocuğunun gözünden. Bu kadar yoğun acı, yokluk, yurtsuzluk. Sert coğrafya, sert yaşam koşulları. Geçim derdi bile yok insanlarda, geçim yok çünkü. Amansız bir yoksulluk, kahredici imkansızlık. Palamut kabuklarından un yapılıyor, dağlarda bulunan otlar kaynatılıyor. Ot dediğime bakmayın, dikenli otlar. Çocuklar ölüyor, bebeler. Erkekler yok, kadınlar çocuklarıyla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kitabı kapattığımda" ben ne okudum" dedim. Uzun zamandır canımı bu kadar acıtan bir kitap okumamıştım. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın.
İnceleme
Gece KelebeğiHaydar Karataş · İletişim Yayınları · 2012316 okunma