Çok okunan kitaplardan biri olmasına aldanarak, büyük bir hevesle okumaya başladım. Çokça alıntı yapmış olmamla birlikte, kesinlikle beklediğim gibi çıkmadı. Kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele ettim. Okumaya devam etmemin sebebi, bazı cümlelerde kendimi bulmuş olmamdır.
Yazar, Mevlana dervişleri gibi düşlerin, ölümün ve pişmanlıkların arasına girip, dönüp durmuş. Nereye dönersen dön, "düş, ölüm, hayaldeki kişi olma istemi" kavramları karşına çıkıyor. Yazar konuyu gereksiz yere uzatmış gibi geldi bana ve bu durum aslında eleştirimin tek sebebi, onu belirteyim. Bunun yanı sıra, birbiriyle çelişen ibarelere sıkça rastladım. Yazar intihar düşüncesini okurun aklına sokuyor, ölüm güzellemesi yapıyor ama intihar olayına tamamen karşı bir duruş sergiliyor veya ortada benim anlamadığım bir ironi var. Kitap ismini huzursuzluktan alıyor ama bence eserin ismi Bunalımın Kitabı olsa daha çok yakışırdı. Okurken fena halde bunaldım.
Ama hakkını vereyim, kitabın içinde şairleri kıskandıracak zarafet ve incelikte cümleler de bulunuyor.