Kitaba ilk başladığımda
ne köyde işlenen cinayet ne de gazeteci bir kızın bu durumu araştırması hiç ilgimi çekmedi. Hatta anlatılan aşk hikayesi bile bana çok saçma ve sadece bedensel hazdan ibaret geldi.
Ama hikaye ilerledikçe öyle bir sardı ki, sonucu merak etmekten kitabı elimden düşüremedim. Bitirdiğimde ise tüylerim diken diken oldu.
Özelliklede son sayfalardaki o büyük ters köşe beni adeta kalbimden vurdu diyebilirim. Sayfalarca hem kendini hemde kardeşinin hikayesini anlatan Ahmet’in aslında anlatılan trafik kazasında öldüğünü ve başından beri her şeyi kardeşi Mehmet’in ağzından dinlediğimi öğrenince ürperdim. Karekter'in yaşadığı ağır travmaların üstesinden gelemeyip acılarından kaçmak için ölmüş kardeşinin kimliğine sığınması tek kelimeyle sarsıcıydı.
Bu kitabı okumanızı tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.