A.

Devrim emekçinin yoksulluğunu artırmaktan başka bir işe yaramamıştı, 1789'dan sonra, bugüne dek parsayı toplayan hep kentsoylu sınıf olmuştu, hem de öyle bir açgözlülükle ki, zavallı işçiye sıyırmak üzere tabağın dibi bile kalmıyordu. Gören Tanrı aşkına söylesindi! Emekçiler yüz yıldır hızla artan zenginlik ve rahatlıktan paylarını alabilmişler miydi? Hadi bakalım, özgürsünüz artık diyerek bir köşeye atmışlardı zavallıları: Evet, açlıktan ölme özgürlüğüne sahiptiler, onlar da bol bol kullanıyorlardı bu özgürlüğü. Seçildikten sonra gidip göbeğini şişiren, yoksulları eski pabucundan bile az düşünen ensesi kalınlara oy vermek kimsenin karnını doyurmuyordu. Hayır, hayır, bu iş böyle sürüp gidemezdi, yasalar yoluyla, kimsenin burnunu kanatmadan, dostça bir anlaşmaya vararak mı olurdu, yoksa her şeyi yakıp yıkarak, birbirlerini yiyerek, vahşice mi, mutlaka bir çözüm yolu bulmak gerekiyordu. Kendileri değilse bile çocukları görecekti o günleri, içinde bulundukları yüzyıl sona ermeden yeni bir devrim, hem de bu kez işçi devrimi olacak, toplum temelinden sarsılıp yıkılacak, sonra onun yerine daha temiz, daha adil bir toplum kurulacaktı.
Sayfa 148 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
Devrim
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşağıda karanlık bütün ovayı kaplamıştı, Montsou, Marchiennes, Vandame ormanı ve üzerinde uzaktan birer deniz fenerini andıran yüksek fırınların mavi aleviyle kok fırınlarının kızıl alevinden başka bir şey görülmeyen uçsuz bucaksız pancar ve buğday tarlaları karanlığa bürünmüştü. Gece yavaş yavaş ıslanıyor, hafiften başlayarak ağır, sürekli bir yağmur, o tekdüze şapırtısı içine gömüyordu bu hiçlik evrenini; yalnız bir tek ses duyuluyordu şimdi, gece gündüz homurdanan makinenin ağır ve kocaman soluğu.
Sayfa 136 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
Maheude çocukların yaşını söylemek zorunda kaldı, berikiler de sırf incelik olsun diye Estelle hakkında bir şeyler sordular. Bonnemort Baba saygı gereği piposunu ağzından çekmişti; bununla birlikte, madende harcanmış kırk yıldan sonra biçimsiz suratı, tutuk bacakları ve eriyip bitmiş vücuduyla hepsinin huzurunu kaçırmaktaydı; tam bu sırada korkunç bir öksürük nöbetine tutuldu; kapkara balgamın konukları rahatsız edeceğini düşünerek, tükürmek için dışarı çıktı. En büyük ilgiyi Alzire gördü. Aman, aman, belinde önlüğüyle ne de sevimli bir ev hanımıydı bu böyle! Bu kadar akıllı ve becerikli bir kız yetiştirdiği için anayı da kutladılar. Sıkıntılı bir acımayı dile getiren bakışlar dönüp dönüp kızın kamburuna takılmasına karşın, hiç kimse bundan söz etmiyordu. Eh, dedi Bayan Hennebeau, Paris'te işçi mahallelerimizi sorarlarsa rahatça karşılık verebilirsiniz artık... Hiçbir zaman bundan fazla gürültü olmaz mahallede, geleneklerine sıkıca bağlıdırlar, gördüğünüz gibi hepsi mutlu ve sağlam insanlardır; bu temiz havadan, dingin yaşamdan hoşlandıysanız ara sıra dinlenmeye gelin buralara.
Sayfa 110 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
Kapitalizm
O değilmiş, dedi geri dönen Cécile. Hani şu iki çocuklu kadın gelmiş, biliyorsun ya anne, geçen gün yolda rastladığımız madenci eşi... İçeri alalım mı? Bir an duraksadılar. Çok pis miydiler acaba? Hayır, pek değillerdi, ayrıca tahta ayakkabılarını kapı önünde bırakırlardı. Anayla baba kocaman, rahat koltuklarına gömülmüşlerdi bile. Yediklerini sindiriyorlardı. Hava değişir korkusuyla karar vermek zorunda kaldılar. Alın şunları içeri Honorine. Bunun üzerine Maheu'nün karısı, yanında soğuktan mosmor kesilmiş, karnı aç, şu sıcacık ve mis gibi çörek kokan odaya girmenin verdiği korkuyla tir tir titreyen iki yavrusu olduğu halde içeri alındı.
Sayfa 85 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
Maden hiçbir zaman boş kalmazdı zaten, pancar tarlalarının altı yüz metre aşağısında, gece gündüz kayaları oyan insan-böcekler bulunurdu.
Sayfa 66 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu