Empusyon,Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra yayımladığı ilk kitap. O nedenle büyük bir merakla ne yazacagi bekleniyordu.
Bence roman tam bir şölen, müthiş. Okuması kolay değil ama mutlaka okunması gereken kitaplardan. Özellikle kadınlar ve kadin düşmanı erkeklerden tarafından.
Roman, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, 1913 yılının sonbaharında, Silezya dağlarındaki Görbersdorf kasabasında, tüberküloz tedavisi için gelen genç bir öğrenci olan Mieczyslaw Wojnicz'in hikayesine odaklanıyor.
Mieczyslaw, sadece erkeklerin kaldığı "Beyler Konukevi" adlı bir sanatoryumda kalır. Bu kapalı ve melankolik atmosferde, hastalar sürekli olarak dönemin önemli meselelerini tartışırlar: savaş, siyaset, felsefe, toplum ve özellikle kadınlar.
Romanın merkezinde, sanatoryumdaki erkeklerin kadınlar hakkındaki cahil, aşağılayıcı ve kadın düşmanı sohbetleri yer alıyor. Tokarczuk, bu eril dünyayı ve onların kadınları nasıl algıladığını (ya da yanlış algıladığını) sert bir dille mercek altına alıyor.
Üstelik karakterlerin bu söylemlerini önemli düşünür,yazar,siyaset ve bilim adamı gibi tanınan kişilerin eserlerinden birebir alıp karakterlerin diyaloglarina yerleştirmiş yazar Tokarczuk.
Erkekler, kadınları "doğuştan aşağı varlıklar," "zırcahil," "akıl yoksunu," "hain" ve "kaypak" olarak nitelendirir.
Peki kimlerin düşünceleri bunlar dersiniz:Charles Darwin,Joseph Conrad,Sigmund Freud,John Milton,Jack Kerouac,Nietszche,Sartre,Shakespeare.....ve daha niceleri.Inanilmaz degil mi? Kendini üst akıl görenlerin eserlerinde gecen söylemlerine bakın. Eril entellektuel dünya kadınları sistematik olarak aşağılıyor:"Kadınlar doğaları gereği hain ve kaypaktırlar."
"Söz konusu kadın olunca onda neye tutunacağını, neye güveneceğini bilemezsin. Bir yılan, bir