Martin Eden

Jack London
Çevirmen:
Doğukan Bal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Martin Eden; yazarlık yolu, değişim yolu, hayat yolu.
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 22:57
Öncelikle incelemeye başlamadan önce yarı otobiyografik bir roman olan bu kitabı okuma sürecimle ilgili; okurken keyif aldığım, sıkılmadığım ve hikayenin her sürecini beğendiğim bir kitap oldu. Herkesin okumasını isterim. Uzun sürmesinin sebebi sınav senem olması. Eminim vakti olanlar kısa sürede bitirebilir. Martin denizci olan, çocukluğundan beri çalışan, 'alt sınıf' olarak adlandırılan işçi sınıfından bir genç. Güçlü, kuvvetli, kadınlar konusunda hiç sıkıntı çekmeyen, kavgayı seven bir kişilik. Ve kitabın konusu da bu kişiliğin yazarlık yolunda uğradığı değişiklik, hayatının aldığı yeni şekil, düşüncelerinin kazandığı boyut. Martin'in Arthur'un davetiyle evine gitmesiyle ve orada sanatla, burjuva dünyasının ortamıyla ve Ruth ile tanışmasıyla başlıyor yolculuğumuz. "Sonra döndü ve kızı gördü. Onu gördüğü anda beynindeki rüyalar yok oldu." Ve onu gördüğü gibi de aşık oluyor. Solgun tenini, büyük mavi gözlerini, ruhani bir şey olarak görüyor. Aşkın da ötesinde bir hayranlıktı Martin'in hisleri. Kitaplarla, tablolarla, sanatla dolu bu dünyaya ve o dünyada yaşayan, kafası bilgilerle dolu olan bu kıza hayranlık. Peki sonra ne olacaktı? Kendi kusurlarını fark edecek, kendini değiştirmeye çalışacaktı. Aşk insana neler yaptırıyor? Neden yaptırıyor? Aynı 'seviyede' olmadan olmuyor muydu peki? Olmuyordu ve olmayacaktı da. 'Sınıf farklılıkları' vardı çünkü. Martin kendini geliştirmeye başlıyor sonra. Okuyor, çok okuyor, öğreniyor... Dil bilgisinden evrime kadar. O eksikliklerini kapattıkça başka yaraları açılıyor da fark etmiyor ancak. O öğrenirken, okurken, müzik dinlerken seviyor hayatı. O dünyadan, okuyup yazanların, resimden, müzikten, sanattan, güzellikten anlayanların dünyasından olmak istiyor. __"Hayalini kurduğu şey bir ruha sahip olmaktı, bütün iğrençliklerden
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
8/10
·512 syf.··
2021 20. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 22:57
Uzun zamandır merak ettiğim ve kitaplığımda beni beklemiş olan kitabı da sonunda okunanlar kısmına ekledim. Güzel bir serüven oldu. Toplumsal konuların tartışıldığı, sosyalizm muhabbetleri olmasa 10/10 puan vereceğim bir kitaptı. O konulardan hoşlanmadığım için ve oralarda sıkılarak okuduğum için 8 puan verdim. Hayran olduğum şey ise Martin’in azmiydi. Gerçekten o kadar azimle çalıştı ki... Ben okurken en az 10 kere vazgeçmiştim her şeyden. Fakat keşke sevdiklerinin desteğini hissedebilseydi. Sonunun böyle olmasını beklemiyordum. Martin’in kendini yalnız hissettiği, sürekli insanlara ‘neden şimdi, neden ihtiyacım varken değil de şimdi’ diye sorduğu kısımlarda gerçekten etkilendim ve üzüldüm. Yine de hak ettiği değeri iş işten geçtikten sonra görmüş olsa bile gördüğü için sevindim. İnsanların gerçek yüzünü görmüş ve göstermiş oldu. Kısacası güzel bir eserdi. Kesinlikle herkes okumalı diye direteceğim bir eser değildi fakat asla okumayın da diyemem. Zaman geçirilecek türden bir eser olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar!
Edebiyat
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2021 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 01:45
Jack London'un en meşhur eseri, aynı zamanda da hayatından izler taşıyıp yazar olma sürecini de anlatan bir otobiyografi roman olan Martin Eden tek kelime ile bir başyapıt. Açıkçası daha erken okumam gereken bir eser olduğunu düşünüyorum; zaten çok fazla tavsiye üzerine merakla başladım okuyucuların övgülerini fazlasıyla hakeden değerli bir eser.Bence her okuyanın kendinde bir şeyler bulduğu da bir kitap; hedeflenen şeyler farklı ancak gösterilen azim ve yaşanılan zorluklar çok benzer. Kitabin konusu sayfaların arasında yazar tarafından çok güzel özetlenmiş; "içindeki devrimi başlatan, onu kaba bir denizciden bir öğrenci ve bir sanatçıya dönüştüren bu yüzden öğrenme, sanat ve aşk üçlüsü arasında onun için en büyük ve en güzel hazine aşktı." Sanattan,kitaplardan,dönemin sosyal hayatından ve kalburüstü olarak tabir edilen ailelerin yaşayışına çok uzak olan Martin'in; Ruth'a olan aşkıyla nasıl bir değişik yaşadığını ve zorluklarla dolu yazar olma sürecini okuyoruz.Sosyal düzen, toplum yapısı, sınıf ayrımının keskin şekilde gözler önüne serilmiş. Bir yazar olma hikayesi olduğu için Knut Hamsun'un Açlık kitabı ile çok benzer yönleri var,bu yüzden de hoşuma gitti. Mutlaka okunması gereken klasikler arasında, hala okumayan varsa bir an önce okumalı ❣
Roman
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
Bu şahesere nasıl bir inceleme, nasıl bir eleştiri yazılır emin olamıyorum. Anlatımı, anlamı, anlatmak istedikleri o kadar başka ki. Tek bir insanın başka bir insanın hayatını ne denli etkilediği ama aynı zamanda birisinin kendi hayatını ne denli sona yaklaştırdığı o kadar güzel anlatılmış ki. Okumakta bu kadar geciktiğime hala inanamıyorum. Martin kendini zeki sanan cahillik, gerilik içinde bir yıldız gibi parlayıp önce sevilmeyen sonra ise tapınan olmuşken benliğinden vazgeçerek aslında kendi sonunu yazmalarına da izin vermiş oldu. Herkesin kendisine göre anlam çıkartacağı bir şaheser.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2022 20:54
2,3 yıl oluyor bu kitabı bitireli. Inceleme yazmaya çekinmiştim. Okur kitlesinden görüyorum ki bunu bir "aşk kitabı" olarak yorumlayanlar hatta durmayıp Ruth'u haklı bulanlar var. Şok oldum. Cevaplarımı inceleme içinde vereyim. Martin Eden sıradan bir denizci, aniden burjuvaların arasına düşüyor. Kendi dünyasıyla onlarınkini karşılaştırdığında kendini aşağı görüyor. Üstüne bu evde güzeller güzeli Ruth var tabii. Kendini bu izdivaca layık görmüyor ve kendini geliştirmeye başlıyor. Kitabın bu kısımlarından aslında belli oluyor Martin'in Ruth'u gözünde büyüttüğü, sonradan "onun seviyesini" aşacağı. Aslında Ruth'un bir seviyesi yok. Zaten ayrıcalıklı bir aileye doğmuş ve öğrendikleriyle yaşıyor, Martin gibi kendine yeni bir şey katmıyor. Yani Martin'in denizci oğlan konumu neyse Ruth'un da o. Martin denizciliği bırakıyor tabii, ondaki para da geçimine bir süre yetiyor. Bu sıra darwin okuyor, sosyoloji okuyor, siyaset okuyor. Sonradan çalışmak için bir tesise gidiyordu sanırım, orada çamaşırhanede çalışıyor. Kitabın bu kısmını çok seviyorum. Insanlık dışı çalışma koşulları, sınıfsal sorunlar işleniyor. Şehre döndüğünde yazar olmak istiyor, dergilere yazılar, hikayeler gönderiyor fakat nafile. Bu sırada Ruthla oldular tabii. Ruth'a göre çayırda çimende şiir roman okumak iyi hoş ama bu kadarını istiyor. Ruth'un babası Martin'e torpille geleceği entelektüellikten uzak beyaz erkek işi teklif ediyor Martin kabul etmiyor tabii ki. Ruth ise Martin'i bu işi kabul etmesi için zorluyor, konu sürekli ona geliyor. Yazar olmasını istemiyor, hayallerini desteklemiyor. En nihayetinde de ayrılıyorlar. Şimdi adını unuttuğum bir adam var ki... Ah o adam. Martin'in Ruth'un evindeki salak toplantılardan birinde tanıştığı solcu bir yazar. Martin'i kendi entelektüel dostlarıyla tanıştırıyor
Edebiyat
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
8/10
·512 syf.··
2021 18. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 16:00
"İçimde söylemek için can attığım öyle çok şey var ki... Bazen tüm dünya, tüm hayat, kısacası içimi mesken tutmuş olan her şey sözcüleri olmam için yalvarıyormuş gibi geliyor bana. Hissettiğim şey çok büyük ama bunu kelimelere dökmek istediğimde bir çocuk gibi kekelemeye başlıyorum." . Herkese merhaba ,bir kitap incelemesi yapmayalı bir ay olmuş sevgili kitap dostlarım ve ben kendimi fetret devrine girmiş gibi hissediyorum. Normalde bir kitabı bitirdiğimde heyecanla kitap hakkındaki görüşlerimi hızlıca yazardım ama bunu bu ara yapamıyorum..Umarım eski heyecanımı tekrar kazanırım ve güzel kitaplarla ve incelemelerle buluşuruz. Herkese keyifli okumalar
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 7. kitabı
Sevda kuşun kanadında Ürkütürsen tutamazsın Ökse ile sapanla Vurursun da saramazsın Hayat sırrının suyunu Çeşmelerden bulamazsın Ansızın bir deli çaydan İçersin de kanamazsın” bu şarkının sözleri geldi aklıma kitabı bitirdiğim anda. Kitap hakkında nereden başlayıp ne söyleyeceğimi bilemiyorum, karmaşık duygular içinde bıraktı beni. İlk kısımdaki Eden’in herkesten aşağı sınıfta olması ve en son kısımda o çok yüce gördüğü sınıflardan yüce sınıfta bulunmasını yazar bizlere damarlarımıza kadar hissettirdi. Kendime bir soru soruyorum bu kitabı bitirirken: “İnsan ne için yaşar?” Aslında biraz bu sorunun özeline indiğimde kitapta da geçen o çelişkiyle de karşılaşıyorum. “ insan bir amaç için mi kültürlü olmaya çabalar yoksa kültürlü olabilmek zaten bir amaç mıdır?” İnsanlar hayatlarındaki zorluklarla mücadele edebilme gücünü nereden alır, belli amaçlar edinme güdüsünü ne için ister? Seni olduğun gibi seven mi sevilmeye değer yoksa senin sevdiğin için değişmen mi asıl sevgi? Aşk duygusunun yüceliği ön planda tutularak insanın yaşaması için gereken bütün duygu ve dürtüleri barındırıyor kitap. Uğruna mücadele verdiğin onca şey başarmaya çalıştığın hedefler ne için dediğim zaman aslında kendimiz için değil, çevremiz için ikinci bir kişilik oluştururuz ve bu biraz daha sevilmeye değer olmamızı sağlar. Bunu biz kendimiz sağlarız ama eğer bunda başarılı olursak da o zaman insan bir şey fark eder; aslında bizi biz olduğumuz için sevilmiyoruz. Bizim yarattığımız sahte ve yeni kişiliğimiz seviliyor. Ruth için değişmeye çalışan Eden onun en yüce olduğunu düşünüyor ama bir bir basamakları çıktığında herkesin bir kusuru olduğunu da anlıyor ve yine sevmeye devam ediyor. Onun için değişiyor ona layık olmak için çabalıyor. Ama insanın mücadele ederken güç bulabilmesi için
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2021 38. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2021 23:32
“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.” alıntısına bir yerde rastlayınca kitabı hemen sipariş etmiştim fakat yaklaşık bir yıl sonra okumak nasipmiş. Yazardan okuduğum ikinci eser. Sürekli okunması gereken kitaplar listesinde de gördüğüm bu eseri okuduktan sonra bende mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sadece bazı kısımlar fazla uzatmaydı oraları sabırla okursanız kitap hiç beklenmedik şekilde bitiyor. Ben pek bi sevdim yani. Otobiyografik olarakta nitelendirilen ve bence hayatın özeti şeklinde olan eserimiz Martin’in aslında hayata nasıl tutunmaya çalıştığını bu tutunma şeklinde aşkın onu nasıl güçlendirdiğini okurken şu satırlar zihnimdeydi: ‘Sevgi, insana her şeyi yaptırabilir bir de sevgisizlik.’ Ah Martin, hayatın sana geçte olsa sundukları aslında seni sana sürekli sordurttu, halbuki sen hep aynı sendin, sadece ünün artmıştı. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar
1000Kitap
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Jack London’ın neden bu kadar büyük bir yazar olarak anıldığının kanıtı olan bir roman. Bazı kaynaklarda kendi hayatından esinlendiği yazılsa da romana adını veren kahramanımız Martin Eden hem fiziksel hem de mental olarak mükemmel olarak tasvir edildiği için biraz söylenti gibi geldi. Kitabın akışı, inişleri ve çıkışları, kahramanımızın gelişimini aşama aşama izlemek keyif verici. Tavsiye ederim ama şunu da not düşmek istiyorum, özellikle Oyun kitabını okuyunca da fark ettim olaylarda erkek karakterler hep yanılmaz ve güçlü, kadınlarsa şüpheci ve zayıf olarak tasvir edilmiş, üzülerek söylüyorum Jack London bugün bunları yazsa bu üne kavuşamazdı.
Martin EdenJack London · Ren Kitap · 2020135,3bin okunma
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
9/10
·520 syf.··
2021 116. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2021 14:17
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.