9/10
·1536 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
MONTE CRISTO KONTU I & II ALEXANDRE DUMAS 1532 SAYFA Her felaketin iki ilacı vardır : Zaman ve sessizlik. Denizci Edmond Dantès, bir iftira sonucu tutuklanıp İf Şatosu'ndaki zindana atıldığında özgürlüğüyle beraber, çok sevdiği nişanlısı Mercedes'i ve babasını da kaybeder. Yıllar süren bu esaret sürecinde tek dostu ve dayanağı, kendi gibi bir mahkum olan rahip Faria'dır. Acı tecrübelerle geçen yıllar sonunda kaçmayı başarır bu korkunç zindandan. Rahip Faria'nın öğretileri sonrası artık çok bilgili, güçlü ve zengin bir adamdır. Aklında ise tek bir şey vardır. Hayatını, aşkını, özgürlüğünü ve babası ile geçireceği yılları elinden alanlardan intikam almak. Pek çoğunuzun okuduğunu düşündüğüm harika bir klasik Monte Cristo Kontu. Lise yıllarında özet halinde okuduğum bu eseri, tam metin olarak yıllar önce okumuştum. Sonrasında sevgili Sevilay ile yeniden okuduk ve iyi ki de okuduk. Teşekkür ediyorum canım eşlik ettiğin ve kitap üzerine yaptığımız güzel sohbetler için Masum bir denizci olarak tutsak edilen Dantès'in gizemli bir Kont olarak geri dönüşü, bir intikam meleği edası ile Paris sosyetesinde fırtınalar estirişi, içindeki intikam ateşiyle düşmanları yanı sıra masum hayatları nasıl değiştirdiği, hayallerini, gençliğini kaybeden Edmond ve Edmond'un küllerinden doğan Monte Cristo Kontu; kesinlikle okunmaya değer. Sadece bir intikam hikayesi değil elbet okuduklarımız. İçinde aşk, nefret, kıskançlık, vefa borcu, merhamet, umut, adalet gibi pek çok duygu barındıran bir hikaye. 1844'de yazılan eser denizci Edmond'u anlatması yanında dönemin Fransa'sı ve sosyal hayatı hakkında da anektodlar içeriyor. 1802-1870 yılları arasında yaşamış olan Dumas; eserleri 100 dile çevrilmesi sebebiyle en çok okunan Fransız yazar ünvanına sahip. "Dumas'nın pek çok asistanı ve ortağı
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
Uçurtmayı Vurmasınlar
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde sadece kapağını kapatmazsınız, içinizde bir yerlerde bir kapı aralanır ve oradan sızan ışık uzun süre sönmez. Feride Çiçekoğlu’nun kaleme aldığı Uçurtmayı Vurmasınlar, benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Kitabı içim yana yana, gözyaşlarımı tutamayarak ama bir yandan da o sevginin saflığına hayran kalarak bitirdim. İtiraf etmeliyim ki, uzun zamandır hiçbir kitap beni bu kadar derinden sarsmamış, kalbimi bu denli acıtmamıştı. Hikâye, dört duvar arasına sıkışmış bir çocukluğun, dünyayı sadece gökyüzü ve oradan geçen uçurtmalar kadar görebilen küçük Barış’ın hikâyesi. Ama aslında Barış’ın gözünden, insanın en karanlık yerde bile sevgiyi ve umudu nasıl yeşertebileceğinin bir kanıtı. Barış ile siyasi mahkûm İnci arasındaki o muazzam bağ, soğuk beton duvarları, demir kapıları aşan bir sevgi köprüsü kuruyor. Kitap boyunca beni en çok ağlatan ve sarsan, Barış’ın o çocuk saflığıyla sorduğu sorular ve dünyayı anlamlandırma çabası oldu. Büyüklerin dünyasındaki o anlamsız yasaklar, bir çocuğun dünyasında nasıl da can yakıcı bir şaşkınlığa dönüşüyor, her satırda bunu hissettim. Kalbimize Dokunan, Gözyaşlarımızı Tutamadığımız O Alıntılar Kitabın bendeki izini derinleştiren, okurken boğazımın düğümlenmesine sebep olan birkaç özel bölümü ve alıntıyı buraya iliştirmek istiyorum: Ben işkence görmedim İnci. Ama galiba senin özlemin de bir çeşit işkence. İşkence acı veriyor, özlemek de." (Sayfa 42) İnci’nin gidişinin ardından Barış’ın hissettiği o devasa boşluk, yalnızlık hissi ancak bu kadar yalın ama bu kadar ağır anlatılabilirdi. Özlemenin, bir çocuğun minik omuzlarına bindirdiği o yükü okurken ağlamamak elde değil. Barış’ın gökyüzüne bakıp özgürlüğü kuşlar üzerinden anlamaya çalışması, aslında özgürlüğün ne kadar doğal ve kısıtlanamaz bir
İnsan ve Hayat
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
Bence Hayden gün yüzü görmemek için oluşturulmuş bir karakter ya kızı kaçıran kaçırana. Her eline geçiren işkence ediyor yav. Hayden, Nolan tarafından kaçırılıp tutsak edilmiş ve ejderhasını ortaya çıkarmak için işkence görmüştür. Yorumum SPOILER içerecek. Hayden’ın kraliyet soyundan olması gerçeği Ejderha Tayfamızı çok endişelendirmektedir. Çünkü bütün doğa üstü varlıklar onun gücü ve pulları için savaşacaktır. Neyse ki bu kitapta kız bağlarını tamamlıyor. Ama ne oluyor tahmin edin Delenay ve annesi Dekan Robinson onu Nolan’a veriyor neyse ki bizim kızın içinde ki ejderha hem Corbett klanını hemde Nolan’ı temizliyor. Ve son bölümde 12 yıl sonrasında çocuk sahibi olup mutlu bir aile olduklarını okuyoruz. Kitap 8 puanı hak etmiyor olabilir ama sonu iyi bitti diye içimden geldi. Bizi Birleştiren Bağlar serisiyle evet benzer yanları vardı ama çok yüzeysel bir kitaptı. Mesela Wren karakteri birilerinden kaçıyor. Bizim kızla birden arkadaş oluyor falan fistan. Büyük ihtimalle yazar onun için de ayrı bir reverse harem seri düşündüğü için bu şekilde yapmış. Ama okuyacağımı sanmıyorum her ne kadar kısa kısa olsa da kitaplar. Smut çok yoğundu. Replikler de biraz fazla dark ve klişeydi. Bu kadardı yorumum gkwplcşaşd.
Alevlerin ŞafağıTessa Hale · Nox Yayınları · 202628 okunma
Hepimiz, her şeyde aşağı yukarıyız!
Puan vermedi·104 syf.··
2026 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:16
Eser efsane bir düşüşü, karakterin bir dosta anlatması söylevinde, size anlatıyor insanlar.. Yüksekte, en yüksekte ki insanoğlunun, kendini çözümlemesi ârı bir dille, yakarak anlatılıyor bir ceza yargıcı tarafından.. Bayıldım.. Okurken, herkes kendinden bir parça bulacaktır eminim.. Özellikle önemsemek ve duyumsamak zincirleri altında.. Baptiste, bir kızın ölümüne seyirci ve sessiz kalarak başlıyor düşüşe.. Ben, kendini iyilik ve vicdan timsali sanan ben, bıraktım, aktı gitti o kız diyor.. Çözülme buradan itibaren başlıyor.. Eserde ki ana tema : Yargılanmamak adına iyi oluyoruz, yargılanmamak adına suç işlemiyoruz. Aslında hepsi içimizde ama biz bir kesim tarafından yargılanmamak için iyiyiz'di bence.. Baktığım da ; Camus'un yargıları keskin ama gerçek.. Biz insanlar, buyuz.. Böyle olunca, mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden. Düşüş İnsan önce, çıkar. Yükseğe en yükseğe, sonra bir şey olur ve anlar ki yükseklerde uçuşan güvercinler kadar bile bir değeri yoktur yaşamın... Güvercinler özgürdür. İnsan hep tutsak ve sarsak.. Bu sarsaklığı anımsamak güzeldi benim için.. Bir Düşüş'e düştüm arkadaşlar.. Yerinde saymakta zaten bize ters. Düşmelere, kalkmalara ama hep yaşamalara.. Camus hayranlığım git gide artıyorken, naçizane okumalısınız diyorum eseri.. İnsan yalnızlıkta, yorgunluk da eklenince buna, kendini seve isteye peygamber yerine koyuyor. Ne de olsa, halim ortada benim, çürümüş taşlar, sisler ve sularla kaplı bir çöle sığınmış biri, basbayağı zamanlara özgü içi boş peygamber, sırtı bu yosun tutmuş kapıya yapışmış, parmağı alçak bir gökyüzüne doğru kalkmış, hiçbir yargıya tahammül edemeyen, yasasız insanlara ilenip duran, kafası
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 54. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 14:38
Kitap Yorumu : Rapunzel / L. P. SICARD Özet; Rob ve Paul uzun yıllardır birlikte avlanan iki yakın arkadaş. Ama çıktıkları bir av gününde işler tamamen değişiyor. Rob'un fazla miktarda aldığı k*kain ve bira, uzun süredir bastırdığı karanlık tarafını açığa çıkarmasına neden oluyor. Bir insanın — hatta bir canlının — ölümünden aldığı haz ve sonrasında yaptıkları gerçekten rahatsız ediciydi. Okurken "bu kadarını yapmaz" dediğim noktaları geçti resmen. Jacinthe ise küçük yaşta annesini kaybetmiş bir kız. Annesinin ölümünden sonra sürekli sarhoş olan babası Richard'la yaşamaya devam etmiş. Bir gece arkadaşlarıyla birlikte, yıllar once yüzlerce çocuğun öldüğü yanmış bir hastaneye giriyorlar. Ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor... Jacinthe gözlerini bir hücrede açıyor. Üstelik yalnız da değil.Bulunduğu yerde onun gibi tutsak edilmiş birçok kız var. Ve hepsinin korktuğu tek bir isim var: "Pite..." yani "Cadı." Yaşadığı dışlanmışlık ve travmalar yüzünden özellikle uzun saçlı kızlara korkunç şeyler yapan biri... Jacinthe kaçmaya çalışırken onu kurtaracağını düşündüğü Rob'la karşılaşıyor ama yolun sonunda kendisini, farkında olmadan Pite'nin bulunduğu karanlığın tam ortasında buluyor. • Yorum; Ben zaten normalde kısa saç insanıyımdır ama bu kitaptan sonra saç uzatma fikrinden tamamen uzaklaştım sanırım... 9° Pite'nin yaşadıkları için içimde bir noktada empati kurmaya çalıştım. Çünkü yaşadığı dışlanmışlık gerçekten ağırdı. Ama o kızlara yaptıklarını okumak...gerçekten mideme oturdu. Bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu. Uyuyan Güzel ve Külkedisi'nden sonra bunun da karanlık olacağını biliyordum ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey; kötü karakterin doğrudan "kötü" olmamasıydı. Onun nasıl dönüştüğünü, nasıl kırıldığını, nasıl canavara dönüştüğünü okumak çok
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025223 okunma
Cambaz-Işıl Limae
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:49
Kendini güvendiğin birinden korkarken bulmak insanı her zaman daha çok yaralar. Karanlığın içinde,ip üzerinde yürüyen bir Cambaz. Dili doğrulara küsmüş,kim olduğunu bilmeyen bir Yalancı. Unutmayın... Bir ipte iki cambaz oynamaz. Kahve molası okurları kitap kulübümüzde okumaya başladığımız 7 tutsak 1 ölü serisinin üçüncü kitabı olan cambazı az önce bitirdim. Ve serinin diğer kitapları gibi bu kitabı da çok severek ve akıcı bir şekilde okurdum. Bu ayın favori kitaplarından biri oldu benim için.Bu kitapta tutsakların aralarında olan bağın derinleşmesi çok güzeldi. Psikolojik gerilim türünde okumayı seviyorsanız bu seriyi önerebilirim. Sadece içerisinde bulunan bazi sahneler tetikleyici olabilir. Ama yazarın kalemi çok akıcı olduğu seri rahat bir şekilde okunuyor. Ve her kitapta tempo ve duygu yoğunluğu artarak devam ediyor. Dördüncü ve serinin son kitabını merakla ve heyecanla bekliyorum Spoiler içerir!!! Düzenbaz kitabının sonunda Afra bir olay yüzünden intihar ediyordu. O yüzden üçüncü kitabımızın başında Afra kendini Ölüm'ün elinde başka bir yerde tutsak olarak buluyor. Ölüm Afra'yı yaşatmak için bir bodrum katına getiriyor ve Afra'yı hayatta tutmaya çalışan doktor ise bir organ mafyası. Okuduklarımızdan sonra Doktor Senem'in de normal biri olmadığını görüyoruz. Afra'ya davranışları gerçekten kötüydü. Afra bodrum katindayken yanına bir psikiyatrist geliyor. Ve bu psikiyatrist maskelilerden biri olan on üç numara. İlginç olan bir diğer detay ise on üç numaranın daha önce Ölüm'ün kendisine de terapi vermesi. Afra'nın karşısına bir fırsat çıkıyor ve bulunduğu yerden kaçmaya çalışıyor. O sahneyi okurken acaba başarabilecek mi diye heyecanlı bir şekilde okudum. Afra'nın daha sonra tutsakların yanına dönünce hepsiyle konuşması ve zamanla aralarının düzelmesine
1000Kitap
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025300 okunma