"Oysa, Türk'ün onuru, gururu ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!.. O halde, ya bağımsızlık ya ölüm!"
Bir kayık yaklaşıyordu. Bu küçük bir korsan salıydı, içinde üç kişi vardı: Smee, Starkey ve bir tutsak. Bu tutsak, Kaplan Zambağı'ndan başkası değildi. Elleri ve ayak bilekleri bağlıydı, kaderinin ne olacağını da gayet iyi biliyordu. Ölüp gitmesi için kayaya terk edeceklerdi kızı; onun soyundan biri için yakılarak veya işkenceyle öldürülmekten çok daha dehşetli bir sondu bu. Zira suyun içinde o mutlu avalanına, yani cennete giden bir yol olmadığı yazmıyor muydu kabile kitabında? Yine de yüzünde duygudan eser yoktu,o bir kabile reisinin kızıydı, bir reis kızı gibi ölmeliydi, bu ona yeterdi.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mi?
Alıntı
- Sen üç aydır tutsak bulunuyorsun. Bizimki bir yıl oldu. Acıya kapılıp her şeyden elimizi çekersek kağanlığı kim diriltecek?
Bunun bir örneğini 22 Eylül 1969 Pazartesi akşamı televizyondaki "Haça Karşı Gamalı Haç" adlı bir filimde seyrettim. Adına göre bunun Hitler ve Nasyonal Sosya-lizm aleyhinde olacağı sanılırdı. Fakat öyle çıkmadı. Tarafsız, objektif bir röportaj niteliğinde kaldı. Filim, İkinci Cihan Savaşı'nda Münster şehrinin başına gelen-leri anlatıyordu. Münster, Almanya'nın kuzey batısında muhafazakâr bir Katolik şehri, Amerikan hava saldırıları ile yıkılmış manzarası gösteriliyordu. O zaman galiba 16 yaşında olan bir Alman kızının gizlice aldığı filim de yayına eklenmişti. Bugün o şehirde yaşayan Almanlar-dan birçoğunun hâlâ Hitlerci olduğu anlaşılıyordu. Bun-lar, bazı yanlışlarına rağmen Hitler'in iyi işler yaptığını söylediler. Hele bir tanesi: "Ben Nasyonal-Sosyalistim. Fakat her şeyden önce Almanım. Almanya'nın üzerine bu kadar çirkef atan bugünkülerin Allah belâsını versin" dedi. O zaman gizlice filim çeken kızın bugünkü halini de gördük. Elli yaşlarında bir kadındı. Görmüş geçirmiş insanlara has sakin bir duruşu vardı, işgalde kendisine üç Amerikan askerinin tecavüz ettiğini söyledi. Spiker "bun-lar Zenci mi idi" diye sorunca da "hatırlamıyorum, o za-mana ait hiçbir şey hatırlamıyorum" diye cevap verdi. Yine gizlice çekilmiş bir filimde tutsak edilmiş Alman askerlerinin elleri havada olduğu halde sevkedilirken her iki taraflarında sıralanmış olan Amerikalılar tarafından yumruk ve tekme yağmuruna tutulduğu görülüyordu. Ben Amerikalıların bu kadar zebunküş ve kahpe olduk-larını tasavvur etmemiştim. Fakat bu manzara gösterilir-ken spiker: "Batıda da hırsızlık ve ırza geçme çok oldu ama buna rağmen bu işler doğuda Ruslara tutsak düş-mekten çok hafifti" diyordu. Filimin sonu ibret vericiydi. İkinci Cihan Savaşı'nda-kilerle bugünküleri resimlerle ölçüştürüyordu. O zaman-kiler
Sayfa 226 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
Bir odaya ses çatalları koyar ve birisine vurursanız, o frekanstaki tüm ses çatalları titreşmeye başlarlar. Vurduğunuz ses çatalını durdursanız da diğer çatallar titreşmeye devam ederler. Bunun sebebi, çatalların doğal bir bağlantılarının olması değildir. Bu, evrenimizin işleyiş biçimidir. Cam bir bardağın karşısına koyduğunuz bir ses çatalına vurursanız, bardak da onunla aynı frekansta titreşmeye başlar. Bunun nedeni, ses çatalının, bardağı kendi titreşimiyle eş zamanlı olarak harekete geçiren enerjiler üzerine güç uygulamasıdır. Tutsak kalmış duygunuz olduğunda, bu durum negatif bir duygunun özel frekansıyla aynı şekilde sürekli titreşen vücudunuz gibidir. Maalesef bu olay bazı olumsuz duygularınızın artmasına sebep olabilir.