... bir şeye sahip olma bilinci öylesine özgürleştiriciydi ki... ve bu, büyükbabamın koşullarında kuşkusuz haklı olarak, mülkün büyütülmesi demekti. İşe başlarken insanın sahip olduğu arazi öylesine küçüktü ki, onu yalnızca elinde tutabilmek için bile bütün
gücünü harcaması gerekiyordu. Böylece de hırslı mal sahiplerine tek seçenek kalıyordu: para biriktirmek.
— 1 —
titrek bir mum alevinin
havaya bıraktığı bulanık bir is
ve yollara dökülen göz gözü görmez bir sis
değildik biz
bir genç kızın çeyizlik elişiydi
ve gerdek gecesindeki bir gelin gibi dişiydi
yalın yürek üzerinde koştuğumuz deniz.
beni yaşamımla sorgula
iki gözüm
beni yüreğimle
beni özümle.
bilimle anla beni tarihle yargıla.
— 2 —
bir gece şafak sökmeden asılacağım:
bal değildir
ölüm bana
idam gül değildir bana
geceler çok karanlık
gel düşümdeki sevgilim
ayışığı yedir bana.
duygu bana
öykü bana
yaşadığım her saniye
Zamanın temposu hızlanıyor, mekânda iki nokta arasındaki mesafeler daralıyor, dolayısıyla hayatın nabzı dünyanın tahammül sınırının ötesine geçiyor. Çünkü dünyanın dünya olarak kalmasının en başta gelen şartı, zamanın ağı içinde tutsak olarak kalmasının yanı sıra onun sakinlerine ve en başta insana zamanın göz açtırmaması, gözlerinin üzerine kurşundan bir mahmurluk olarak çökmesidir. İnsan nazarında dünya dünyalığını zamanın göz açtırmamasında bulur.
I.
Herkes tutsak, öfke özgür
Kanın ve ıstırabın perçeminden tutup
İnsanın izzetine inanan bir uzun mektup
Yazacağım sana Ezekiel...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Toprak onunla direnecek
Işık onunla...
Hayat onunla direnecek
Onur onunla...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Sen bir nebi değilsin
Nebi olan Zülkifl idi
Çiçeklerle süslerdi dağları
Onun sûru uzun bir İsrafil
Bekletirdi tüm çağları...
Yakıyorsun şehirleri
Alevin kanlı bir sağ el...
Bünyamin değil, Yusuf değil
Sadece bir katil Ezekiel
Köle oğulların ve kızların hırsla
İzledikçe yangını ve soygunu
Sürgün kalacaksın
Ölen insanlığın son vadisinde...