Kul hakkı; bir başkasının malına, canına, namusuna, şerefine, emeğine, vaktine, gönlüne zarar vermek, gıybet etmek, iftira atmak, aldatmak, haksız yere üzmek, emanete hıyanet etmek, borcu geciktirmek, ölçü-tartıda hile yapmak, zulmetmek gibi pek çok fiili kapsar. Bunlar sadece dünyevî bir mesele değil, âhirette doğrudan hesaplaşma konusu olacak haklardır.
Ne yazık ki günümüzde birçok insan bu konuda gereken korkuyu ve titizliği kaybetmiş görünüyor.
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:
“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helalleşsin!” (Buhârî, Mezâlim, 10; Rikâk, 48)
Kul Hakkı Yiyen Ahirette İflas Eder
En korkutucu olan nokta şudur: Allah Teâlâ kendi hakkını (hukukullah) dilediği kuluna affedebilir; tövbe ile, rahmetiyle bağışlayabilir. Ama kul hakkı için durum farklıdır. Kul hakkı ancak hak sahibinin rızası ve helalliğiyle temizlenir. Hak sahibi affetmedikçe, Allah o günahı affetmez; çünkü ilâhî adalet bunu gerektirir. Kıyamet günü hak sahibi mazlum, zalimden hakkını alır; eğer zalimin sevabı yoksa, mazlumun günahları zalime yüklenir ve bu kişi asıl müflis (iflas etmiş) olur.
Günümüzde insanların kul hakkına bu kadar kolay girmesinin sebepleri arasında şunlar sayılabilir:
~Kalplerdeki Allah korkusunun (haşyetin) zayıflaması,
~İbadetlerin ihmal edilmesiyle takvanın azalması,
~Dünyevî menfaat ve nefsin öne çıkması,
~“Herkes yapıyor, bir şey olmaz” zihniyeti,
Kul hakkı, en çok korkulması gereken hususlardan biridir; çünkü affı en zor olanıdır. Ölmeden önce helalleşmek, helallik almak ve hak yemekten sakınmalıyız. Kimin kalbini kırdıysak, kimin malına, vaktine, şerefine zarar verdiysek; gidip helallik dilemek, özür