“Güzel Türkiye’nin her zaman bir tutukevi olduğunu, tutukevi olarak kalacağını düşündüm. Bizler içinse, yani gerçekten tutuklu ya da kendi seçmeleri ile tutuklu olmuş olanlar içinse, hiçbir yerde kurtuluş olmadığını.”
Sayfa 50·Kitabı okudu
Şebi yeldayı müneccim ile muvakkit ne bilir? Müptelayı gama sor kim, geceler kaç saattır?
Sayfa 76 - Risale yayınları 4. baskı·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir tutukevi parmaklığını parçalamak yaşamın keşfedilmemiş kapılarını açmaktan çok daha kolaydır.
Romanokur
Ve Deniz de ve Yusuf da..Halkı düşünerek vardılar 6 Mayıs’a
Avk.Orhan İzzet Kök:’’6 Mayıs’tan bir iki gün önce,tutukevinden avukat istendiği haberi geldi.Gittim..Tam ayrılacağım sırada Hüseyin,Toprak ve Tarım Reformu Ön Tedbirler Yasa Tasarısı’ndan rica etti.Tasarının köylüye ne getirip götürdüğünü öğrenmek istiyordu. Donup kalmıştım.Her an ölüme götürülmesini bekleyen bir insan ,o zamana kadar hücresinde ,adı reform olan bir toprak yasasını okumak istiyordu.’’….Hüseyin götürüleceği ana kadar Toprak Tarım ve Tarım Ön Tedbirler Tasarısı’nı inceledi.Notlar düştü kenarına,satırların altını çizdi.
Sayfa 44·Kitabı okudu
18 yıl sistematik işkence..karanlık ve açlık..tutukevi yıkılıyor
" insanın yaşadığı dehşetten daha kötüsü onun inkar edilmesidir"
Sayfa 213 - Sia Kitap·Kitabı okudu
Sağmalcılar Tutukevi'nde İstanbul'a Sağmalcılar'a gittiğimde arkadaşlar adli tutuklularla birlikte kalıyorlardı. Ankara'dan Ferdane ve ben, bir de Adanalı Nazife Kaya üçümüz İstanbul'a getirildik. Diğer devrimci kadın arkadaşlar da aynı kadınlar koğuşundaydı. Orası işkencelerden sonra bir miktar rahatlatıcı ve eğlenceliydi. Rüçhan'ı Ankara'dan tanıyorum zaten. O da Mahir'lerin davasında yargılanmıştı. Sağmalcılaröa tek tanıdığımın Rüçhan Manas olduğunu be­lirtmek isterim. Daha sonra hepsiyle çok iyi dost oldum. Hale Kıyıcı'nın kalbiyle ilgili sorunu vardı. Ruhsal sorunları olanlar vardı bir de, Nazan Alp bu anlamda koğuşun sorunuydu. De­niz'lerin davasından THKOöan İnci Ataberk vardı. İnci benim çok iyi dostumdu. Füsun Özbilgen'le de orada dost olmuştuk. Füsun'un oğlu Altan, koğuşa geldiğinde bizi darmaduman ederdi. Bir de, aklımda Elif Gönül Tolon'un çok güzel türkü söylediği kal­mış. Rüçhan'ın da çok güzel sesi vardı, iyi türkü söylerdi. Sabah­ ları voleybol oynardık, öğleden sonra okuma saatlerimiz olurdu. Adanalı Kız ... Bir de Adanalı kız vardı. Oraya geldiğimizde bu kız için dedi­ler ki, "bu sizin örgüttenmiş". Mahir'lerle beraber olduğunu söy­lemiş kız. O kıza işkence etmemişler galiba. Bir de çocuğu vardı kadının. Önce polis zannetmiştik onu. Zaman geçtikçe baktık ki çok cahil, en ufak bir şeyden haberi yok. Yani hiçbir şeyden haberi yok kızcağızın. Türkiye'deki ortamdan etkilenmiş, kendisine böy­ le bir hikaye uydurmuş. Bir gün koğuşta eğlence yapmıştık. Nazi­fe dediğim Adanalı o kızcağız oryantal yapmıştı. O kadar profes­yonel oryantal yapmıştı ki, oradan onun profesyonel bir dansöz Olduğunu anlamıştık. O kızcağızı ben sonra Ankara'da gördüm
Sayfa 160 - Ayrıntı 2015
Tarih