“Güzel Türkiye’nin her zaman bir tutukevi olduğunu, tutukevi olarak kalacağını düşündüm. Bizler içinse, yani gerçekten tutuklu ya da kendi seçmeleri ile tutuklu olmuş olanlar içinse, hiçbir yerde kurtuluş olmadığını.”
Avk.Orhan İzzet Kök:’’6 Mayıs’tan bir iki gün önce,tutukevinden avukat istendiği haberi geldi.Gittim..Tam ayrılacağım sırada Hüseyin,Toprak ve Tarım Reformu Ön Tedbirler Yasa Tasarısı’ndan rica etti.Tasarının köylüye ne getirip götürdüğünü öğrenmek istiyordu. Donup kalmıştım.Her an ölüme götürülmesini bekleyen bir insan ,o zamana kadar hücresinde ,adı reform olan bir toprak yasasını okumak istiyordu.’’….Hüseyin götürüleceği ana kadar Toprak Tarım ve Tarım Ön Tedbirler Tasarısı’nı inceledi.Notlar düştü kenarına,satırların altını çizdi.
Sağmalcılar Tutukevi'nde
İstanbul'a Sağmalcılar'a gittiğimde arkadaşlar adli tutuklularla birlikte kalıyorlardı. Ankara'dan Ferdane ve ben, bir de Adanalı Nazife Kaya üçümüz İstanbul'a getirildik. Diğer devrimci kadın arkadaşlar da aynı kadınlar koğuşundaydı. Orası işkencelerden sonra bir miktar rahatlatıcı ve eğlenceliydi. Rüçhan'ı Ankara'dan tanıyorum zaten. O da Mahir'lerin davasında yargılanmıştı.
Sağmalcılaröa tek tanıdığımın Rüçhan Manas olduğunu belirtmek isterim. Daha sonra hepsiyle çok iyi dost oldum. Hale Kıyıcı'nın kalbiyle ilgili sorunu vardı. Ruhsal sorunları olanlar vardı bir de, Nazan Alp bu anlamda koğuşun sorunuydu. Deniz'lerin davasından THKOöan İnci Ataberk vardı. İnci benim çok iyi dostumdu. Füsun Özbilgen'le de orada dost olmuştuk.
Füsun'un oğlu Altan, koğuşa geldiğinde bizi darmaduman ederdi.
Bir de, aklımda Elif Gönül Tolon'un çok güzel türkü söylediği kalmış. Rüçhan'ın da çok güzel sesi vardı, iyi türkü söylerdi. Sabah ları voleybol oynardık, öğleden sonra okuma saatlerimiz olurdu.
Adanalı Kız ...
Bir de Adanalı kız vardı. Oraya geldiğimizde bu kız için dediler ki, "bu sizin örgüttenmiş". Mahir'lerle beraber olduğunu söylemiş kız. O kıza işkence etmemişler galiba. Bir de çocuğu vardı kadının. Önce polis zannetmiştik onu. Zaman geçtikçe baktık ki çok cahil, en ufak bir şeyden haberi yok. Yani hiçbir şeyden haberi yok kızcağızın. Türkiye'deki ortamdan etkilenmiş, kendisine böy le bir hikaye uydurmuş. Bir gün koğuşta eğlence yapmıştık. Nazife dediğim Adanalı o kızcağız oryantal yapmıştı. O kadar profesyonel oryantal yapmıştı ki, oradan onun profesyonel bir dansöz
Olduğunu anlamıştık. O kızcağızı ben sonra Ankara'da gördüm