saadet

saadet
Etme Duydum ki, bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yad eller dünyasında ne arıyorsun yabancı? Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme. Ey, makamı var ile yokun üstünde olan Sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme. Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme. Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme. Âşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme. Ey, cennetin cehennemin elinde olduğu kişi Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme. Şekerliğinin içinde zehir dokunmaz bize
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yavaşça dokun yaralarıma. Yavaşça. Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle. Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun.
Edebiyat
'' Boşboğazı cehenneme atmışlar ; Demiş ki buranın odunu, kömürü nereden geliyor?''
“İnsanın ham maddesi topraktır, ama fazla sulandı mı çamurlaşır.”
Tekamül etmek yaşlanmak demek değil. Tekamül, çocuk kalabilmektir.