Zeliha

Zeliha
@twilightsparklezz
Yusuf Yusuf dedikleri, birkaç beyle birkaç mermi...
5/10
·240 syf.··
2020 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 14:33
Üç saattir incelemelerde eleştirel bir satır, bir fikir hatta bir kelime arıyorum... Arıyorum ki, kitapla ilgili yakın bulduğum bir görüşü repost edip şu satırları şu sıcakta yazma yükünü üzerimden atabileyim... Yok maalesef, olmadı... Bunun pek çok nedeni olabilir tabii... Ancak Kuyucaklı Yusuf özelinde bu hayranlığa, bu müthiş etkilenmeye baktığımda neyi atladığımı, neyi kaçırdığımı, nerede yanlış yaptığımı gerçekten çok merak ediyorum... Çok da uzatmadan birkaç soru sorup, birkaç beylik laf edip, kitabın parıl parıl parlayan inceleme havuzuna benim gibi gelenlere yalnız olmadıklarını hissettirecek birkaç not düşüp sonlandıracağım... İlk soru çok basit; acaba Sabahattin Ali'nin kendi yaşam hikayesine olan saygımız, eserlerini değerlendirirken biz okurları çok mu etkisi altına alıyor? Edebiyat dünyasında neredeyse 10 yıldır gölgesinde yaşadığımız Sabahattin Ali miti, Sabahattin Ali'nin dahi üzerine çıkmış ve hepimize en tepeden parmak sallıyor olabilir mi? İncelemelerin birinde Sabahattin Ali'den Türkiye'nin Dostoyevski'si olarak bahsedilmiş. Ancak neden böyle olduğuna dair ilave tek bir cümle yok. Karşılaştırmanın zemini nedir mesela? Popülerlik mi? Üslup mu? Düşünce şekli mi? Yaşam tarzı mı? Ele aldıkları konular mı? Roman karakterlerinin benzerliği mi? Nedir bu benzerliğin sırrı? Peki senin cevabın nedir derseniz; bence iki yazarın arasında edebi anlamda ortak nokta yok denecek kadar azdır. Konuyu uzun uzun detaylandırabiliriz ama ben tek bir örnek verip kapatacağım bahsi... Örneği bir soruyla vereyim; Kitabı bitirdikten sonra Yusuf'u ne kadar tanıdınız? Tanımaktan kastım, Yusuf'un nerede yaşadığı, fiziksel görüntüsü, ne iş yaptığı falan değil. Kim bu Kuyucaklı Yusuf? Kitabın son sayfasına geldiğinizde bu sorunun cevabı ne kadar karşılık buldu
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yakamoz Yayıncılık · 2019210,6bin okunma
Zeliha
Hocam size çok teşekkür ediyorum.İncelemeniz duygularıma tercüman olmuş.Kitabı bitirdikten sonra aklımdan geçenler tam olarak bunlardı :)
Reklam
8/10
·50 syf.··
2024 11. kitabı
Şu anda özellikle bir okuma listem olmamasına rağmen Stefan Zweig’in kitapları beni buluyor :)) Kütüphanede görüp konusunu okuduğum ve o anda ilgimi çeken bu kitabı bugün bitirdim. Mecburiyet Ferdinand adındaki bir ressamın karısı ile birlikte ülkesindeki savaştan kaçıp İsviçre’ye sığınmasını ve zamanla görev duygusu, sorumlulukları ve karısına olan sevgisi arasında sıkışıp kalmasını konu alıyor. Zweig kitaplarında karakterlerin ruh hallerini, hissettiklerini o kadar çarpıcı ve gerçekçi anlatıyor ki karakterle derin bağlar kurulabilmesini sağlıyor. Kitabı beğendim. Kısa olmasına rağmen okuyucuyu düşündürüyor, sorgulatıyor. Ayrıca okurken biz Türklerin vatan sevgisini hatırladım ve gururlandım. Biz Malazgirt’te, Kurtuluş Savaş’ında, 15 Temmuz’da vs. tüm insanlarımızla seferber olmuş bir milletiz. Tabii ki bir insanın ailesini, eşini, çocuklarını ve daha birçok sevdiği kişiyi geride bırakması kolay değil. Ama bizim ülkemizde söz konusu vatan olduğunda akan seller durur. Kitaptaki karakterde ise gördüğüm; bir sorumluluk hissediyor evet ama tam bir vatan sevgisi yok. Çünkü ona böyle bir sevgi aşılanmamış. Karakterin bakış açısından baktığımda ise onu anlayabilmem de ayrı bir güzellik oldu benim için. Sonuç olarak kitap gayet güzel tavsiye ederim.
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
İhsan öz isimli okura yanıt verildi
Zeliha
İncelemenizi okudum,sizinki de güzel bakış açısı
Ben artık pes edemem.Çünkü ölürsem bir daha seni hatırlayamam bile... Bu yüzden ne olursa olsun kazanacağım! Nasıl olursa olsun yaşayacağım...
İnsan ve Hayat
Zeliha
Mikasa…
6/10
·120 syf.··
2018 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2018 01:56
Bildiğiniz gibi kısa bir süre önce 'Farklı Türleri Keşfet' adında bir etkinliğe başladık. (#28549333) Bu etkinlik ile amacımız, herhangi bir nedenden dolayı uzak kaldığımız veya hiç tanışamadığımız türlere yönelerek kendimizi farklı okuma deneyimlerinde test etmekti... Bu çerçevede, ben de kendime Bilim-Kurgu türünden bir eser seçtim. Çünkü benim için bilim-kurgu sadece sinemada bildiğim, takip ettiğim bir türdü. Bunun edebiyattaki karşılığını uzun zamandır merak ediyordum. Bu türde kitaplar okuyan arkadaşların buraya yazdıkları incelemelere denk geldikçe büyük bir ilgiyle okudum. Başlangıç kitabı olarak da fazla risk almadan, bu türün babalarından sayılan, çok okunan, çok beğenilen, bol referanslı ve kısa bir kitap olan Zaman Makinesi'ni tercih ettim. Bu incelemeyi de çok fazla uzatmadan bu deneyimin sonuçlarını sizinle paylaşmak adına kaleme alıyorum... Açık konuşmak gerekirse kitap tam anlamıyla beklentilerimi karşılamadı diyebilirim. Kitabın açılış bölümlerindeki atmosferi sevdim. Başka bir ifadeyle, zaman yolculuğu başlayana kadar geçen hazırlık bölümlerini daha akıcı buldum. Ancak zaman yolculuğu başladığı andan itibaren kitaba bir durağanlık çöktü. Sanki zaman durdu ve her şey çok yavaş ilerlemeye başladı. Oysa ki, kitabın asıl muhtevasını içeren bu bölüm, sanırım sinemadan kalma bir alışkanlıktan olsa gerek, biraz daha hareketli olmalıydı bana göre... 100 sayfalık bir kitabı 10 günde tamamlamış olmam her ne kadar gündelik hayatımdaki yoğunluktan kaynaklanıyor olsa da ben bu durağanlığın da etkili olduğunu düşünüyorum. Her kurmacada kırılma alanları vardır ve kurgu basamaklar şeklinde okuru yukarı taşır... Bu kitapta ise bir basamaktan diğerine çıkmak için arada baya yol yürümek zorundasınız. Bu durum bir yerden sonra yorucu olmaya
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
Zeliha
Kitabı yeni bitirdim ve tam da düşündüklerimi yazmışsınız. Ben de başlarda merak içinde başlamıştım.Ama devamı sizin de yazdığınız gibi… Özellikle son kısımda ben de bir beyin fırtınası bekliyordum… Teşekkürler inceleme için.🙏
Gerçek Aşkı Bulmak Mümkün mü?
8/10
·104 syf.··
2023 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2023 18:29
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CpQMRltNmGL Bilinen bir adamdan bilinmeyen bütün kadınlara... Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. O yüzden kitap önerisi alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz. Geçen yıl içinde başlattığım 1000kitap Nostalji Kuşağı'na devam ediyorum ve yıllar önce okuduğum kitapları şu an bulunduğum yaşın düşünceleriyle yorumlamak için tekrar okuyorum. Bazı kitaplar farklı yaşlarda tekrar okunmak için yazılır bence. Hele ki o kitabı Stefan Zweig gibi bir yazar yazmışsa... Zweig'ı ülkemiz novella tarzındaki kitaplarıyla tanısa da aslında biyografileri daha önemli bir yazardır kendisi. Fakat maalesef ülkemizde biyografi okuma kültürü yok denecek kadar az. O yüzden Zweig'ı biyografileriyle değil de bu kısacık kitaplarıyla tanımış olmamıza da pek şaşırmıyorum. Stefan Zweig, kendi adıma çok özel bir yere sahip. Bundan 5 yıl önce okuma alışkanlığı kazanmamı sağlayan ve muhteşem psikolojik çözümlemeleriyle kitaplarını tek tek okutturan bir yazardı kendisi. Çünkü zamanında ben de herkes gibi İş Bankası'nın şeker niyetine sattığı ince kitapların akımına kapılmıştım. Ama yıllar geçtikten sonra şimdi daha sakin bir gözle onu ve yazarlığını değerlendirebiliyorum. Zweig'ın etkisi kendisinin yazdıklarından çok, beni Dostoyevski, Musil, Proust, Oğuz Atay ve Tezer Özlü gibi yazarların yoluna sevk etmesiyle birlikte oldu. Benim için bir tabelaydı Zweig. Ben de onun bana gösterdiği kelime feneriyle birlikte edebiyat denen bu yolda yürümeye başladım. Emekleyen bir okurun yürümesini ve ardından koşabilmesini sağladı kendisi. Bu yoldaki tabelalardan bir tanesi de yıllar sonra tekrar okuduğum Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabı oldu. Bir çocuğun
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Karbon Kitaplar · 2017266,4bin okunma
Zeliha
Bana da bir öneri lütfen 🤓🙏