Eğer biri her durumda tam olarak ne yapmamız gerektiğini bize gösterebilseydi güzel olurdu. İşin aslı hayatımızın büyük bir bölümünü şunları yaparak geçiriyoruz: bir şeyler için hazırlanarak, bir şeyler için çalışarak ya da ilerideki keyifli zamanlarımız için para biriktirerek ya da bu zamanları bekleyerek. Ama boksör Mike Tyson'ın da dediği gibi: "Planlar ancak suratınızın ortasına bir yumruk yiyene kadar işler."
Bir Stoacı her soruya bir cevap bulmaya ya da her ihtimale karşı bir plan tasarlamaya çalışmaz. Ama bu durum onu telaşlandırmaz da. Neden mi? Çünkü karşılaştığı durumlara uyum sağlayıp onlara göre değişebileceği özgüvenine sahiptir.
"Bu arada..." Cebimden bir şey çıkardım. "Tyson bunu kulübeyi temizlerken buldu. Sende kalması gerektiğini düşündük," dedim. Hades'in kurşun heykelini ona uzattım.
Nico geçen kış kamptan kaçarken bu Efsanebüyüsü oyunu heykelciğini geride bırakmıştı.
Nico tereddüt etti. "Artık o oyunu oynamıyorum. Çocuk oyunu gibi bir şey," dedi.
"Ama bunun dört bin saldırı gücü var."
"Beş bin. Ama sadece düşmanın önce saldırırsa."
Gülümsedim. "Belki de arada sırada çocuk olmanın bir sakıncası yoktur." Heykeli ona fırlattım.
Nico birkaç saniye elindeki heykele baktıktan sonra cebine attı. "Teşekkürler," dedi.