Torino Atı bize, bir sabah çorak bir toprağı terk etmek üzere az miktarda eşyasını toplayan baba ve kızı gösterir. Ama ardında kaybolduklarını gördüğümüz aynı ufuk çizgisi üzerinde, bu kez onları ters yönde yol alırken ve sabah yüklenmiş eşyaları boşaltmak üzere eve geri dönerken görürüz. İkisi arasındaki fark tam olarak şudur: Hiçbir açıklamanın geçerliliği yoktur artık; anlayışsız bir bürokrasi , vaat edilmiş mutluluğun yolunu tıkayan despot bir baba yoktur artık. Bireyleri gitmeye iten ve anlan eve geri getiren aym rüzgârlı ufuk vardır sadece. Toplumsal olandan kozmik olana geçiş, diyor sinemacı. Ama bu kozmik, saf tefekkür dünyası değildir. Bu yalnızca sinemanın sunabileceği, saf duyumu körelten her şeyden sıynlmış, mutlak olarak gerçekçi , mutlak olarak maddi bir dünyadır.
Mastürbasyon yapma dürtüsünden muzdarip zihinsel hastalara da kısırlaştırma dayatılıyordu. Daha önce de belirttiğimiz gibi, mastürbasyon en azından Samuel Tissot'nun 1760 tarihli ufuk açıcı kitabı L'Onanisme'den itibaren tehlikeli bir zihinsel hastalık olarak sınıflandırılıyordu. Öte yandan tedavileri "hastalığın" kendisinden çok daha tehlikeliydi. 1893 ile 1898 yılları arasında Kansas akıl hastanesindeki doktorlar mastürbasyon yapan kırk dört erkek mahkumun testislerini kestiler ve yine mastürbasyon yapan on dört kadına rahim ameliyatı uyguladılar. Hemen hemen aynı günlerde Ohiolu bir doktor şöyle diyordu: "Deliliğin kadınların cinsel organlarında garip bir etki yaptığına şüphe yok. Bu durum erkeklerdeki delilik için de geçerlidir." 1864'te Atlantik'in ötesinde Fransız bir cerrah, beş yaşındaki bir kızın klitorisine dokunmak gibi "fena bir alışkanlığını" ortadan kaldırmak için bir yönteme başvurdu. Doktor, kızın cinsel organının dudaklarını dikerek kapattı, sadece idrar ve âdet sıvısının geçmesi için minik bir delik bıraktı ve "klitoris ulaşılmaz oldu". Ne var ki doktorun meslektaşları buna ikna olmamışlardı. Bir cerrah, "Bu ya da şu şekilde çocuk kötü alışkanlığını sürdürecek," dedi ve mastürbasyon yapan oğlan çocukların her zaman hadım edilmesi gerekmediğini söyledi. Bir vakada da doktor bir delikanlının penisini "acımasızca bir azimle" tam bir yıl boyunca dağladı. Penis öyle tahriş olmuştu ki, "Ona dokunmak dayanılmaz acıya yol açabilirdi," diyordu doktor. Böylece delikanlı dikkatini başka yere yöneltmek zorunda kaldı. "Bugün o delikanlı genç bir adam oldu ve azmimden dolayı bana teşekkür ediyor," diye övünüyordu doktor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz ölümlü insanlar, hikmetin kaynağı ve sahibi değil ancak talibi olabiliriz. Talip olmak, arzulamak ve istemek demektir. Hikmet, onu ancak aklen ve ruhen sevdiğimiz, arzuladığımız zaman kendini bize açar. Sevgisiz hikmet eksik, hikmetsiz sevgi yarımdır.
Parçalanmış bir varlık tasavvuru, bölünmüş bir zihin ve sakatlanmış bir hayat akışı bizi özgürlüğe, anlama ve mutluluğa götüremez. Modernitenin ürettiği yersiz yurtsuz zihin, kendine sanal ve yapay kurgular içinde bir ev/yurt arar.