Oğuz Atay, Tutunamayanlar romanında içinde bulunduğum durumu şu şekilde açıklamış: "Bir şeylerden kaçar gibisin. Soluk soluğa ama hiçbir şey anlatmayacağına yemin etmiş gibi sakinsin. Gitmek istediğin bir yer yok ama kalmak istemediğinden eminsin. Sadece biraz olsun herkesin ve her şeyin susmasını istemişsin. Kendini duyabilmek için."
Yüreğimi açarsan yalçın bir dağ ve ona tırmanan bir insan bulursun. İnsanın görmemesi gerekeni gördüm ve kör oldum; insanın uçurum kenarında dayanabileceğinden daha fazla dans ettim ve düştüm. İnsanlara alabileceklerinden fazlasını vermiş, insanlardan verebileceklerinden fazlasını istemiş, yalnız ve keder içinde yaşamış, geriye yaralı, mağrur ruhumun acı gülümseyişinden başka bir şey kalmamıştı.