Kendi hayatı yanında insan hayatının nelerle dolu olduğu düşüncesi bütün çıplaklığıyla karşısına dikilince, içinde birikmiş meseleler uyanıp, karanlık bir harabeye giren gün ışığının ansızın ürküttüğü kuşlar gibi uçusmaya başlayınca, İlya İliç'i bir korku sardı.
Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil.Etrafımızda hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe kostuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.
Ülkemizin başına gelenlerden ( yoksullaşmış, çoraklaşmıştı ülke), onun özgürlüğünü kaybetmesinden (Rusların eline düşmüştü ), adalet önünde işlenen suçlardan sizler sorumlusunuz!
Suçlananlar cevap verdi: Bilemedik! Aldatıldık! Bizler gerçekten inananlardık! Yüreklerimizin derinliklerinde bizler masumuz!
Sonuçta Tartışma gelip tek soruya dayandı:Gerçekten bilememişler miydi, yoksa öyleymiş gibi mi yapıyorlardı yalnızca?