Ölümün bana en gülünçlü gelen yanı, öteki dünyada yaşayacağımız tasarısıdır. O olmayan öteki dünyayı varsayarsak ve öteki dünyada yaşayacaksak, bizden önce oraya gidenlerle karşılaşıp buluşmamız çok gülünç olacaktır. Çünkü, ölüler yaşlanmadıklarından - anılarımızdaki gibi kaldıklarından- yaşıtım hatta yaşları benden büyük olan pekçok arkadaşım, dostum öteki dünyada bana ağabey demek zorunda kalacak. Düşünebiliyor musunuz, Orhan Veli'den daha şimdiden otuzdört yaş, Orhan Kemal'den ondört yaş büyüğüm. Benden dokuz yıl önce doğmuş olan Sait Faik'ten otuz yaş büyük oldum daha şimdiden. Kemal Tahir benden beş yaş büyüktü, şimdi ben ondan da oniki yaş büyük oldum. Benden ondört yaş büyük olan Nâzım Hikmet'in öteki dünyada, bugün bile kendisinden on yaş büyük olduğum için bana, "Aziz Ağabey" dediğini düşünsenize... Hem niçin salt bizimkiler? Moliere'ler, O. Henry'ler, daha kimler bana öteki dünyada, "Aziz Ağabey" neyse de, "Aziz Amca" derlerse ne olacak?
Sayfa 39 - "Ey Güzel Yetmiş Yaşım, Merhaba!" isimli bölümden...
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır sallanarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak.
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!
Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak.
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!
Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.
(1939)