Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da, saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam;
Geçip de aynaya, soran olmaz mı?
Bir parçacığım ben, bütüne hasret;
Zaman dönedursun, o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir ân... Olmaz mı?
(1973)
Ah Ahmet ah sana söylediler de
Yollar bozuk Dinar üstünden gitme diye
Hani köprülerde yavaşlayacaktın
Delibozuk bir uçurtmaydın Ahmet
Takıldın tellere sonunda
İttin ursuzdun oruspu çocuğuydun
Esrar boyalı ispirto eroin
Çirkefliğin daniskası sende
Bir gün tatlı bir sözünü mü işittim
Bari kırk yılın başında bir
Bu da senin diye bir çift yeni lâstik alsan
Biliyorum tapondum Forttum 45 modeliydim
Lâkin ellerine yangındım Ahmet
Ah domuz ah nasıl da karıştırırdın ötemi berimi
Sevgi derdim de sana dinletemezdim
Aklın hep yollu karılarda
Sevgi bir uğraştır derdim sana
Taksicilik parçacılık gibi
Herşeye razıydım sırf anlayasın diye
Nemene şeydir sevgi
Gözüme bir kız da kestirmişti o
Müftülerin Nazmiye
Handiyse yapacaktım aranızı
Sizi çamlıklara götürecektim
Yeşil halılarımı serecektim altınıza
Bilirim ne allahın gazebi olduğunu
Tam kızla hır çıkaracağın zaman
Göğün mavisini göstertecektim sana
Herşeye razıydım sırf anlayasın diye
Cahillik, beceriksizlik, ahlaksızlık: Yeryüzünde bütün bu kusurların ne gereği vardı? İnsanlar, kendilerine mutluluk yolunu açacak şefler bulamazlar mıydı? Güçlü insan bu kadar mı azdı? Yoksa bu çeşit insanlar, dünyanın yönetimine mahsus mu karıştırılmazlardı? Eğer öyleyse dünyamız mahvolacaktı! Çıkarını dünyamızın felaketinden sağlayan aşağılık insanlar kimlerdi? Bu insanları keşfetmek, zararsız hale getirmek ya da yok etmek olanaksız mıydı?
Hani bir dışarda olsam,
hep yürürüm, durmam.
Benimle beraber yürür
gökyüzü, toprak,
hürriyet, benimle beraber.
Gökyüzü, toprak ve hürriyet,
ne güzel şeyler.
Hani bir dışarda olsam,
belki günlerce uyumam.
Sabahları yok artık o kahpe uyanışım.
Duvarda kaldı gözlerim.
Dalmışım.
1938, Ankara