İnsan doğduğu yere mi aittir? Yaşadığı yere mi?
Puan vermedi·368 syf.··
2026 26. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:46
Ahhh canım Günday'ım.... Sen nasıl bir şeysin öyle, her zaman olduğu gibi yine rahatsız etmeyi, düşündürmeyi ve beni kendi vicdanımla başbaşa bırakmayı başardın.... Hakan Günday 'ın kaleminde en sevdiğim şey, beni sadece bir hikâyenin içine değil, insanın içine de yolculuğa çıkarması. Zamir de tam olarak böyle bir kitap... Kitabı okurken savaşın, göçün ve aidiyet arayışının insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissediyorsunuz. Zamir'in hikâyesi aslında tek bir insana ait gibi görünse de, bana göre yurdundan koparılmış, kimliğini arayan ve hayata tutunmaya çalışan herkesin hikâyesiydi. Bir haber başlığı olarak gördüğümüz hayatlar vardır ya onların arkasında ne olup bittiğini anlamaya çalışmayıp, sadece okur geçeriz. Büyük kayıplar, korkular ve yarım kalmış hikâyeler olduğunu bilmek istemeyiz belki de. Bu da neyi gösteriyor biliyor musunuz?insanların yaşadıkları acılara ne kadar kolay yabancılaşabildiğimizi , yabancılaştığımızı..... Kimliğini arayan ve hayata tutunmaya çalışan nice insanlar vardır dünyada.. Oysa ki insan, ancak başkasının acısını görebildiği ölçüde insandır... Eğer Hakan Günday okumayı seviyorsanız, Zamir kesinlikle kaçırılmaması gereken eserlerinden biri. Yalnızca okunan bir roman değil, aynı zamanda da uzun süre zihinde kalacak bir deneyim olacaktır. Çünkü bir çocuğun ya da bir insanın hikâyesinden çok, dünyanın adaletsizlikleri karşısında savrulan tüm insanların hikâyesine de tanık olacaksınız... 𝙎𝙤𝙣 𝙤𝙡𝙖𝙧𝙖𝙠, "Bazı insanlar bir ülke arar kendine, bazıları bir ev... Bazılarıysa yalnızca ait hissedebileceği bir insanlık." Kitapların ve gökyüzünün eşlik ettiği güzel günler diliyorum.....
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,3bin okunma
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
Uzun zamandir okudugum en iyi kitapla4dan biri. 4 ulke icin cok iyi tarih ozeti yapmis , sasilacak sekilde nesnele bu kadar yakin olmasi hayranlik verici gencler icin ozellikle oneririm.
LabirentAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20241,013 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bahçemizi Ekmeliyiz
Puan vermedi·151 syf.··
2026 34. kitabı
Voltaire’in Candide ya da İyimserlik kitabı, bana Gani Müjde’nin Arabesk filmini anımsattı. Candide, sevdiği kadına kavuşabilmek uğruna ülke ülke dolaşırken savaşların, zulmün, açgözlülüğün ve insanın insana yaşattığı akıl almaz kötülüklerin tam ortasına düşüyor. Roman, “Yaşanan her şey mümkün olanın en iyisidir.” düşüncesiyle başlıyor. Ancak Voltaire, bu düşünceyi savunmaktan çok onu ince ince eleştiriyor. Yaşadığı onca felaketin ardından Candide bile bu iyimserliği sorgulamaya başlıyor. Peki gerçekten yaşanan her şey mümkün olanın en iyisi midir? Kendi adıma buna inanmıyorum ama belki de cevabın ne olduğu o kadar da önemli değil. Voltaire’in kitabın sonunda söylediği gibi: “Bahçemizi ekmeliyiz.”
Candide ya da İyimserlikVoltaire · Can Yayınları · 20237,1bin okunma
8/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
Asalak Fenomen | Kitap Yorumu Feyza Soysal , küçüklüğünden beri doktor olmayı hayal eden, genç bir kızdır. Yıllar süren çabalarına rağmen dördüncü kez girdiği sınavda da istediği başarıyı elde edemeyince kendisini kaybeder. Yaşadığı hayal kırıklığıyla kameranın karşısına geçerek sistemi eleştirir. Üstelik o videoyla bir gecede ülke gündemine oturur. Milyonlarca destek mesajı alır. Tanımadığı bir adam, eğitimine sponsor olmak ister. Feyza için yeniden bir umut doğar. Fakat bu umut, beklenmedik bir hamleyle yerle bir olur. Zaman geçer... Feyza Soysal, eleştiri videolarıyla kitleleri peşinden sürükleyen, şımarık, sivri dilli bir fenomene dönüşür. Yeni hedefi ise alaycı bakışları ve küçümseyici sözleriyle onu görmezlikten gelen kalp ve damar cerrahı Merthan Özkan'dır. "UYARIYORUM, DAHA FAZLA HASTA OLMAMAK İÇİN MERTHAN ÖZKAN'DAN RANDEVU ALMAYIN." Yorumum; Kitabı severek okudum. Cıvıl cıvıl yaz kurgusu diyemem çünkü çok fazla üzüldüğüm sahne oldu. Feyza , kitapta en üzüldüğüm karakter oldu. Yıllarca emek verdiği hayalini babası yüzünden kaybediyor. Gerçekten çok yalnız bir karakterdi. Etrafı kalabalık olabilir. Sosyal biri olabilir ama içten içe o kadar yalnız ki...Tam Merthan ile aradığı huzuru buldum dedim yine mahvolduk. Ben Feyza'ya kızamıyorum. Evet fenomenlik onu şımarttı ama kıyamıyorum Aşkı için çabalayan tek kişiydi. Sevgisi bana okurken geçti. Tek isteğim ikinci kitapta kendi geleceği için çabalayıp Merthan'ın peşinden koşmaması... Merthan'a gelecek olursam; seni hiç ama hiç sevmedim. Resmen duygularımızla oynadın. Miraç ile yalnız kalınca Feyza hakkında düşünceleri, suçlu olmasına rağmen günler sonra Feyza ile konuşması, sürekli kırıcı laflar söylemesi derken asla ısınamadım. İkinci kitapta bu fikrim değişir mi bilmiyorum ama bu kitapta kesinlikle
Asalak FenomenMerve Güner · Lapis Kitap · 202667 okunma
Cebinde üç hurma ile Halkı için ölüme gidenlere...
Puan vermedi·560 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:09
Yüreği güzel insan merhaba!!! Çoğumuz; Rus, Amerikan, Fransız edebiyatının klasik ve modern yazarları biliriz. Ancak İran, Suriye Filistin, Mısır benzeri, komşu coğrafyada yaşayan halkların hayatını yaşamını , edebiyatini bilmeyiz. Çünkü onlar Pis Arap, geri kafalı! İnsanlardır. Bugün sizlere ilk kez tanıştığım Filistinli harika bir yazarin eserinden söz etmek istiyorum. İbrahim Nasrallah ve dev eseri Beyaz Atlar Zamanı söz etmek istiyorum. Roman, Filistin'deki küçük bir köyün yaşamını merkeze alır. Hadiye ( Arapça, Hadiye yavaş, sakin,dingin anlamı taşır.) Hikâye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Filistin'deki son dönemi ile başlar; ardından Britanya Mandası dönemini ve sonunda 1948 Arap-İsrail Savaşı (Filistinlilerin "Büyük Felaket" olarak adlandırdığı göç ve yıkım süreci) ile sona erer. Hep deriz yaaa Araplar bizi arkadan hançerledi. Peki acaba Osmanlı o topraklardan vergi aldı. Oraya ne götürdü, Devlet-i Âli Osman... Merkezde bir köy, o köyün aileleri ve özellikle beyaz atlarıyla gurur duyan insanlar vardır. Beyaz atlar, yalnızca ulaşım aracı değil; onurun, özgürlüğün ve toprağa bağlılığın simgesidir.Hamame, bembeyaz eşsiz güzel at resmen o atı gördüm, yolculuk ettim onunla... Son yıllarını yaşayan yorgun Osmanlı gelir vergi, asker ister gider, Hadiye köyüne, I.Dünya savaşını kaybeden Osmanlı ve artık Hadiye köyüne vergi toplamaya zulm etmeye gelen Osmanlı yerine Britanya imparatorluğuna sıra gelmiştir. İngiliz desteği ile gelmeye başlayan Yahudiler, Artık düğünlerin yapıldığı, Hamdan, dibekte döverek hazırladığı kahve zamanları geride kalır.Hadiye köyünde her gelen yeni yıl önceki yılı aratır. Ve halkı için, namusu için, beyaz atlı Barış günleri geri getirmek için ölümü göze alanlar... Mahmud, Halit, Naci.... Nice o güzel insanların hikayesine kalbimi
Beyaz Atlar Zamanıİbrahim Nasrallah · Bilgi Yayınevi · 202466 okunma
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
“İnsan,kendisini anlamak için göğe bakar;varlığını anlamak için içe bakar.Teleskopla evrenin uçurumuna eğilir,mikroskopla kendi derinliğine” Petrikor..Bilmeyenler için;yağmur damlalarının kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o meşhur ve ferahlatıcı toprak kokusunun bilimsel adı..Hadi o kokuyu burnumuza getiren sayfalara bir göz atalım.. Yokluk ülkesindeyiz,haritalarda aramayın;bulamazsınız!Hepimizin en az bir kere uğradığı ülke burası.Geç kalmaların,ifade edilememiş söz ve duyguların,birbirlerine ulaşamamış insanların,ihtimallerin ülkesi.Ve burada ismi olmayanlarla beraberiz;adam ve kadın ile.Kendini ve anlamını bulma hikayesi bu,hoş geldiniz! Kadın ve adam..Lapis ve Oasis gezegenleri..Gezegenler üzerinden insan ruhunu aralıyoruz.Her gezegenin de kendine ait bir karakterinin bir ruhunun olduğunu görüyoruz.Ve tabi ki adam ve kadın..Bir ofis ortamında iletişimden uzak bir çekimle başlayan bir ilişki.Adam gayet sıradan,insan ilişkilerinde samimi,başarılı,yalnızlığın huzurunu değerli bulan,kendi yolunda ilerleyen biri.Kadın ise mesafeli,yer yer değişken. ‘Adam artıydı, kadın eksi;aralarındaki denge tam da bu’demiş kitap,katılmamak ne mümkün.Birbirlerine yaklaşmaması gereken Lapis ve Oasis gezegenleri gibi onlar..Birbirlerinin çekim güçlerine dayanamayan iki ruh ve onların sessiz savaşı okuduğumuz. Aşk nedir?Fedakarlık adı altında,kişinin kendisinden vazgeçmesine aşk denilebilir mi? Beklentisiz başladığım bu kitabı bitirdiğimde hala karakterlere kızmaya devam ediyordum. Aşk’ın o sıcak yumuşatıcı etkisine kapılmak,akışta süzülmek varken neden kaya gibi olmayı seçer insan?Ya da neden azıcık kendini de düşünmez,gözünü açmaz kişi?Kendi kendime kızdım tamam da yok mu sanki çevremde/çevremizde böyle toksik sayılabilecek ilişkiler?Sağlıklı ilişki kuramayıp da gel
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202678 okunma