Yaşadığımız topraklarda pek çok şey istediğimiz gibi gitmiyor olabilir. Ama o topraklar bize idealleri uğruna cefa çekmeyi rahatlığa yeğleyen yiğit kişiler tarafından miras bırakıldı. Bugün çokları onu görmek ve göstermek istemese de, yüzyıllardan süzülerek gelen bir kültürel bellek var. Bu bellek en zor zamanlarda imdat isteyebileceğimiz, bize kim olduğumuzu söyleyen, yönümüzü gösteren bir pusula gibi yolumuzu aydınlatıyor. Montreal güzel şehir, Kanada altyapı sorunlarını çoktan halletmiş bir ülke ama, Dostoyevski diliyle söylersek, "Bizim kadar iyi çay demleyemiyorlar!"
Sayfa 136·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
annenin âdeti bu, taşıyabileceğinden çok sevgiye boğar seni, baban ortalarda yok bir savaşsın sen iki ülke arasındaki sınır sivil zayiat ikisini hem birleştiren hem ayıran tezat
Sayfa 32 - Pegasus Yayınları
"Zeka rüzgârda unutulan mum, bencillik fânus. Senin fânusun yok. Ve şuurun, hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna."
Sayfa 275·Kitabı okudu
FURKAN "Lûgat-ı Salihûn"...
Salih Mirzabeyoğlu‘nun son kitablarından birinin adı… Diğer adı, Lûgat-ı Salihûn… Buradaki “salihûn” kelimesi “salihler” anlamında… “Salihûn” deyince, Alev Alatlı‘nın “Kâbus”u da gelecektir hatırlara… Okuyanlar bilir, orada Alatlı bir kâbus resmeder. İslâmcılara remz olarak da “Salihûn Komandoları” der. Ülke, tıpkı Selçuklu’dan sonraki Anadolu manzarası gibi beyliklere bölünür. Bu Salihûn Komandoları da, Bilecik’in, Bursa’nın içinde bulunduğu eski Osmanlı beyliği topraklarında tutunur. “Kâbus”un bundan sonrası anlatılmaz; acaba -yine- üç kıt’aya yayılacaklar mıdır, bilinmez.
FURKAN -Lûgat-ı Salihûn-, 16 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Vatanımızı İŞGAL edip bütün kalelerini zapt etmediler mi? Bütün tersanelerine girmediler mi? Ettiler tabii. Dünya savaşı çıkartıp yenilirsen seni de zapt ederler. Hoşuna gitmiyorsa el alemin dünya savaşına girme, gireceksen de yenilme. Ama askeri işgal başka şeydir, ilhak (el koyma, istimlak etme, "bura benimdir" deme) başka şeydir. Adamlar Türkiye ile aynı tarihte Almanya'yı, Avusturya'yı, Macaristan'ı, Bulgaristan'ı da işgal ettiler. Aşağı yukarı aynı mütareke belgesini imzalattırdılar: Yenik ülke derhal ordusunu terhis edecek; askeri teçhizat teslim edilecek; düşman esirleri bırakacak; galipler gerekli gördükleri limanları, demiryolu istasyonlarını, stratejik noktaları işgal edecekler. Girdiler, bir-iki sene kaldılar, barış imzalanınca çekip gittiler. Türkiye'de de 1923'te Lozan antlaşmasına kadar kaldılar, sonra bir damla kan dökülmeden bırakıp gittiler. Türk antlaşmasının aslında 1919 yazında imzalanması planlanmıştı, Batı gazeteleri 1919 baharında öyle yazmıştı. Neden dört yıl gecikti? Bu soruyu sorabilsen, zaten gerisi çorap söküğü gibi gelir, modern Türk tarihini birdenbire ANLAMAYA başlarsın.
Sayfa 73 - Liber Plus Yayınları / Örtmenim bu konular kitapta yazmıyor... / 12 Nisan 2009
Tarih