Ulubatlı Hasan
29 Mayısta kemiğe deydi bıçak; Son bir hücum yapıldı, artık oldu olacak; Fatih’in buyruğuyla, yiğitler davrandı tez, Topkapı sırtlarına konuldu on Balyemez. Dev toplar başlayınca güller savurmaya, Ne taş dayanabildi sarsıntıya ne kaya. Yıkılmaya yüz tuttu bir duvarı kalenin, Fakat hâli yamandı sura yakın gelenin. Ok yağdırıyorlardı Bizans fedaileri, Bundan gidemiyordu Türk askeri ileri. Bu ölüm tablosunun tarihte benzeri yok, Kırıp geçiriyordu askeri milyonlarca ok. Yere devriliyordu bir anda binbir şehit. İşte cenk buna derler; böyle verilmiş şehit, Şükür... O dakikada, Allah verdi de izin, Bir ucu yere serdi güllesi Balyemez’in Büyük delik açıldı, girebildi asker; Haykırdılar; Davranın, bire yiğit gaziler... Tam o zaman fırladı Ulubatlı meydana, Aldırmadı surlardan ölüm sunan düşmana. Düşündü: bu bayrağı burca dikerse eğer, Oktan yılan askerler tekrar aşka gelirler, Peşinden koşarlardı... Bunun vardı faydası, Ansızın işitildi bir yâ Allah, sedası. Baktılar Ulubatlı koşuyor elde bayrak Koşuyor; yağan oktan kanlara boyanarak. Tırmandı mazgalları, atladı taştan taşa, Kıpkırmızı olmuştu esvab-ı baştan başa. Yığınla ok saplandı vücuduna bir anda, Kalbine gelmedi ya, perva yok kahramanda Sol böğrüne girmişti nihayet en yamanı, Yandım, diye inledi, ağzına geldi canı. Çıkarmağa uğraşsa iri oku belinden, Ordunun emaneti düşecekti elinden. İki büklüm tırmandı; dikti bayrağı burca, O anda yere düştü bağrından vurulunca. Ruhunu veriyorken, baktı; zapt olmuş şehir, Gedikten akıyordu şehre canlı bir nehir. Gelip elinden öptü Fatih, yüce şehidin, Dedi: Ey, Veliyullah, oldum senin müridin. Allah rahmet eylesin Ulubatlı Hasana. Bu gencin menkıbesi destan kaldı cihana,
Sayfa 134 - Şiir, Necdet Rüştü EFE aittir.·Kitabı okudu
1000Kitap
Osmanlı Ordusu ilk hücumu 18 Nisan'da yaptıysa da surda açtıklan deliklerden şehre girmeyi başaramadılar. Ancak görülmemiş bir yöntem kullanan Fatih, 21- 22 Nisan gecesi, Tophane'den Kasımpaşa'ya, karadan, yağlı kızaklar üzerinde çekilerek yetmiş gemi naklettirdi ve böylece Haliç'e gemileri sokmayı başardı. Bizanslılar gemileri Haliç'te gördüklerinde çok büyük bir şok yaşadılar. Bu büyük baskınnı ardından süren çatışmalar ok, kurşun ve top atışları ile devam etti. Ancak başan sağlanamamıştı. 29 Mayıs'ta şeyh Akşemseddin'in tavsiyesiyle sabah namazından sonra genel taarruz yeniden başladı. Surlara merdiven dayayarak çıkanları Rumlar ateşle yakıyorlardı. İşte bu sırada Ulubatlı Hasan isimli çok güçlü bir yeniçeri kalkanını sol eliyle başının üstünde tutarak sağ elinde palasıyla surun üzerine çıktı ve diğer arkadaşlarının da sura çıkmalarına yardım etti. Hasan hayatını yitirdi, ancak surlara çıkılmasını sağlayarak fetihte çok önemli bir rol oynadı. Kuşatma aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Ancak hiçbir yerden destek alamayan ve kendi topraklarında sıkışıp kalan Bizanslılar başkentlerini 29 Mayıs 1453 günü Osmanlılara teslim ettiler. Böylece bin yıllık Bizans İmparatorluğu'da sona ermiş oldu.
Sayfa 38
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayatta yaşanan her şeyin arkasında bir neden bulunur.
Hayatta yaşanan her şeyin arkasında bir neden bulunur.
Hayatta yaşanan her şeyin arkasında bir neden bulunur.
Bursa’nın Fethinde Ahi Hasan’ın Rolü
Orhan Gazi, Bursa’nın fethi için yola çıktığında, Ahi Hasan’ın yanında olmasını ısrarla istemiş ve bu konuda babası Ahi Şemseddin’den ricada bulunmuştu. Bursa kuşatması sürerken, fethin kilit noktası olan Atranos (Orhaneli) Kalesi alındığında hisar burcuna ilk çıkan kişi Ahi Hasan oldu. Ardından 1326’da Bursa’nın zaptı sırasında burcun üzerine tırmanıp ilk ezanı okuyan ve ilk bayrağı diken de yine bu gözü pek Ahi reisiydi. Ahi Hasan, burcu ele geçirdikten sonra diğer ahilerin ve gazilerin şehre girmesini de sağladı. Bu kahramanlığıyla, yüzyıllar sonra İstanbul surlarına ilk bayrağı dikecek olan Ulubatlı Hasan’ın âdeta öncüsü oldu. Üstelik Ulubatlı Hasan da Bursalıdır.