Puan vermedi·254 syf.··
2026 73. kitabı
Türkçülüğün temelinde, ulusçuluğa dayalı oryantalist düşünce yer almaktadır. 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilali sonucunda Avrupa'da baş gösteren milliyetçilik (ulusçuluk) akımından Osmanlı Devleti de etkilenmiştir.İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra güçlenen Türkçülük akımı, Fransız İhtilali'nin etkisiyle ırka/etnisiteye dayalı bir devlet kurma düşüncesini doğurmuştur. Osmanlı toplumunu oluşturan "yetmiş iki milletin", İngiliz siyasetinin de etkisiyle milliyetçilik ve bağımsızlık (istiklal) fikrini benimsemesi sonucunda, gayrimüslim tebaa arasında bağımsız devlet kurma ideali oluşmuştur. Osmanlı'dan ilk bağımsızlık talebinde bulunan Sırplar ve ardından bağımsızlığını kazanan Yunanlar bu durumun en somut örnekleridir. Bu akımın Osmanlı toplumundaki en büyük etkisi ise ümmet anlayışından kültürel milliyetçiliğe geçişin yaşanması olmuştur. Bu alandaki ilk oryantalist çalışma, Joseph de Guignes tarafından 1756-1758 yıllarında yayımlanan Hunların, Türklerin, Moğolların ve Daha Sair Tatarların Tarih-i Umumisi adlı eserdir. Dönem içinde gerçekleştirilen ilk ideolojik çalışmalar ve kurulan yapılar ise kronolojik olarak şöyledir: 1908 - Türk Derneği: Yusuf Akçura, Ahmet Mithat Efendi ve Necip Asım gibi isimler tarafından kurulmuştur ancak etkisi bakımından zayıf bir ideolojik yapıya sahiptir. 1911 - Genç Kalemler Dergisi: İlk defa düzenli ve sistematik bir yayın çizgisi takip edilmiştir. Türk bilincini yaymak amacıyla yayımlanan ilk manifesto niteliğindedir ve halk üzerinde ciddi bir etki yaratmıştır. 1912 - Türk Ocağı: Türkçülük düşüncesinin kurumsallaşmasında en önemli merkez olmuştur. 1914 - Türk Bilgi Derneği: İlmi ve akademik çalışmalar yürütmüştür. 1917 - Yeni Mecmua: Ziya Gökalp'in öncülüğünde çıkan ve fikri altyapıyı besleyen önemli bir yayın
Türkçülüğün EsaslarıZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20227,8bin okunma
10/10
·247 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:53
Niyazi Berkes'in "İslâmlık, Ulusçuluk, Sosyalizm" adlı eseri, yazarın 1965 yılında Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir gibi ülkelere yaptığı gezi gözlemlerinden hareketle "Arap Sosyalizmi" pratiğini ve Orta Doğu'nun azgelişmişlik dinamiklerini tahlil eden kıymetli bir sosyolojik incelemedir. Kitap, emperyalizmden yeni kurtulmuş Arap coğrafyasındaki ulusal kurtuluş hareketlerinin, kendi bağımsızlık ve kalkınma süreçlerinde din, milliyetçilik ve sosyalizm gibi birbiriyle gerilimli üç ideolojik hattı nasıl sentezlemeye çalıştığını yapısal bir eleştiriyle ele alır. Cemal Abdülnasır'ın Mısır'ı veya Cezayir'in bağımsızlık dönemi deneyimleri üzerinden, sermaye birikimi krizlerini salt "İslami" veya "Arap" karakterli, sınıflar üstü bir sosyalizm arayışıyla aşmanın kuramsal sınırlarını ve çelişkilerini net bir biçimde teşhir eder. Berkes, bölge ülkelerinin kendi tarihsel ve sınıfsal gerçekliklerini Türkiye'nin çağdaşlaşma serüveni ile karşılaştırmalı olarak okuyarak, din ile devlet ilişkilerinin azgelişmiş toplumlardaki ekonomi-politik yansımalarına dair derinlikli gözlemler sunar. Orta Doğu'nun politik tarihini, post-kolonyal ulus-devlet inşalarını ve dönemin popülist anti-emperyalist hareketlerini sınıfsal bir perspektifle inceleyenler için bu eser, 1960'ların siyasal denklemini deşifre eden eşsiz bir tanıklık ve referans metnidir.
1000Kitap
İslamlık, Ulusçuluk, SosyalizmNiyazi Berkes · Bilgi Yayınevi · 197516 okunma
Reklam
İyi ki okudum dediğim kitaplardan oldu…
10/10
·65 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 23:34
Üç Tarz-ı Siyaset Kuzey Türklüğünün en önemli isimlerinden biri olan Yusuf Akçura’nın makalesi ve onlara yapılan eleştirelerin yer aldığı bir kitap. Ben hem makaleyi hem de makaleye yapılan eleştirileri çok başarılı buldum. Osmanlıcık, İslamcılık ve Türkçülük akımları birçok yönüyle değerlendirilmiş. Değerlendirme yapılırken sığ bir bakış açısı ile değil Osmanlı ve dünya gerçekleri üzerinden bir değerlendirme yapılmış. Okuduktan sonra bu fikir akımlarını her yönüyle görmüş oluyorsunuz.
Üç Tarz-ı SiyasetYusuf Akçura · Türk Tarih Kurumu · 20182,909 okunma
Aynaya Bakmak Cesaret İster
Puan vermedi·224 syf.··
2026 117. kitabı
Zümrüt Ayna, Celal Şengör’ün farklı dönemlerde kaleme aldığı denemelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş, yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp aynı zamanda rahatsız eden, düşündüren ve yer yer insanı kendisiyle yüzleştiren bir eser. Yazıların büyük kısmının 1998–1999 yıllarına ait olması, dönemin meselelerini anlamak açısından önemli bir arka plan sunarken, asıl çarpıcı olan şey bu metinlerin bugün hâlâ geçerliliğini koruyor olması. Eğitim sistemi üzerine yaptığı eleştiriler özellikle dikkat çekici; ezbere dayalı, sorgulamayan bir yapının uzun vadede toplumsal çöküşe yol açacağını vurgularken, bu sürecin köklerini Atatürk sonrası döneme ve Hasan Âli Yücel’in ayrılışına kadar götürüyor. Açıkçası kitabı okurken en rahatsız edici taraflardan biri, anlatılan sorunların aradan geçen onca zamana rağmen büyük ölçüde devam ettiğini görmek oldu. “Büyük Birader Sorunu” başlıklı yazıda ise toplumun otoriteye bağımlı hâle gelmesi, bireylerin şikâyet etmekle yetinip inisiyatif almaktan kaçınması sert bir şekilde eleştiriliyor; bu noktada insan ister istemez kendini de sorguluyor ve bu düzenin bir parçası olup olmadığını düşünmeden edemiyor. Deprem meselesine yaklaşımı ise kitabın en sert ve en sarsıcı taraflarından biri; doğa olaylarını anlamak yerine onları metafizik açıklamalara indirgeme eğilimini eleştirirken aslında bilime karşı takınılan genel tavrı da ortaya koyuyor. Kitap boyunca yalnızca bilim değil, siyaset, toplum ve kültür de iç içe geçiyor; bu da metni tek yönlü bir anlatıdan çıkarıp çok katmanlı bir düşünce metnine dönüştürüyor. Yer yer sert, yer yer provoke edici ama çoğu zaman haklı sorular soran bu eser, bana göre okunurken insanı rahatsız eden ama tam da bu yüzden değerli olan kitaplardan biri; çünkü bazı metinler bilgi vermez, aynayı tutar ve insan o aynada
Eleştiri
Zümrüt AynaCelâl Şengör · İnkılap Kitabevi · 2018375 okunma
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
Sizce hangisi?
7/10
·65 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Merhaba, Daha önce farklı bir baskısını okumuştum eserin. Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset"i, raflarda duran tozlu bir tarih kitabı değil; bugün bile üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir "hayatta kalma" reçetesi. Osmanlı'nın çöküş sancıları çektiği bir dönemde yazılan bu eser; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımlarını romantizmden uzak, tamamen rasyonel ve eleştirel bir süzgeçten geçiriyor. Akçura'nın "muhtelif cins ve dinlerin kaynaşması mümkün mü?" sorusu bugün bile güncelliğini korurken ; kitabın sonundaki Ali Kemal ve Ahmet Ferit mektupları dönemin fikir ayrılıklarını harika bir şekilde özetliyor. Özellikle Ali Kemal'in "Siyaset hayaller değil; düpedüz kuvvet ve menfaat meselesidir" uyarısı, bugünün sert ve acımasız dünya düzenini okumak için harika bir mercek sunuyor. "Bugüne nasıl geldik?" sorusuna kafa yoran, dünün tartışmalarıyla bugünün politikalarını anlamlandırmak isteyen herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunmalı. Hacmi küçük ama fikri ağırlığı çok büyük bir eser. Bloğumda daha ayrıntılı yazdım, okumak isterseniz: hknkr.com/uc-tarzi-siyase... İyi okumalar!
Üç Tarz-ı SiyasetYusuf Akçura · Türk Tarih Kurumu · 20182,909 okunma
Reklam
Reklam