Yaşayacağımız, seveceğimiz, kurtuluşa edeceğimiz dünyamızın dayanağı, tarafsız bir varlık kuramı değildir, tarihin olayları veya doğa olguları değildir. Onun dayanağı, benzersiz ötekililik merkezlerinin - yüzlerin, bakılacak, saygı duyulacak, okşanacak yüzlerin- varlığıdır.
Tanrı bize hiçbir şey vaad etmemiş olabilir. Ne iyi, ne de kötü. Ola ki Tanrı da bizim kendi kendimize verdiğimiz sözlerin ritminde sürdürüyor yaşamını.
.. Sanatçının ağaçları, aynı anda hem kökleri (yani ağacın geçmişini), hem ağacı (yani şimdiyi) hem de yaprağı (yani ağacın geleceğini) aynı çizgiler aracılığıyla resmede. Tek bir zaman anı içerisinde, geçmişte ve gelecekte sonsuza atılmayı ve bunu şimdiki zaman merkezini koruyarak gerçekleştirir.