Bilinçli olarak "İyi bir insan" olmaya çalışan bir kişiyi görüyoruz hikaye de hep.İki kişi arasında konuşma geçse de tek taraflı olarak bu konuşmaları okuyoruz.
Okudukça yeri geliyor insan hak veriyor yeri de geliyor hak vermiyor demeyelim de aramızda ne tür insanlar da var diyip öyle okuyup geçiyor.
İnsanları yakından bu kadar tanımak önemli mi acaba ? Tanrı - İnsan konuşmalarını sevmedim diyemem ilgi çekiciydi
Okuduğum ilk Camus kirabıydı ve farklı bir kitaptı benim için sevdim diyebilirim ki diğer kitaplarını da okumak isterim
Önceki okuduğum eser de aynı dönemine Amerikan işgaliydi ve bu kitapta da konu aynıydı...
Üniversite de öğretmen iken askere çağrılıp kriptograf olarak çalışıyor ve zamanla ileride bu deneyimlerini bir kitaba çeviriyor kendisi.
Okudukça Merry Christmas Mr Lawrence filmini yer yer çok hissettiren bir kitaptı.Kesinlikle benziyordu kesinlikle.Her an ölecekmiş gibi ölümü düşünüp fakat o an geldiğinde ne yapacağını bilemeyip hatta nasıl öleceğini,ölmesi gerektiğini düşünen bir kişi bu Murakami.
Yine üstte bahsettiğim filmdeki Komutanlarıyla buradaki komutan bir açıdan birbirine cidden benziyorlardı.O askeri bağlılık olsun disiplin olsun ki direkt kafada canlanıyordu.
Konu Yaşam ve Ölüm olunca insan düşünmeden edemiyor,tıpkı Murakami gibi...
"Anıtlar taştan da bronzdan da yapılsa günü gelir yıkılır gider, ama sizin manevi varlıklarınızı yanyana getirerek yükselttiğimiz bu Anıt insanlığın yüreğinde her zaman yaşayacaktır."