Rumeysa

Rumeysa
@unsvameri
Gazi Üni
14 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı

Rumeysa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
44 günde okudu
·
2023 18. kitabı
Sabahattin Ali
8.4/10 · 31,5bin okunma
Reklam

Rumeysa

, bir kitabı yarım bıraktı
Mehmet Kaplan
8.2/10 · 1.602 okunma
Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?
Türkiye'de Türkçeyi bilmeyen hiçbir vatandaş kalmamalıdır. Türkiye kültür birliğine ancak o zaman kavuşur. Devlet kadar, devletine ve milletine hizmeti zevk ve şeref konusu yapanlar da Türkçe bilmeyen vatandaşları Türkçe öğrenmeye teşvik etmeli, bunun onlara sağlayacağı maddi ve manevi faydayı anlatmalıdırlar. Türkler ırk ayrımı yapmazlar. Kendilerine bağlı olan yabancıları bile bağırlarına basarlar. Türkiye'de Türk dilini ve kültürünü benimseyen ve liyakatli olan bütün vatandaşlara devlet ve meslek kapıları açıktır. Asırların ihmali yüzünden Türkçe öğrenememiş Türk vatandaşları neden bu nimetlerden faydalanmasınlar? Türk devleti kendilerine her türlü imkânı verdiği halde, Türkçe konuşmamakta ısrar edenlere iyi bir gözle bakılmamasını tabii karşılamak lazımdır.
Konuşulan ve yazılan Türkçe, binlerce yılın mahsulüdür. O, Türk milletinin ortak malıdır. Ona elbette yabancı kelimeler, hatta deyimler karışmıştır. Divan edebiyatının yazıldığı Osmanlıca, on binlerce yabancı kelime ve terkiple doludur. Böyledir diye, eski Türk edebiyatını Türk kültürünün dışına mı atacağız? Divan edebiyatı, eski Türk kültürünün bir parçası ve en güzel aynasıdır. Onu eski Türk medreselerinden, tekkelerinden, sarayından, çarşısından ve günlük hayatından ayırmaya imkân yoktur. Onu da ötekiler gibi Türkler vücuda getirmiştir. Türkler, İslamiyeti kabul ettikten sonra, daha önce vücuda gelen İslam medeniyetini de almıştır, fakat onu içlerine sindirmeye çalışırken, kendilerine göre tasarruflarda bulunmuşlardır. Malzeme dışardan alınmış olsa bile yapı Türk'ündür. Yunus Emre, Âşık Paşa, Bâkî, Nedim, Nef'î, Şeyh Galib, Türk kültürü içinde doğmuş, yaşamış, eser vermiş şahsiyetlerdir. Onlar eserlerini "Osmanlıca" denilen dil ile vücuda getirmişlerdir. Daha doğrusu eserleriyle Osmanlıca denilen zengin ve ince "kültür dili"ni cümle cümle, beyit beyit onlar yaratmışlardır.
Reklam