9/10
·112 syf.··
2026 14. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:09
Firdevs’in gerçek hayat hikayesini okurken bu kitabı elimden bırakamadım. Bazı satırlarda nefes almakta zorlandım; yaşadıkları bana o kadar uzak geldi ki inanmak istemedim. Ama üzerine gerçekten düşünme cesareti gösterdiğimde, mesleğimin de ne yazık ki bir parçası olan bu hikâyelerin aslında hiç de uzak olmadığını yeniden hatırladım. Belki de kitabın en acı tarafı buydu: Bu hayatları yaşayan binlerce kadının hâlâ var olduğunu bilmek… Bazı kitaplar vardır ki içindeki hikayeyi çok net hatırlayamazsın ama sana hissettirdiği o güçlü duyguyu unutamazsın. Bu kitap yıllar sonra bile bana hissettirdiklerini hatırlatacak, çok eminim. Bana her türlü kendini hatırlatan bir kitap daha vardır; Kardeşini Doğurmak , şiddetle tavsiye ederim.
1000Kitap
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Bir ölüyle yaşamanın dayanılmaz ağırlığı.
9/10
·48 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 09:27
“Dünyada üç yıl, iki ay ve iki gün kaldı.” Yalnızca bir şiir var kitapta. Sevdiklerini vaktinden önce yitirmiş olanlara okumanın ağır geleceği, boğazlarını düğüm düğüm edecek, yutkunamayacakları bir şiir… Bir şiirden daha çok ne yakabilir ki insanın canını? Bir ölümden daha çok ne yalnız bırakabilir insanı? Hepimiz yitirdik bir gün en sevdiğini, hepimiz yitireceğiz bir gün en sevdiğimizi. “Kardeşim İsmail’den geriye bir resim bile kalmadı. Sandıkta bir tutam saçı vardı, zamanla o da kayboldu.” Belki eski kıyafetleri başkalarının üzerinde… “Kaderden kısaydı, ömürden uzun Rabbim, döndürdüm, kalbimi sana.” Geçmişte kaybettiğiniz bir insanı geleceğe götürme şansınız olsa kimi seçerdiniz? Hiç oluyor mu, “yaşasaydı da keşke şunu birlikte yapsaydık” dediğiniz? İnsan farkında olmadan birçok cesetle yaşıyor gün içinde. Nereye gitse beraberinde götürüyor. Hafızalardaki ölüler mezarlıklardakilerden daha kalabalık. Mezardakilerin üzerine atılan toprakla, insanın gözünü yumunca beliren karanlık arasında ne fark var? “Bir ölümü anlatmak, onu yaşamaktan kolay değil,” der Georgi Gospodinov Bahçıvan ve Ölüm’ünde. “Kardeşim İsmail’in adeta elinden tutuyor ve onu günümüze kadar gezdiriyorum. Değişimleri, bozulmayı, maddiyatın öne çıkmasını vesaire anlatıyorum ona. Mesela, ‘yurdundan sürülmüş toprak gibisin’ dizesinin geçtiği bölümde Filistinlilere yapılan zulmü gösteriyorum.” Ölüler bugünleri görmek ister miydi acaba? Ne büyük muamma! “İnsan üzgündür, insanlar bilmez.” “Her insan içinde bir parça ölüm taşırdı,” diyor Tarık Tufan, “Ölüm, süslü kelimelerin gücünün tükendiği uzak bir ülkedir.” O kadar uzak olsa, her an bu kadar kıyısında gezmezdik belki. Her ölünün biraz komşusuyuz, her ölünün biraz yoldaşı, “gün içinde”. Doğum ve ölüm tarihi dışında da bir tek satır vardı. "Onu Çok Kişi Severdi."
Şiir
Kaldım Bir Ömürİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 202645 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·144 syf.··
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 06:40
Zaman içinde bir sürü şey oldu, oluyor ve olacak… Doğumlar, ölümler, aşklar, intikamlar, özlemler, ağıtlar, dualar… Dağ hep oradaydı. O yüzden heybetli, o yüzden ağır, o yüzden hüzünlü. Bir kere gördüğünde unutamazsın. Oturur yüreğine. Hepsinin ortak duygusu dağ gibi çöker; oturur ve kalır. Çok eskilerden, artık kült olmuş bir eserden bahsetmek istedim bugün. Yaşar Kemal’in Ağrı Dağı Efsanesi… Elimdeki baskı 1970 yılına ait ve çizimleri Abidin Dino’nun. Hikâyenin kendisi o kadar dolu, o kadar yoğun ki çizimlerin bilinçli olarak yalın bırakıldığını düşünüyorum. Abidin Dino birkaç çizgiyle yetinmiş; detaya girmeden, anlatının ağırlığını metnin kendisine bırakmış. Çizimler metne ufak nefesler veriyor. Bu sadeliğe önce şaşırsam da sonra hak verdim. Çünkü anlatının hayalini birebir çizgiye dökmek zaten mümkün değil. Yaşar Kemal’in dili destansı ama asla yoran, uzun cümlelerle süslü bir dil değil. Bu yüzden hikâye sürüklüyor, merak ettiriyor. Okurken bir ara içimden gülerek “Homeros gibi… yine cümle âlemin karıştığı bir kız meselesi,” diye geçirdim. Kitabın benim için ayrı bir anlamı da var. Yıllar önce rehberlik eğitiminde Ağrı Dağı’nı uzaktan ilk gördüğüm o anı hiç unutmamıştım. O heybet hâlâ gözümün önünde. Kitabı okurken de hep o görüntü geldi aklıma; dağın o ağır, sessiz, her şeye yukarıdan bakan hâli… Genel yorumlarda da sıkça söylendiği gibi bu hikâye sadece bir aşk meselesi değil; gurur, söz, inat ve kaderle didişmenin hikâyesi. Ve yine değişmeyen otorite figürleri, korkular ve halk… Doğa ise neredeyse başlı başına bir karakter. Sevgiler
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Tekin Yayınevi · 198136,1bin okunma
7/10
·560 syf.··
2025 43. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 02:16
Gökyüzünde Nehirler Var okurken bana şunu hissettirdi: İnsanlık sandığımız kadar yeni değil, sorularımız da acılarımız da çok eski… Elif Şafak bu kitapta bizi alıp medeniyetin doğduğu yere, Mezopotamya’ya götürüyor Yazının, destanların ve ilk şehirlerin ortaya çıktığı topraklara… Ve tam kalbine Gılgamış Destanı’nı yerleştiriyor. Çünkü Gılgamış, ölümsüzlüğü arayan ilk insan, dostluğu tanıyan ilk kahraman. Bugün hâlâ “ölüm nedir, insan neden hatırlanmak ister?” diye soruyorsak, bunun kökü orada. Farklı zamanlarda, farklı hayatlar okuyoruz ama hepsi görünmeyen bağlarla birbirine tutunuyor. Sanki gerçekten gökyüzünde nehirler var ve hepsi aynı hafızaya akıyor. Kitap boyunca su, sadece akan bir şey değil; hatırlayan, saklayan bir varlık gibi. Ezidilerle ilgili bölümler ise insanın içini acıtıyor Tarih boyunca defalarca zulme uğramış, yok sayılmış bir halk… Aynı acının farklı çağlarda tekrar etmesi çok sarsıcı. Kitap bunu bağırarak değil, sessizce anlatıyor ama etkisi uzun süre geçmiyor. Genel olarak bu kitap bana şunu düşündürdü: Geçmiş, geçmişte kalmıyor. Mezopotamya’da başlayan hikâye bugün de devam ediyor. İnsan değişiyor gibi görünüyor ama acılar, korkular ve umutlar pek değişmiyor Kolay okunan bir kitap değil ama bittiğinde insanda iz bırakıyor. Hani bazı kitaplar vardır, kapatınca hemen unutamazsın… Gökyüzünde Nehirler Var tam olarak öyle bir kitap
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,708 okunma
Hepimizin Bir Hikayesi Var/ İrfan Yusuf İlter
Puan vermedi·84 syf.··
2026 5. kitabı
Yazarının bir mecburiyet neticesinde kaleme aldığı, 12 hikayeden oluşan bir kitap "Hepimizin Bir Hikayesi Var". Her insanın yaşayabileceği ya da yaşadığı olaylar var bu kitapta. Zaten kapağı da insanlarla dolu. Sıradan, dikkat çekmeyen insanlarla. 2022 yılında okurla buluşan bu kitabın da bir hikayesi var! Yazarı İrfan Yusuf İlter, geçmişte yaşadığı tatsız bir telif meselesi sebebiyle bu kitabı çıkarmak zorunda kalmış. Asıl amacı bu hikayelerden roman ve senaryo üretmekmiş. İyi ki de çıkarmış, diyelim. Eserleri arasında hikaye türü olan tek kitabı Hepimizin Bir Hikayesi Var kitabıdır. Editörlüğünü, kapak tasarımını, tanıtım yazısını yazar kendisi yapmış. Günümüzde bu tür "emek" kokan kitaplara pek rastlanmıyor. 85 sayfalık; metroda, okulda, işte, kısacası bir günde okuyup bitirebileceğiniz, ruhu incinmeden kitaplığınıza koyacağınız bir kitap. Sayfa sayısı az, anlatılacaklar sınırlı. O nedenle her hikayeyi tek tek inceleyip okumak isteyen kişilerin hevesini kırmak istemem. En sevdiğim hikayeye kısaca değinip geçeceğim; Motosiklet. Motosiklet tutkunu anlatıcının, kendisi gibi bu işe gönül vermiş bir çiftle tanışması ve onların evlilik yolundaki adımlarını merak etmesi ile başlıyor hikaye. Devamı tam bir kaos; kötü anlamda değil elbette. Okurken insanı güldüren, eğlendiren, sevindiren türden bir "yanlış anlaşılma" mevzusu. Kitaptaki hikayeler yazarın hayatıyla örtüşen gerçeklikler taşıyor. Tabii bunları yazar yaşamış gibi düşünerek okumak yanlış bir bakış açısı olur. O yüzden bu fikirlere kapılmayarak okumak en doğrusu. Yazar kitabın ön sözünde demiş ki; Hayat, düşünmek için sıkıcı, yaşamak için çok kısa. Bunu kaç kişi mantar panosuna asıp her sıkıştığında okuyordur acaba? İz bırakan hikayesi olan herkese, demiş değerli İlter. Bunu çok güzel örneklemiş de. Hepimizin bir
Hepimizin Bir Hikayesi Varİrfan Yusuf İlter · Gece Kitaplığı · 20222 okunma
Herkese Selamlar Sizlere harika hem duygu yoğunluğu hemde gizem olan bir eser ile geldim. Kitap ince olduğu için çabucak bitti ama seri olucağını duyunca çok sevindim ve şimdi kitabın çıkmasını bekliyorum. Birbirini yaralarına rağmen seven Gece ve Efken’in hikayesini okuyacaksınız. Gece’nin karanlık geçmişi sürekli kriz geçirip bayılmasına sebep oluyordu. Efken peşindeki adamların ona zarar vermemesi adına onu bıraktığında Efken’in en yakın arkadaşı Hazar gelmişti Gece’nin yanına. Hazar’da Gece’ye tutulmuştu ve bunu Efken’e söylemekten çekinmiyordu. Gece ise zaman zaman anılarını hatırlıyor o karanlık günlerde içinde barındığı küçük kıza tutunuyordu. Onlar belkide saramadığı yaralarını seviyorlardı. Gece daha önce zehir satıcısı iken bir çok kişinin hayatına mal olmuş bunun acısını kabullenememişken annesi ve babasını bir gün kanlar içinde yerde bulduğunda kaçışı başladı. Şimdi artık yalnız değildi Efken onunla birlikte ve onu koruyordu. Kaçtığı silahlı adamlar peşinde iken onlar tüm bu duvarları alabilecek miydiler… “Neden sürekli kaçmak ve saklanmak zorundayız?” “Ölmekten korkuyor musun?” “Hayır…” “Eminim toprağın altındakiler bizden daha canlıdır.” “Hissettiğin hiçbirşeyi unutamazsın Gece..”
His Mabediİrem Gürbüz · Oleksa Yayınevi · 202318 okunma