De ki: "Ben yalnız Rabbime yalvarırım ve O'ndan başka hiç kimseye ilahlık yakıştırmam."
De ki: "Size zarar vermek yahut doğruyu eğriden ayırd etme bilinciyle sizi donatmak benim elimde değildir."
De ki: "Gerçek şu ki hiç kimse beni Allah'a karşı koruyamazdı ve O'ndan kaçıp saklanacak hiçbir yer bulamazdım."
Hz. Musa (a.s) Rabbiyle olan mikatından sonra kavminin yanına döndüğünde buzağıya taptıklarını görünce şöyle dedi:
“Siz dünya hayatına razı gelip ahiretten vaz mı geçtiniz?”
“Yoksa size zaman mı çok uzun geldi?” Ne dediniz? Üç beş gün değil ki kardeşim! Hep ahiret, hep ahiret dedik, bekledik ama artık dayanamadık mı dediniz?
“Siz basit ve değersiz olanı alıp da hayırlı olanı bırakıyor musunuz gerçekten?” Allah’ın size vaad ettiği değerli değil miydi? Cenâb-ı Hakk’ın vaad ettiğinden vaz mı geçtiniz, dedi.
“Şayet rasyonel akıl, kendi koyduğu yasaya tâbi olmazsa başkalarının dayattığı yasanın boyunduruğu altına girmek zorunda kalır, zira en büyük saçmalık bile olsa herhangi bir yasa olmaksızın hiçbir [düşünce] kendi eylemini uzun süre devam ettiremez. Dolayısıyla, düşüncede yasasızlık ilânının (rasyonel aklın kısıtlarından kurtuluşun) kaçınılmaz sonucu, neticede düşünme özgürlüğünün kaybedilmesidir.”