o gece, yatağıma uzandım ve konfüçyüs'ün kitabını rastgele açtım. daha ilk özlü sözde, ''bilge sakin ve dingindir; sıradan insan kaygıların altında ezilmiştir.'' diyordu, ürperdim; bu ifade bana grand hotel'in helacı kadınını anımsatıyordu. ''mutlu insan azla yetinir'' , ''her şeyde doğru mekanı korumaya özen gösterin.'' cümleler birbiri ardına yankılandıkça, her biri bayan ming'in ağzından duyduklarımın yansıması olarak zuhur ediyordu.
«Son on yıl içinde yüzlerce "canavar", insana benzemeyen yüzlerce yaratık görmüştüm öyle; Anne'yle Baba'nın çocukları, ötekilerden korkunç delğildi doğrusu - ama yüzüne bakamıyordu insan. Karnı büyük bir davul gibi şişmişti - ölümün çaldığı bir trampete benziyordu. O "davul"un derisi, kara lekelerle kaplıydı, açlık lekeleriyle, "kwaorte" denilen lekelerle. Bacakları, çekirge bacakları gibi incecikti. Ama en çok saçları dokunuyordu insana - benim saçlarım gibi ağarmıştı. Ben, yaşama tutkunu olan ben bile, o korkuluğu görür görmez iliklerime kadar ürperdim - az kalsın kusacaktım.»
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«Seher yeli, kucak dolusu kumlar getiriyordu çölden, dünyamızı öldüren ilaçların kokusunu getiriyordu; o koku hala zehirlemekteydi yeryüzünü. Ürperdim. Yaşlanmış gibi oluverdim birdenbire, üşüdüm. Umutlarım öylesine kırılmıştı ki, kendi kendime sordum: bu korkunç yaşama savaşını sürdürmeye değer miydi?»
— İlerde kitap falan olmayacak. Herşeyi internetten okuyacaksın.
dedi, dediğinden pek emin, kaşları kalkık, elleri dijital adam.
Birden ürperdim. Ne yani? Artık kitap okunmayacak mı? Usum bunu içine sığdırmakta zorlanıyor.
— İnternet kullanmayan n’apıcak?
sorusunu serdim masanın rengârenk nakışlı örtüsüne.
— İnternet kullanmayan kalmayacak.